Türkiye genelinde sayıları 200 bini aşan hemşireler, yoğun iş temposu, bitmek bilmeyen nöbetler ve güvencesiz çalışma şartları altında sağlık sistemini ayakta tutmak için çabalıyor. 12-18 Mayıs Hemşireler Haftası kapsamında seslerini duyurmaya çalışan sağlık profesyonelleri, performans baskısından maaş kesintilerine, sağlıksız çalışma ortamlarından şiddete kadar pek çok sorunla boğuşuyor.
Yaşadıkları zorlukları dile getiren hemşireler, “Bizler alkış değil güvenli çalışma ortamı, insanca yaşamaya yetecek ücret ve mesleki saygı istiyoruz. Bir meslek bu kadar görünür olup da nasıl bu kadar görünmez kılınabilir?” sorusunu yönelterek yetkililere çağrıda bulundu.
Çalışma Koşulları Her Geçen Gün Zorlaşıyor
Birlik ve Dayanışma Sendikası MYK Üyesi Ebe Hemşire Melike Sigeze, hemşirelerin omuzlarındaki yükün her geçen gün arttığına dikkat çekti. Sigeze, sağlık sisteminde koruyucu hizmetlerin ihmal edildiğini belirterek, hastanelerdeki uzun nöbetlerin ve aile sağlığı merkezlerindeki mobbing ile maaş kesintisi tehditlerinin çalışanları yıprattığını ifade etti.
“Geçim kaygısı, tükenmişlik ve değersizlik hissiyle mücadele ediyoruz” diyen Sigeze, fiziksel koşulların yetersizliğine de değindi: “Forma zorunlu tutuluyor ancak birçok yerde soyunma odası bile bulunmuyor. Sağlık çalışanının sağlığı çoğu zaman görmezden geliniyor. Performans sistemi sağlık çalışanları üzerinde baskı oluşturuyor. Kontrol dışı nedenlerle maaş kesintisi tehdidiyle karşı karşıyayız”.
Türkiye’de Hemşire Sayısı Yetersiz
Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) tarafından yapılan açıklamada, Uluslararası Hemşireler Konseyi’nin bu yılki temasının “Hemşireleri güçlendirin, hayatları kurtarın” olduğu hatırlatıldı. Ancak Türkiye’deki tablonun bunun tam tersi olduğu vurgulanarak şu ifadelere yer verildi: “Bu yıl, Uluslararası Hemşireler Konseyi tarafından belirlenen tema açık bir çağrıdır: ‘Hemşireleri güçlendirin, hayatları kurtarın.’ Çünkü güçlü hemşireler olmadan güçlü bir sağlık sistemi kurulamaz. Ama Türkiye’de gerçeklik bunun tam tersi”.
Güncel veriler, Türkiye’deki hemşire açığını net bir şekilde ortaya koyuyor. 100 bin kişiye düşen ebe ve hemşire sayıları şu şekildedir:
- Türkiye: 356
- AB Ülkeleri: 890
- OECD Ülkeleri: 1002
Gece Mesaisi ve Ekonomik Hak Talepleri
Hemşireler Günü vesilesiyle Gaziantep Üniversitesi Hastanesi Çocuk Acil önünde toplanan sağlık çalışanları adına konuşan Genel Sağlık İş Gaziantep İl Temsilcilik Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ercan Küçükosmanoğlu, gece çalışmalarının risklerine vurgu yaptı. Küçükosmanoğlu şunları söyledi: “Gece çalışmak, dünyanın çok sayıda ülkesinde riskli kabul edilerek, daha yüksek olarak ücretlendirilmekte. Biz kamu sağlık çalışanları, birlikte çalıştığımız işçi statüsündeki arkadaşlarımıza göre, hem daha az ücretler almaktayız, hem de mesai dışı gece çalışma sürelerimiz 16 saati bulmaktadır. Gece çalışmamızın karşılığının, gündüz mesaisinin iki katı olarak ücretlendirilmeli.”
Sağlık Emekçilerinin Çözüm Bekleyen Talepleri
Hemşireler, çalışma hayatındaki sorunların giderilmesi için şu taleplerini sıraladı:
- Hemşire başına düşen hasta yükünü azaltacak güvenceli istihdam sağlanmalıdır.
- Maaşlar emekliliğe yansımalı ve ekonomik haklar adil düzenlenmelidir.
- Kesintisiz hizmet veren hemşireler için insani nöbet saatleri ve ücretlendirme yapılmalıdır.
- Sağlıkta şiddeti önleyecek caydırıcı politikalar hayata geçirilmelidir.
- Sağlık politikaları belirlenirken hemşireler karar alma süreçlerine dahil edilmelidir.
- Hemşirelik Kanunu ve Yönetmeliğine sadık kalınarak mesleki gelişim desteklenmelidir.
Sağlık Bakanı’na Duygu Yüklü Mektup
Bir hemşire, Sağlık Bakanı Prof. Dr. Memişoğlu’na hitaben yazdığı mektupta mesleğinin zorluklarını ve görünmezliklerini anlattı. “Bir bebeğin ilk nefesinde, bir hastanın en çaresiz anında, bir annenin gözlerindeki kaygısında, bir yaşlının yalnızlığında yanında olan bir hemşireyim” diyerek başladığı mektubunda şu sarsıcı ifadelere yer verdi:
“Her sabah hastaneye giderken cebimde yalnızca kimlik kartımı değil, aynı zamanda insanların hayatına dokunma sorumluluğunu da taşıyorum. Sağlık sisteminin tüm yükü omuzlarımıza yüklenmişken biz neden görülmüyoruz? Nöbetlerde 40 yataklı bir serviste iki hemşire olarak onlarca hastaya yetişmeye çalışıyoruz. Bir yandan da eksik personelin yarattığı boşlukları kapatmaya çalışıyoruz. Bu insanüstü bir çaba değil midir? Çoğu zaman bir bardak su içmeye, hatta tuvalete gitmeye bile fırsat bulamadan saatlerce ayakta çalışıyoruz. Pandemide de bu yük çok ağır gelmesine rağmen bizi yine görmezden geldiniz. Depresyonda olmamız, anksiyetelerimiz, duygu durum bozukluklarımız kimsenin umurunda olmadı. Kimi arkadaşlarımız bu yükü kaldıramadı ve intihar etti. Bizleri görmediniz, sorunlarımızı dinlemediniz. Güçlü hemşireler olmadan güçlü bir sağlık sistemi kurulamaz. Bugün Türkiye’de birçok hemşire mesleğini bırakmayı ya da başka ülkelere gitmeyi düşünüyor. Daha iyi bir ücret için mi? Hayır. Daha insani çalışma koşulları için mesleğini, sevdiklerini, çabalarını geride bırakmayı tercih ediyor genç hemşireler. Hemşireler güçlenmeden sağlık sistemi güçlenmez.”




