Mutfaklarda yaygın bir inanış olan döküm tencere kullanımının demir eksikliğine kesin çözüm olduğu düşüncesi, uzmanlar tarafından mercek altına alındı. İstinye Üniversitesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Gulnar Zeynalova, döküm kaplarda pişen yemeklerin demir oranının artabileceğini ancak bu durumun tıbbi bir tedavi yerine konulmaması gerektiğini vurguladı. Sosyal medyadaki iddiaların yanıltıcı olabileceğine değinen Dr. Zeynalova, döküm tencerelerin destekleyici bir unsur olabileceğini fakat tek başına yeterli olmadığını belirtti.
Asidik Gıdalar ve Demir Geçişi Arasındaki Bağ
Döküm tencerelerden gıdalara demir geçişinin bilimsel bir gerçek olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Gulnar Zeynalova, “Döküm demir tencereler, pişirilen yemeklerin demir içeriğini artırabilir. Özellikle asidik gıdalarla yapılan yemeklerde demir geçişi daha fazla olabilir. Ancak bu yöntem tek başına demir eksikliğini gidermeye yetmez” şeklinde konuştu. Bu sürecin çeşitli değişkenlere bağlı olduğunu hatırlatan Zeynalova, “Bu geçiş; yemeğin asidik yapısına, pişirme süresine ve sıcaklığa göre değişiklik gösterebilir. Özellikle domates sosu gibi asidik gıdalar, tencereden daha fazla demir çözünmesine neden olabilir. Yeşil sebzeler ve asidik soslarla hazırlanan yemekler bu açıdan katkı sağlayabilir” dedi.
Emilim Kapasitesi ve Vitamin Desteği
Döküm demir tencerelerden geçen mineralin yapısına dikkat çeken Uzm. Dr. Zeynalova, bu demirin “non-hem” formunda olduğunu belirtti. Vücudun hayvansal kaynaklı “hem” demiri daha kolay emdiğini ancak bitkisel kaynakların da doğru yöntemlerle desteklenebileceğini söyleyen Zeynalova, “Vücut hem demiri daha kolay emer. Ancak bitkisel kaynaklı non-hem demir de doğru kombinasyonlarla etkili şekilde emilebilir. Özellikle C vitamini ile birlikte tüketildiğinde emilim ciddi ölçüde artar. Bu nedenle demirden zengin bir öğünün yanında portakal suyu, biber ya da limon gibi destekleyici besinler tercih edilmelidir” önerisinde bulundu.
Dünya Genelinde Büyük Risk: 2 Milyar İnsan
Demir eksikliği sorununun küresel boyutlarına değinen Dr. Zeynalova, Dünya Sağlık Örgütü verilerini paylaştı. Dünyada yaklaşık 2 milyar insanın bu riskle karşı karşıya olduğunu belirten uzman, riskli grupları şu sözlerle tanımladı: “Özellikle çocuklar, gebeler, vegan ve vejetaryen bireyler ile sık kan bağışında bulunan kişiler risk grubunda yer alıyor. Bu kişilerde beslenme düzeni daha dikkatli planlanmalıdır.”
Demir Eksikliğinin Belirtileri ve Etkileri
Demir eksikliğinin yaşam kalitesini ciddi oranda düşürdüğünü ve sadece yorgunlukla sınırlı kalmadığını belirten Uzm. Dr. Zeynalova, “Halsizlik, baş dönmesi, nefes darlığı, konsantrasyon güçlüğü gibi belirtiler sık görülür. Bunun yanında bağışıklık sistemi zayıflayabilir, dikkat eksikliği ve anksiyete gibi zihinsel sorunlar ortaya çıkabilir. Bu belirtiler hafife alınmamalıdır” ifadelerini kullandı.
Beslenme Planında Doğru Kaynaklar ve Engeller
Vücudun ihtiyacı olan demiri almak için besin çeşitliliğinin önemine vurgu yapan Zeynalova, hem hayvansal hem de bitkisel kaynakların dengeli kullanılmasını önerdi. Zeynalova, “Kırmızı et, tavuk, balık ve karaciğer hem demir açısından güçlü kaynaklardır. Mercimek, nohut, kuru fasulye, ıspanak, pazı ve brokoli gibi bitkisel kaynaklar da önemli destek sağlar. Burada önemli olan doğru kombinasyonu kurabilmektir” dedi.
Öte yandan, bazı alışkanlıkların demir emilimini baltaladığı uyarısında bulunan uzman, “Süt ve süt ürünleri içeriğindeki kalsiyum nedeniyle, çay ve kahve ise tanen nedeniyle demir emilimini azaltabilir. Özellikle demir açısından zengin öğünlerden hemen sonra bu içeceklerin tüketilmemesi gerekir” dedi. Sosyal medyadaki her bilginin doğru olmadığını belirten Uzm. Dr. Gulnar Zeynalova, döküm tencereler hakkında son uyarısını yaptı: “Bu ürünler destekleyici olabilir ancak tedavi edici değildir. Demir eksikliğinde mutlaka altta yatan neden araştırılmalı ve gerekiyorsa hekim kontrolünde tedavi planlanmalıdır.”




