Filistinli ney virtüözü ve perküsyon ustası Faris Ishaq, yeni çalışması JASAD için gerçekleştirdiği turnenin açılış konserini İstanbul’daki Arter’de düzenledi. Arapça dilinde “beden” manasına gelen JASAD, sanatçının akustik müzik felsefesini vücut, nefes ve ritim üçgeninde kurguladığı en yeni projesi olarak dikkat çekiyor.
Müzik dünyasının dijital üretim süreçlerine evrildiği bu çağda, Ishaq’ın tercih ettiği akustik metot sadece sanatsal bir yaklaşım değil, aynı zamanda el emeği ile teknolojinin hızlı üretim gücü arasındaki çelişkiyi de simgeliyor.
Kim: Faris Ishaq ve Enstrümanı ile Olan Bedensel Bağı
Ishaq’ın sanatının temelinde yalnızca kullandığı çalgı değil, kendi bedeni de merkezi bir rol oynuyor. Müziğinin kökenlerini ve icra tekniğini anlatan sanatçı, “Müziğimin kökleri Filistin müziğine, daha geniş anlamda ise Arap ve Ortadoğu müzik geleneklerine dayanıyor. Bunun yanı sıra Global Jazz’dan ve kültürlerarası müzikal diyalogdan da besleniyorum. Ney ile bacağıma monte ettiğim çerçeve davulu aynı anda çalıyorum. Bazen yaklaşımımı bir elektronik müzik prodüktörünün yaptığı işe benzetiyorum; tek fark, benim bütün ses dünyamı bu iki enstrümanla kurmam. Melodileri, ritimleri ve akustik efektleri gerçek zamanlı olarak bir araya getirerek canlı ve katmanlı bir ses yaratıyorum.” ifadelerini kullanıyor.
Dabke dansı geçmişini müziğine entegre eden sanatçı, çerçeve davulunu ney çalma pratiğinin bir parçası olarak gördüğünü şu sözlerle dile getiriyor: “Ney icramda vurmalı dil tekniklerini yoğun biçimde kullanıyor, ritmin içinde ve çevresinde hareket ediyorum. Ayrıca okul yıllarımda profesyonel olarak Filistin dabkesi yaptım. Dabke, ritmik ayak vuruşlarını ve hareketi yoğun biçimde kullanan bir dans. Bu hareketlerin bir bölümünü bacağıma monte ettiğim çerçeve davula aktarıyorum. Bu, hareketle müzik arasında bağ kurmanın bana özgü yolu”.
Ne: “Nefes Almak Hayattır” Felsefesi ve JASAD Albümü
Sanatçı için nefes, müziğin en temel ve yaşamsal bileşeni. Bu kavramı hayatla ilişkilendiren Ishaq, “Nefes almak hayattır! Dünyada büyük bir çılgınlığın, trajedinin ve belirsizliğin içinden geçiyoruz. Ney aracılığıyla, insana denge ve iyileşme alanı sunan sürükleyici bir müzik deneyimi yaratmak istedim. Bunu yaparken neyin köklerine ve geniş müzikal olanaklarına da saygı göstermek istiyorum. Hem müzik terapisi geçmişinden geliyorum hem de profesyonel olarak Global Jazz alanında müzik yapıyorum. JASAD, pratiğimin bu iki yönünün buluştuğu yer.” diyor.
Niçin: Yapay Zekâ Teklifini Neden Reddetti?
Ishaq’ın akustik üretim konusundaki ısrarı, geçmişte karşılaştığı bir iş teklifiyle daha da pekişmiş. Bir yapay zekâ firmasının kendisine yüksek meblağlı bir teklif sunduğunu belirten sanatçı, durumu şöyle özetliyor: “Bir yapay zekâ şirketi bana ulaştı ve birkaç yıl boyunca garantili çalışma imkânı sunan, oldukça yüksek ücretli bir iş teklif etti. Yapmam gereken, ney sesini kaydedip onların yapay zekâ sistemini bu seslerle beslemekti. Elbette reddettim; çünkü bütün bu fikri etik açıdan son derece rahatsız edici buldum.”
Müziği sadece bir son ürün değil, yıllara yayılan bir uzmanlaşma süreci olarak gören sanatçı, “Benim için müzik yalnızca ortaya çıkan nihai sesten ibaret değil” diyerek ekliyor: “Müzik, bir zanaat geliştirmek, bir enstrümanla yıllar geçirmek demek. Teknolojinin, o zanaatı gerçekten geliştirmek için gereken süreç yaşanmadan sonucu ortaya çıkarabildiği bir kültürde ciddi bir tehlike olduğunu düşünüyorum. Bununla birlikte müzik teknolojisine karşı değilim. Kendi zanaatlarını geliştirmek için yıllarını harcamış ve seslerini bambaşka alanlara taşıyan inanılmaz elektronik müzisyenler ve prodüktörler var. Tamamen akustik bir yaklaşımdan geldiğim için bu tür sanatçılarla iş birliği yapmayı çok seviyorum. Bu proje aslında insanın üretme becerisi ve bunun bugün ne anlama geldiği üzerine bir söz söyleme çabası. Binlerce yıllık geçmişe sahip bir enstrümanı çalmanın bugün hâlâ radikal biçimde çağdaş olabileceğini göstermek istedim. Özetle proje, yalnızca ney ve bacağıma monte ettiğim çerçeve davuldan çıkan sesleri kullanarak, ney melodilerini, akustik efektleri ve ritimleri gerçek zamanlı biçimde bir araya getirip çok katmanlı bir akustik ses dünyasını nasıl yaratabileceğimi araştırıyor.”
Nasıl: Tashbib ve Caz Arasındaki Ritmik Köprü
Filistin’in geleneksel Tashbib tarzı ile caz doğaçlamalarını birleştiren sanatçı, bu iki türün ortak paydasını şu şekilde analiz ediyor: “Filistin Tashbib’i, geleneksel nefesli çalgıları melodik ve vurmalı bir yaklaşımla çalma biçimidir ve Arap ülkelerinde farklı isimlerle anılır. Filistin’de buna Tashbib diyoruz; kelime anlamıyla ‘gençleşmek’ demek. Neşe, ritim ve toprağa bağlılıkla dolu bir müzik. Müzikal açıdan Tashbib, geleneksel Filistin şarkılarının ve dabke dansındaki ayak vuruşlarının ritimleriyle iç içe gelişen bir doğaçlama alanı açıyor. Tashbib ile cazı bir araya getirmek özellikle ilgimi çekti; çünkü her ikisi de kimlikle bağlantılı bir doğaçlama ruhunu paylaşıyor. İkisinde de ritimle kurulan esnek bir ilişki var”.
Müzikal kökleri hakkında son değerlendirmesini yapan Ishaq, “Makam, caz ve John Coltrane arasındaki bağlantıları anlatmak için bir makale yazmam gerekir. Ama birkaç kelimeyle söylemek gerekirse, makam ve caz tetrakordlar etrafında şekilleniyor. Makam müziğinde müzikal renk daha çok melodi ve ifade üzerinden oluşurken cazda armoni ve yapı üzerinden biçimleniyor. Bu iki müzik dilini bir araya getirmek bana çok doğal geliyor. Coltrane ise cazdaki en büyük ilham kaynağım. Onun sesini dinlemek insanı dönüştüren bir deneyim.” diyerek John Coltrane’in üzerindeki etkisini vurguluyor.
Faris Ishaq, JASAD albümüyle ney ve çerçeve davulu harmanlayarak yapay müdahalelere ihtiyaç duymadan zengin bir işitsel evren oluşturuyor. Sanatçı, “Müzik yalnızca ortaya çıkan nihai sesten ibaret değil. Müzik, bir zanaat geliştirmek, bir enstrümanla yıllar geçirmek demek” sözleriyle zanaatın paha biçilemez değerini bir kez daha anımsatıyor.




