Kültür-sanat dünyasında denetimsizlik ve kayıt dışı istihdam nedeniyle yaşanan emek sömürüsü hız kesmeden devam ediyor. Kostüm ekibinden teknik personele, temizlik görevlisinden yardımcı oyuncuya kadar sektörün her kademesinde çalışanlar; ajanslar, işverenler ve sistem tarafından mağdur ediliyor. Bu sarmalın en ağır yükünü ise sektörün en korumasız grubu olan figüranlar çekiyor. Sağlık sigortası ve iş güvenliğinden mahrum bırakılan bu emekçiler arasında, çalışma izni bulunmayan yabancı uyruklu bireyler de yer alıyor. Denetim eksikliği; setlerde istismar, mobbing ve şiddetin önünü açıyor.
Setlerdeki Çalışma Koşulları ve Ücretler Ne Durumda?
Geçim sıkıntısı ve işsizlik nedeniyle bu şartlara boyun eğmek zorunda kalan emekçiler, günlük ortalama 800-1000 TL arası bir kazanç için 12 ile 24 saat arasında mesai harcıyor. Bazen sadece 5 dakikalık bir sahne çekimi için dondurucu soğukta ya da kavurucu sıcakta 16 saat boyunca sokaklarda bekletildiklerini dile getiriyorlar.
Sektör Temsilcileri Bu Sömürü Hakkında Ne Diyor?
Sinema Emekçileri Sendikası (Sine-Sen) Genel Başkanı Galip Görür, ülkedeki genel işsizlik sorununun kültür-sanat alanındaki sömürüyü körüklediğini ifade etti. Görür, “En alttaki emekçiler, en güvencesiz koşullarda çalıştırılıyor” diyerek, figüranların yaşadığı zorlukları şu sözlerle aktardı:
“Birçok kişi günlük 900-1000 TL kazanıp evine ekmek götürebilmek için figüranlık yapıyor. Ancak sabahın erken saatlerinde sete götürülüyor, gün boyu depolarda ya da çekim alanından uzakta bekletiliyorlar. Çoğu zaman sadece birkaç saat kamera karşısına geçseler de 13-24 saate varan sürelerle sette tutuluyorlar. Bizim itiraz ettiğimiz noktalardan biri de bu bekleme sürelerinin çalışma süresinden sayılması gerektiği”
Görür, figüranların eşya gibi depolarda bekletildiğini ve kimin sahnede yer alacağına son saniyede karar verildiğini belirterek, “Kimin çalışacağına son anda karar veriliyor; bazıları hiç kullanılmadan geri gönderiliyor. Uzun mesailerin ardından hak ettikleri ücretleri ise çoğu zaman günler, hatta haftalar sonra alabiliyorlar. Bazı durumlarda ücretler hiç ödenmiyor” dedi. Sömürünün odak noktasının ajanslar olduğunu kaydeden Görür, bazı ajansların kayıt ücreti talep ettiğini veya ilk üç işin ücretsiz olması şartını koştuğunu, ancak sonrasında düzenli iş verilmediğini ekledi.
Setlerde Mobbing ve İnsani Şartlar Nasıl?
Mobbingin sektörde kronik bir sorun haline geldiğini belirten Görür, “İnsanlara isimleriyle değil, ‘şişko kadın’, ‘uzun’, ‘yaşlı teyze’ gibi aşağılayıcı ifadelerle hitap ediliyor. İnsan onurunu zedeleyen bu yaklaşım maalesef sektörde sıkça görülüyor” ifadelerini kullandı. Yeni başlayanların “staj” adı altında bedavaya çalıştırıldığını, can güvenliğinin hiçe sayıldığını ve “merdiven altı” ajansların tehlike saçtığını vurguladı. Görür, “Sektörde işsizlikten beslenen, duygusal motivasyonlarla meşrulaştırılan bir sömürü düzeni var. Güvencesizlik, sigortasızlık, ücretlerin ödenmemesi ve örgütsüzlük bu düzeni ayakta tutuyor. Bu alanın mutlaka örgütlenmesi ve denetlenmesi gerekiyor” dedi.
Figüranlar Yaşadıkları Zorlukları Nasıl Anlatıyor?
Yardımcı oyunculuk yapan Güney Al, setlerin genellikle emekliler ve öğrencilerden oluştuğunu belirterek piyasanın bu yüzden düşük kaldığını söylüyor. Al, “Bu şekilde figüranlığın da içi boşalmış oluyor, kolay figüran bulunabildiği için piyasası hep düşük kalıyor. Ajans sahipleri insan gibi davranmıyor, düşük ücrete ne kadar sömürebiliyorsa sömüror. Bunu yaparken korkmuyorlar çünkü ‘ne de olsa yenisini bulurum’ diyorlar” dedi. Yemeklerin kalitesizliğinden ve maruz kaldıkları kötü muameleden yakınan Al, “Dönem dizilerinde yaz sıcağında kalın kostümlerle saatlerce bekletildiğimiz oldu. Gerçekten çok zor koşullar. En ufak bir ihtiyaç için yerinden ayrılan figüran bile azarlanabiliyor. Tuvalete gitmiş olsa bile ‘Sana burada bekle demedim mi?’ denilebiliyor. Çoğu kişi işinden olmamak veya diğer setlere de çağırılmak için susmak zorunda kalıyor” şeklinde konuştu.
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tarih bölümü mezunu ve 15 yıl insan kaynakları deneyimi olan bir başka emekçi ise işsiz kalınca figüranlığa başladığını anlatıyor: “İnsanlar perişan şekilde çalışıyor. 1 dakikalık iş için saatlerce soğukta bekletildiğimizi biliyorum Aç, susuz şekilde çalıştırılıyor, sette çalışan herkes tarafdan en alt sınıf olarak görüldüğümüz için eziliyorduk. Oysaki okul okumuş ve ataması yapılmamış işsiz bir öğretmen olarak orada bulunuyordum. Yalnızca Türkler değil, kayıtsız gelen Suriyeli, İranlı yurttaşlar, emekliler, öğrenciler…. Figüran olarak tanıştığım herkes yoksulluk nedeniyle bu işte çalışıyordu”
Kadın Çalışanlar İçin Sektörün Zorlukları Neler?
Uzun süredir bu işi yapan Gonca Akkuş, kadınların ek olarak cinsiyetçilik ve tacizle karşılaştığını belirtiyor. Akkuş, “‘Yemek yiyelim, çıkalım, beraber takılalım’ gibi sözler bazen arkadaşlık sınırını aşıp tacize dönüşüyor. İşini kaybetmek istemediği için buna ses çıkaramayan birçok genç kadın var. Kendini savunamayan ya da sektöre yeni adım atan kadınlar bu durumdan daha fazla etkileniyor” dedi. Ayrıca tuvaletlerin yetersizliği, kıyafet değiştirme alanlarının yokluğu ve karavanlara alınmamaları gibi sorunlara değindi.
Ajansların estetik ve güzellik baskısına da dikkat çeken Akkuş, “Belli bir kiloda olmak, bakımlı görünmek, estetik yaptırmış olmak gibi beklentiler öne çıkıyor. Güzel bulunmayan ya da dış görünüşü beklentilere uymayan kişiler daha az tercih ediliyor. Oyunculara karşı son derece nazik davranılırken figüranlara emir verir gibi konuşuluyor. Bu ayrımcılık zamanla insanı sektörden soğutuyor. Kadınlar arasında güzellik seviyelerine göre ayrımcılık yapılıyor” ifadelerini kullandı. Akkuş son olarak ajansların “oyuncu yapma” vaadiyle gençlerden eğitim ücreti aldığını ancak diyaloglu rollerde bile ödeme yapmadığını belirtti.




