Yaz mevsiminin gelmesiyle beraber artan nem ve hava sıcaklıkları, özellikle kronik böbrek rahatsızlığı bulunanlar ve diyaliz tedavisi gören hastalar için ciddi sağlık risklerini beraberinde getiriyor. Vücudun aşırı terleme yoluyla sıvı kaybetmesi, böbreklere ulaşan kan miktarını azaltırken; kreatinin ve elektrolit seviyelerinde ani oynamalara yol açabiliyor.
Türkiye’de Her 6-7 Kişiden Biri Risk Altında
Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk, Türkiye genelinde her 6-7 kişiden birinin kronik böbrek hastalığı tehdidiyle yaşadığını ifade ederek, sıcak havalarda yeterli su tüketiminin hayati bir mesele olduğunu dile getirdi. Sıcakların böbrek hastalarını sağlıklı kişilere göre çok daha olumsuz etkilediğini kaydeden Erk, “Aşırı sıcaklar ve susuzluk böbrekler üzerindeki yükü daha da artıracaktır” uyarısında bulundu.
Sıvı Kaybı Böbreklerin Çalışma Düzenini Bozuyor
Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Nadir Alpay, yaz döneminde yüksek sıcaklık, yoğun terleme ve susuzluğun kan değerlerinde belirgin değişimlere sebep olabileceğini belirtti. Dr. Alpay, böbreklerin sıvı-elektrolit dengesini koruma yeteneği azaldığında çevresel şartların vücut dengesini çok daha kolay bozabileceğine dikkat çekerek şunları söyledi:
“Böbreklerin sıvı ve elektrolit dengesini düzenleme kapasitesi azaldığında, sıcak hava gibi çevresel şartlar vücudun hassas dengesini daha kolay bozabiliyor. Sıcak havalarda terleme yoluyla yalnızca su değil, sodyum ve potasyum gibi elektrolitler de kaybediliyor. Yeterli sıvı alınmadığında damar içindeki kan hacmi azalıyor.Bu durum böbreklere ulaşan kan akımının düşmesine neden olabiliyor. Böbrekler ise bu tabloya karşılık süzme hızını azaltarak ve idrarı yoğunlaştırarak vücudun sıvı kaybettiğinin işaretlerinden biri olabiliyor. Yüksek sıcaklık, aşırı terleme veya hamam ve sauna gibi yoğun ısıya maruz kalınan ortamlarda meydana gelen sıvı kaybı, böbreklere giden kan akımını azaltabiliyor.”
Kreatinin Yüksekliği ve Kalıcı Hasar Riski
Vücuttan böbrekler vasıtasıyla atılan kreatinin maddesinin, böbrek perfüzyonunun düşmesiyle kanda yükselebileceğini belirten Doç. Dr. Nadir Alpay, bu durumun her zaman kalıcı hasar anlamına gelmediğini ancak dikkatli olunması gerektiğini vurguladı:
“Kreatinin böbrekler aracılığıyla vücuttan atıldığı için böbrek perfüzyonunun azalması, kanda kreatinin düzeyinin yükselmesine neden olabiliyor. Bu yükselme her zaman kalıcı bir böbrek hasarı anlamına gelmeyebilir; sıvı kaybına bağlı geçici bir değişiklik de söz konusu olabilir. Ancak sıvı kaybı zamanında fark edilmez ve düzeltilmezse, özellikle kronik böbrek hastalarında akut böbrek hasarı gelişme veya mevcut böbrek hastalığının ilerleme riski ortaya çıkabiliyor. Kronik böbrek hastalarında özellikle potasyum dengesindeki bozulmalar önem taşıyor. Potasyumun kanda yükselmesi, kalp ritmi açısından ciddi sorunlara yol açabilecek bir durum olduğundan, bu hastaların sıcak havalarda daha dikkatli olması gerekiyor. Sodyum düzeyleri ise kaybedilen su ve elektrolitin miktarına ve kişinin mevcut hastalıklarına göre farklı yönde değişebiliyor. Bu nedenle kronik böbrek hastalarının sıcak havalarda gelişigüzel şekilde aşırı su veya elektrolit tüketmesi yerine, kendi hekimlerinin önerdiği sıvı ve beslenme planını uygulaması gerekiyor.”
Hamam ve Sauna Böbrek Hastaları İçin Riskli
Yoğun sıcaklık ve terleme nedeniyle hamam ile sauna gibi ortamlar, kronik böbrek hastaları için riskli bölgeler arasında yer alıyor. Bu tür yerlerde kısa sürede yaşanan büyük çaplı sıvı kaybı, zaten fonksiyonları kısıtlı olan böbreklerde akut kötüleşmeye zemin hazırlayabiliyor. Bu nedenle hastaların bu tür ortamlara girmeden önce mutlaka doktorlarına danışmaları tavsiye ediliyor.
Sıcaklarda görülen kreatinin artışının bazen sadece geçici sıvı eksikliğinden kaynaklandığını hatırlatan Alpay, “Ancak sıvı kaybının uzun sürmesi veya ağırlaşması, akut böbrek hasarına dönüşebiliyor. Bu nedenle sıcak havalarda susuz kalmamak, aşırı sıcak ortamlardan kaçınmak ve özellikle kronik böbrek hastalığı bulunan kişilerin doktorlarının önerilerine göre hareket etmesi büyük önem taşıyor” dedi.
Diyaliz Hastalarına Tatil İçin Planlama Önerisi
Başhemşire Figen Gül, hemodiyaliz tedavisi gören hastaların doğru bir planlama ile tatile çıkmalarının mümkün olduğunu belirtti. Gül, hastaların seyahat öncesi hazırlıkları hakkında şu bilgileri verdi:
“Diyaliz hastalarının tatil planını tedavinin gerekliliklerini göz önünde bulundurarak yapması gerekiyor. Diyaliz hastalarının seyahat öncesinde ilk yapması gereken, gidecekleri bölgede uygun bir diyaliz merkezi bulmak ve tatil tarihleri için önceden rezervasyon yaptırmak. Yola çıkmadan önce ise hastanın kendi diyaliz merkezinden gerekli tıbbi belgeleri alması gerekiyor. Son diyaliz gününde epikriz raporunun alınması, varsa diyaliz raporlarının ve özellikle seroloji sonuçlarının yanında bulundurulmasını öneriyoruz.”
Kaynak: İHA | Bu içerik Nilgün Arabacı tarafından yayına alınmıştır.




