Türkiye genelinde her 100 bireyden birini etkileyen çölyak hastalığı, tıbbi bir zorluk olmanın ötesinde, ekonomik krizin en sessiz ve derinden hissedilen yüklerinden biri olarak dikkat çekiyor. Bağışıklık sisteminin; buğday, arpa, çavdar ve yulaf gibi tahıllarda yer alan gluten proteinine karşı verdiği anormal tepkiyle ortaya çıkan bu hastalıkta, bireylerin yaşam boyu sıkı bir glutensiz diyet uygulaması gerekiyor. Ne var ki, hızla artan maliyetler nedeniyle bu özel beslenme düzeni, ulaşılamaz bir “lüks” haline gelmiş durumda. SGK tarafından sağlanan aylık yaklaşık 500–600 TL tutarındaki destek, piyasadaki yüksek ürün fiyatları karşısında etkisiz kalırken; hastalar ekonomik zorluklar ve bürokratik engellerle baş başa bırakılıyor. Özellikle her 2–3 yılda bir yenilenmesi gereken engelli raporları, evrak işleri ve hastanelerdeki randevu sıkıntıları mevcut sorunu daha da derinleştiriyor.
Yaşam Mücadeleleri ve Artan Maliyetler
9 Mayıs Dünya Çölyak Günü öncesinde BirGün’e açıklamalarda bulunan hastalar, “Glutensiz ürünler normal ürünlerin birkaç katı fiyatına satılıyor. Ekmek, makarna, bisküvi gibi temel gıdalara ulaşmakta bile zorlanıyoruz. Sağlıklı beslenmek bizim için zorunluluk ama artık lüks oldu” ifadeleriyle yaşadıkları mağduriyeti dile getirdi. Hasta yakınları, rapor yenileme süreçlerinin büyük bir külfet olduğunu ve devlet hastanelerinde uzun bekleme süreleriyle karşılaştıklarını vurguladı.
Gelişim Geriliği ve Tanı Süreci
Kızına çölyak teşhisi konulan Ezgi Deniz Güneş, bu zorlu süreci şu sözlerle aktardı: “Kızımda yaşıtlarına göre gelişim geriliği vardı, katı gıdaya geçince çok zorlandık. Yemek yemek istemiyordu, her yemek yedikten sonra kusuyordu. Bu hastalığın da farklı tipleri var. Birşey yediğinde direkt hastanelik oluyordu, kendinden geçiyordu. Sonra kan tahlilleri yapıldı, antikorları bakıldı, endoskopi yapıldı ve çölyak tanısı aldık.”
“Zengin Hastalığı” Haline Geldi
Hastalığın günlük hayattaki kısıtlamalarına değinen Güneş, “Yemememiz gereken ürün yelpazesi çok geniş. Unun girdiği her şey yasak. Makyaj malzemesinden diş macununa kadar dikkat etmek zorundayız. Glutensiz ürünler çok pahalı. Bizim hastalığımız aslında ‘zengin hastalığı’ haline geldi” dedi. Sosyal hayatta çocukların dışlandığını ve psikolojik problemler yaşadığını belirten Güneş, kamu kurumlarına şu çağrıda bulundu: “Kimse elini taşın altına koymuyor.” SGK desteğinin yetersizliğini de hatırlatan Güneş, “Genetik geçişli bir hastalık olduğu için bir ailede 3-4 çocukta hastalık olabiliyor. Glutensiz beslenmek zor olduğu için diyetini yapamayan çocuklar biliyorum” şeklinde konuştu.
Ciddi Sağlık Riskleri ve Geç Konulan Teşhisler
Bir diğer hasta Tülay Düztaş ise çölyak tanısı almanın bazen yıllar sürebildiğine dikkat çekiyor. Sağlık sorunlarının önce diyabetle başladığını, ardından iki gözünde ciddi görme kayıpları yaşadığını ve ancak 40 yaşında çölyak teşhisi aldığını söyleyen Düztaş, “Tanı konulana kadar hayat altüst oluyor. Tanıdan sonra ise ömür boyu süren bir diyet başlıyor. Eskiden tanı zordu şimdi daha kolay. Çaresizlik nedeniyle çocuklar diyetlerini bile yapamıyor. Çölyak tanı konulana kadar bir hastalık, tanı konulduktan sonra bir yaşam biçimidir aslında” dedi. Glutenin sadece besinlerde değil, bazı kozmetik ürünlerde dahi bulunduğunu hatırlatan Düztaş, “Diyet yapmazsak kansere kadar gidebilen ciddi sonuçlar var” diyerek uyarılarda bulundu.
Hastaların Önemli Bölümü Tanısız
Uzman görüşlerine göre, Türkiye’de yüz binlerce kişi bu hastalıkla yaşamasına rağmen önemli bir kısmı henüz hastalığının farkında değil. Tek tedavi yönteminin ömür boyu sürecek glutensiz beslenme olduğu vurgulanırken, artan maliyetler sebebiyle birçok hastanın diyetini sürdüremediği kaydedildi. Hasta dernekleri; glutensiz gıdaların sübvanse edilmesini, sosyal desteklerin artırılmasını ve kamusal beslenme hizmetlerinde çölyak hastalarına uygun menülerin yaygınlaştırılmasını talep ediyor.
Çölyak hastaları, yükselen ürün fiyatları ve kısıtlı SGK ödemeleri nedeniyle temel gıda maddelerine erişimde büyük engellerle karşılaşıyor. Hastalar, “Sağlıklı beslenme artık bir zorunluluk değil, ekonomik bir yük haline geldi” diyerek durumun vahametini özetliyor.




