Sağlık Bakanlığı tarafından hayata geçirilen ve kısa adı REDES olan “Risk Esaslı Denetim Sistemi”, tıp dünyasında ve sağlık sektöründe yeni bir tartışma başlattı. Yapay zeka destekli bu teknolojik altyapı, sağlık hizmetlerindeki her adımı mercek altına alırken, hekimler ve eczacılar üzerindeki denetim baskısını artırıyor.
Modern Denetim: REDES Nedir ve Nasıl Çalışır?
REDES Koordinatörlüğü Yönergesi’nde yer alan bilgilere göre bu yapı; sağlık hizmeti sunumunda gerçekleşebilecek yolsuzluk, israf veya usulsüzlük ihtimallerini veri madenciliği teknikleriyle saptayan modern bir teftiş mekanizmasıdır. Sistem, bir doktorun yazdığı ilaçtan, hastanın bu ilacı hangi eczaneden temin ettiğine kadar tüm süreci dijital olarak takip ediyor. Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu bünyesindeki koordinatörlükçe hazırlanan analiz raporları, ilgili hastanelerin başhekimliklerine iletiliyor. Bu aşamadan sonra başhekimler, kapsama giren hekimlerden sözlü veya yazılı olarak savunma talep ediyor.
Hekimler arasında endişeye yol açan bu uygulama, 29 Kasım 2024 tarihli Bakanlık oluruyla resmen yürürlüğe girdi. Sağlık Bakanlığı’nın 2025 Faaliyet Raporu verilerine göre, sistem hızla operasyonel hale getirildi. REDES çalışmaları doğrultusunda 2025 yılı içerisinde 44 istihbarat raporu, 42 REDES raporu, 59 değerlendirme raporu, 1 muhakkik rehberi ve 1 REDES araştırma raporu hazırlandı. Bu süreçte hazırlanan 42 REDES raporunun 21’i için müfettiş görevlendirmesi yapıldı. Ayrıca, 61 farklı ilde toplam 3 bin 557 denetim faaliyeti gerçekleştirilirken, görevli 544 personele hem yüz yüze hem de online kanallarla eğitim sağlandı.
Hekimlerin ve Meslek Örgütlerinin Tepkisi
2026 yılına dair denetim verileri henüz paylaşılmamış olsa da aile hekimleri ve hastanelerdeki uzmanlardan gelen geri bildirimler, dijital takibin dozunun arttığını gösteriyor. Sağlık Bakanı’nın “sağlıkta illegaliteyle mücadele için dijital teftiş sistemlerimizi güçlendirmeye devam ediyoruz” sözleriyle savunduğu bu model, sağlık çalışanları tarafından bir baskı unsuru olarak algılanıyor. Ankara Tabip Odası, yaptığı açıklamada uygulamanın Anayasa’ya ve Tıbbi Deontoloji Nizamnamesine aykırı yönlerine dikkat çekerek, hekimlerin tedavi yöntemini seçerken mesleki ve vicdani bağımsızlığa sahip olması gerektiğini hatırlattı.
Hekimler, tıbbi kararların yapay zeka algoritmaları ve istatistiksel analizlerle sorgulanmasının meslek onuruna bir saldırı olduğunu savunuyor. İlaç yazımında halihazırda SGK’nın getirdiği kısıtlamalarla mücadele eden doktorlar, REDES raporlarıyla savunma vermek zorunda kalmalarının “çekinik tıbba” yol açabileceğini belirtiyor. Bu durumun, hastaların güncel tedavilere ulaşmasını zorlaştırabileceği ve doktorların risk almaktan kaçınmasına neden olabileceği ifade ediliyor.
Ekonomik Boyut: Fon Krizleri ve Şehir Hastaneleri
Ülkede yaşanan geniş çaplı borsa manipülasyonları ve “fon krizleri”, uzmanlar tarafından Kırmızı Pazartesi romanındaki sürece benzetiliyor. Toplumun büyük kesimi bu finansal oyunlarla mağdur edilirken, denetim odağının hekimlerin reçetelerine kaydırılması eleştiri konusu oluyor. Özellikle Kamu Özel İşbirliği (KÖİ) modeliyle inşa edilen 18 şehir hastanesindeki veriler dikkat çekiyor. Açık kaynaklara göre, bu 18 projenin 17’si yalnızca beş holding tarafından üstlenilmiş durumda. Daha da çarpıcı olanı, toplam 29 bin 425 yatak kapasitesinin 22 bin 435’i (yüzde 76) yatak sayısı sırasına göre Rönesans, Türkerler ve CCN isimli üç holdingin kontrolünde bulunuyor.
Bütçeye Maliyeti ve Sayıştay Raporları
Şehir hastanelerinin kamu bütçesine getirdiği yük, eski Bakan Fahrettin Koca’nın görevi devrederken yaptığı şu açıklamayla belgelenmişti: “KÖİ ile yapılan 18 hastanenin 25 yıllık maksimum fiktif nominal bedeli 322 milyar Euro’ydu. Bu bedeli 27,5 milyar Euro ile sınırlandırdık. Bütçeye yük olmasını önledik.” Ancak rakamlar hala devasa boyutlarda. Bu yılın ilk sekiz aylık döneminde 18 hastaneye ödenen kira ve hizmet bedeli 100 milyar 800 milyon TL’ye ulaştı. Bu da günlük ortalama 420 milyon TL ödeme yapıldığı anlamına geliyor. Son olarak yayımlanan Sayıştay Sağlık Bakanlığı 2025 Denetim Raporu da bu hastanelerle ilgili pek çok sorunun devam ettiğini ortaya koyuyor.
Sağlık camiası, suistimallerin önlenmesi için denetimin şart olduğunu ancak bunun hekimleri ve eczacıları rencide etmeden, mesleki bağımsızlıklarını zedelemeden yapılması gerektiğini savunuyor. Büyük kamu harcamaları ve KÖİ projelerindeki soru işaretleri dururken, denetimin odağında hekimlerin olması sektördeki huzursuzluğu tetiklemeye devam ediyor.




