Kamu sağlık tesislerindeki çalışma koşullarına dair süregelen tartışmalar, yeni iddialarla birlikte daha da derinleşiyor. İstanbul’da yer alan Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi ile Konya’daki Emirgazi İlçe Devlet Hastanesi’nde personel azlığı, ağırlaşan iş yükü ve idari tutumlar nedeniyle şikayetlerin arttığı, pek çok doktorun ise istifa ya da tayin yolunu seçtiği ileri sürüldü. Yaşananların hem hasta güvenliğini hem de sağlık hizmetinin kalitesini tehlikeye attığını vurgulayan sağlıkçılar, “Hem iş yükü hem idarelerin baskısı sağlıkçıları bezdirdi’’ ifadeleriyle mevcut tabloya tepki gösterdi.
Başakşehir Çam ve Sakura Hastanesi’nde Yoğunluk Krizi
İstanbul Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi bünyesindeki Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği’nde, uzun bir süredir eksik personel ve artan hasta sayısı sebebiyle büyük bir iş yükü yaşandığı iddia ediliyor. Elde edilen verilere göre, jinekoloji polikliniklerinde yeterli hemşire ve sekreter desteği bulunmadan hizmet verildiği belirtildi. Daha önce bu birimlerde görev yapan tıbbi sekreterlerin “geçici arşiv çalışması” bahanesiyle başka alanlara gönderildiği, bu süreç tamamlanmasına rağmen personelin eski görev yerlerine iade edilmediği kaydedildi. Ayrıca, hastanedeki fiziksel kapasite ve personel sayısı artırılmadan poliklinik sayılarının artırılmaya devam etmesi, mevcut yer ve yoğunluk sorununu daha da kronikleştiriyor.
Muayene Süreleri ve İdari Baskı İddiaları
Polikliniklerde Merkezi Hekim ve Randevu Sistemi (MHRS) üzerinden 10 dakikalık aralıklarla randevu verilmesi ve sonuç/kontrol hastaları için ek zaman tanınmaması, muayene sürelerini 5 dakikanın altına kadar düşürdü. Kadın doğum gibi detaylı muayene gerektiren bir alanda işlemlerin bu kadar kısa süreye sıkıştırılması ve sekreter eksikliğinden kaynaklanan kayıt aksaklıkları ciddi sorunlara yol açıyor. Kliniğe dair bir diğer çarpıcı iddia ise sezaryen kararlarına yönelik müdahaleler. Sezaryen kararı veren doktorların idari birimler tarafından telefonla aranarak sorgulandığı ve bu konuda üzerlerinde baskı oluşturulduğu ifade edildi.
Sezaryen oranlarını aşağı çekmeye yönelik bu tutumun klinik karar süreçlerini etkilediği, bu nedenle riskli gebelerin olması gerekenden daha uzun süre takibe zorlandığı öne sürülüyor. Servislerdeki doluluk nedeniyle doğum sonrası takip sürelerinin kısaltılmak istendiği, Sağlık Bakanlığı doğum sonu yönetim rehberine aykırı bir biçimde, sadece sezaryen değil, büyük jinekolojik operasyon geçiren hastaların da erkenden taburcu edilmesi yönünde yönetim baskısı yapıldığı iddialar arasında yer alıyor. Bu koşullar sebebiyle birçok uzman ve asistan hekimin istifa ederek özel sektöre geçtiği ya da tayin istediği belirtiliyor.
Konya Emirgazi’de Hukuksuz Görevlendirme Tartışması
Konya Emirgazi İlçe Devlet Hastanesi’nde ise krizin odağında görevlendirmeler yer alıyor. Genel Sağlık-İş Genel Başkanı Dr. Derya Uğur, hastanede çalışan doktorların aylardır devam eden hukuk dışı görevlendirmeler sebebiyle ağır şartlar altında çalışmaya zorlandığını ifade etti. Pratisyen hekimlerin çoğunun Devlet Hizmet Yükümlüsü (DHY) kapsamında atanan acil servis doktorları olduğunu hatırlatan Uğur, “Mevzuat açık olmasına rağmen, bu hekimler ‘ihtiyaç’ bahanesiyle aylardır farklı sağlık kurumlarına geçici görevlendirmelere gönderilmektedir. Hekimler, özellikle Konya Kemal Belviranlı Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi ile Ereğli Devlet Hastanesi’ne sistematik biçimde görevlendirilmektedir” dedi.
“Sağlık Sistemi Çöküşe Sürükleniyor”
Sendika tarafından açılan dava neticesinde mahkemenin bu görevlendirmeleri hukuka aykırı bularak yürütmeyi durdurma kararı verdiğini belirten Dr. Derya Uğur, sürece dair şu bilgileri paylaştı:
‘‘Mayıs ayında da Emirgazi İlçe Devlet Hastanesi’nde görev yapan bir hekim, yine ihtiyaç gerekçesi öne sürülerek Ereğli Devlet Hastanesi’ne geçici görevlendirme ile gönderilmiştir. Personel doluluk cetveline göre hastanede bulunması gereken 6 hekim kadrosuna rağmen, görevlendirmeler nedeniyle yalnızca 4 hekim aktif olarak hizmet vermek zorunda bırakılmaktadır. Özellikle acil serviste tek hekimle sürdürülen nöbet sistemi hem sağlık emekçileri açısından sürdürülemez bir hal almış hem de halkın sağlık hizmetine güvenli erişimini, sağlığını ciddi riske atmaktadır. Dinlenme hakkı gasp edilen, kesintisiz biçimde çalıştırılan hekimler üzerinden sağlık hizmeti yürütmeye çalışan bu anlayış sağlık sistemini çöküşe sürüklemekte, sağlık ve sosyal hizmet emekçilerini ise tüketmektedir.”
Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi ile Konya Emirgazi İlçe Devlet Hastanesi’nde yaşanan bu gelişmeler, sağlık çalışanlarının ağır iş yükü ve idari baskılar karşısında tükenme noktasına geldiğini gösteriyor.




