Dünyaca ünlü Kanadalı yıldız Celine Dion, uzun süredir mücadele ettiği nadir görülen hastalığının ardından sahnelere muhteşem bir dönüş yaptı. Milyonların sevgisini kazanan sanatçı, yaşadığı tüm fiziksel zorluklara rağmen müziğe olan tutkusundan vazgeçmediğini kanıtlayarak Paris’te hayranlarıyla bir araya geldi.
Katı Kişi Sendromu ile Zorlu Savaş
Ünlü şarkıcı, ilk olarak 2008 yılındaki dünya turnesinde yüksek notalara çıktığı esnada ses tellerinde kontrol edilemez sarsıntılar ve spazmlar (ani, istemsiz, ağrılı kasılma) hissetmeye başladı. Zaman içerisinde bu kasılmalar; bacaklarına, karnına, kaburgalarına ve sırtına kadar yayıldı. Uzun bir müddet doktorların reçete ettiği kas gevşetici ve sakinleştirici ilaçlarla ayakta kalmaya çalışan sanatçının ağrıları 2020 yılında dayanılmaz bir noktaya ulaştı. Yaşadığı spazmlar o kadar şiddetliydi ki kaburga kemiklerinin kırılmasına yol açabiliyor, boğazındaki kas kilitlenmeleri ise her seferinde biri onu boğuyormuş hissi yaratıyordu. Soğuk hava, ani sesler, irkilmeler, hatta sevinç ve üzüntü gibi duygusal değişimler bile sağlığını etkiler hale gelmişti. Pandemi sürecinde yapılan detaylı tetkikler sonucunda Dion’a katı kişi sendromu (stiff person syndrome) teşhisi konuldu.
Disiplinli Bir İyileşme Süreci
Hastalığının kesin bir tedavisi olmamasına rağmen Dion, büyük bir direnç gösterdi. 2022 yılında Instagram üzerinden yaptığı bir paylaşımla ilk kez hayranlarına durumunu açıklayan sanatçı, bir yıl sonraki turnesini iptal ettiğini duyurdu. Bir süreliğine sessizliğe bürünen Celine Dion, o tarihten bu yana bir sporcu disipliniyle çalışıyor. Kasılmalarını dizginlemek ve esnekliğini muhafaza etmek adına haftada üç gün pilates, iki gün ise bale yapıyor. Ayrıca sesini korumak için ses terapisi alıyor ve doktor gözetiminde ilaç tedavisine devam ediyor.
“Durmayacağım”: Paris’te Duygusal Buluşma
Dion, iki yıl önce yayınlanan ‘Ben: Celine Dion’ (I Am: Celine Dion) belgeselinde, “Koşamazsam yürürüm, yürüyemezsem sürünürüm… Durmayacağım” diyerek mücadelesini özetlemişti. Bu sözünün arkasında durduğunu 12 Eylül tarihinde Paris’teki Plenitude Arena’da verdiği konserle ispatladı. Kapalı gişe gerçekleşen etkinlikte Fransızca ve İngilizce şarkılardan oluşan seçkisiyle 35 bin kişinin karşısına çıktı. Seyircilerin ilk notalarla birlikte ayağa kalktığı konserde oldukça duygusal anlar yaşandı. Dion, o geceki geri dönüşünü şu sözlerle dile getirdi: “Sonunda yeniden hep birlikte olmak inanılmaz. Geri döneceğime ve yeniden sahnede olacağıma söz vermiştim. İşte buradayım; sizin için, kendim için, hayat için şarkı söylüyorum.”
Milyonda bir ya da iki kişide görülen bu nadir hastalıkla savaşan 58 yaşındaki sanatçı, dünyanın dört bir yanındaki milyonlarca seveninin desteğiyle bu süreci aşmış görünüyor. Dion’un Paris konserleri ekim ayının ortasına dek sürecek. Ayrıca 2027 yılının mayıs ayında yine Paris’te 10 konserlik bir seri daha gerçekleştirecek.
Zirveye Uzanan Bir Yaşam Öyküsü
Dion’un başarılarla dolu ancak zorluklarla harmanlanmış hayat hikayesi, 1968 yılında Montreal yakınlarındaki bir banliyö kasabasında başladı. 14 kardeşin en küçüğü olarak dar gelirli fakat sevgi dolu bir ailede büyüdü. Babasının işlettiği piyano barda, annesi mutfakta çalışırken kardeşleri enstrüman çalıp şarkı söylüyordu. Henüz 10 yaşındayken orada şarkı söylemeye başlayan Celine, küçük bir hayran kitlesi edinmişti.
Büyük Aşk ve Kariyer Başlangıcı
12 yaşındayken menajeri René Angélil ile tanışması hayatının dönüm noktası oldu. Dion 19, Angélil ise 45 yaşındayken başlayan ilişkileri, yedi yıl sonra evlilikle taçlandı. Aralarındaki 26 yaş farkı uzun süre tartışılsa da evlilikleri 2016 yılında Angélil’in kanser nedeniyle vefatına kadar sürdü. Bu büyük kaybın üzerinden henüz 48 saat geçmeden sanatçının abisi Daniel Dion da aynı hastalıktan hayatını kaybetti.
Müzik kariyerine 13 yaşında, sözlerini annesi ve abisiyle yazdığı Fransızca ‘Ce n’était qu’un rêve’ (Sadece bir rüyaydı) teklisiyle başladı. Aynı yıl çıkardığı iki albümle efsanevi yolculuğunun temelini attı. 1988’de, 20 yaşındayken Eurovision Şarkı Yarışması‘nda birincilik elde etti. Kariyeri boyunca 16 kez aday gösterildiği Grammy ödüllerinden 5’ini kazandı. ‘Titanic’ filmi için seslendirdiği efsanevi ‘My Heart Will Go On’ parçasıyla En İyi Şarkı dalında Oscar aldı. Bugüne kadar toplam 27 stüdyo albümüne imza atan sanatçı, üç oktavlık devasa bir vokal gücüne sahip.
Müziğe Olan Tutku
Sahnelere altı yıllık bir aradan sonra dönen sanatçı, kısa süre önce ‘Dansons’ (Haydi Dans Edelim) adlı bir parça yayınladı. Şarkıdaki “Dans edelim dik durmak ve öyle kalabilmek için / Çünkü bunu kendimize borçluyuz…” sözleri, onun zorluklara karşı direnişini simgeliyor. Belgeselinde “Sesim hayatımın orkestra şefiydi. Onu takip ediyordum… Sesin sana neşe getirdiğinde kendinin en iyisisin” diyen Dion, tüp bebek tedavisiyle 2001’de ilk oğlu René-Charles’ı, 2010’da ise ikizleri Eddy ve Nelson’ı kucağına almıştı.
Dört yıl önce Avrupa turnesini iptal etmek zorunda kalan Kanadalı şarkıcı, bir röportajında hislerini şu şekilde özetlemişti: “Konser vermek zor değil, konseri iptal etmek zor.”




