Sağlık sektörünün ticari bir meta haline getirilmesi ile şehirlerin yağmalanmasının kesiştiği, her şeyin gün gibi ortada olduğu bir dönemden geçiyoruz. 17 Mart ve 24 Nisan 2026 tarihlerinde ilan edilen iki ayrı Cumhurbaşkanlığı kararı çerçevesinde, 43 şehirde yer alan 126 taşınmaz farklı tekniklerle özelleştirme kapsamına alındı. Satış listesinde halihazırda hizmet veren hastanelerden aile sağlığı merkezlerine, ağız ve diş sağlığı merkezlerinden kapatılmış hastanelerin idari binalarına ve boş arsalara kadar pek çok varlık bulunuyor. Maalesef bu sürecin yeni özelleştirme ilanlarıyla devam etmesi muhtemel görünüyor.
Geçmişten Bugüne Hastanelerin Dönüşümü
Resmi Gazete’de yayımlanan bu son kararlar, zihinleri 26 Ocak 2005 tarihli Radikal Gazetesi’nde yer alan şu habere götürüyor: “Acıbadem Kozyatağı Hastanesi`nin açılışında konuşan Başbakan Tayyip Erdoğan hastane sahibi Mehmet Ali Aydınlar`a seslenerek ‘Şişli Etfal`i verelim, bir de yer gösterelim. Orada modern bir hastane yap. Etfal`i de ister hastane yap, ister alışveriş merkezi’ dedi.” Bu ifadelerin üzerinden 21 yıldan fazla bir süre geçti. Bu süre zarfında çok sayıda sağlık kuruluşu boşaltıldı, yıkıldı ya da küçültülerek dönüştürüldü; ancak böylesine kapsamlı bir toplu özelleştirme hamlesiyle ilk kez karşılaşıyoruz. Bu noktaya varılmasının 21 yıl sürmesinin bir başarı mı yoksa başarısızlık mı olduğu tartışmaya açıktır. Ancak bu gecikmenin arkasında başta TTB ve TMMOB olmak üzere meslek kuruluşlarının, muhalefet partilerinin ve Ankara’daki Hastanemi Kapatma/Açın Platformu (HAP) gibi sivil oluşumların yoğun direnişi yatmaktadır. İktidarın bu süreci çok daha önce ve daha geniş bir ölçekte tamamlamayı hedeflediği biliniyor.
Söz konusu özelleştirme hamleleri, CHP Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Sağlık Politikaları Kurulu Başkanı ve Bursa Milletvekili Prof. Dr. Kayıhan Pala tarafından TBMM ve çeşitli medya organlarında kamuoyunun gündemine taşındı. Konu ayrıca BirGün gazetesinde Osman Öztürk ve Sibel Bahçetepe’nin analiz ve haberlerine de yansıdı. Ele alınan bu mesele, büyük şehirlerden kırsal bölgelere kadar uzanan geniş etkisiyle hem kent yaşamını hem de sağlık hizmetlerinin geleceğini doğrudan tehdit ediyor. Ankara’da yürütülen HAP mücadelesi, bölge halkının kent ve sağlık haklarını savunma noktasında ne kadar haklı bir zeminde durduğunu bir kez daha kanıtlıyor.
Şehir Hastaneleri ve Gizli Kalan Tasfiye Planları
Özelleştirme listesindeki alanlar arasında eski SSK hastanelerinin yanı sıra Kayseri, Adana, Elazığ ve Eskişehir’deki askeri hastaneler de yer alıyor. Bu durum, 2005 ve 2016 yıllarında bu kurumların Sağlık Bakanlığı’na devredilmesinin ardında bir tasfiye ve kent rantı hedefinin yattığını açıkça gösteriyor. Görünüşe göre asıl amaç daha kaliteli bir sağlık hizmeti sunmak değil, hayatın her alanını kuşatan sermaye düzenine hizmet etmekmiş.
Kamu Özel İşbirliği (KÖİ) modeliyle inşa edilen 18 şehir hastanesinin bulunduğu 17 ildeki gelişmelere mercek tutmak gerekiyor. Başlangıçta bu illerdeki mevcut hastanelerin, ihaleyi kazanan şirketlere ticari kullanım için devredilmesi planlanmıştı. TTB’nin açtığı dava neticesinde 2012 yılında Danıştay bu uygulamayı durdurmuştu. Fakat bugün gelinen noktada, bu taşınmazlara yönelik iştahın sönmediği ve özelleştirme yöntemlerinin değiştirildiği görülüyor. Listelenen 126 taşınmazın 66’sının bu 17 ilde bulunması dikkat çekicidir. Eğer Ankara’da kapatılması planlanan 14 hastaneden 3’ü (Onkoloji, Ulucanlar Göz ve Gazi Mustafa Kemal Devlet Hastaneleri) halen hizmet veriyorsa ve 2’sinin (Sami Ulus ve Dışkapı) inşaatı sürüyorsa, bu durum başta HAP olmak üzere Ankaralıların kararlı mücadelesinin bir sonucudur.
Şehir Şehir Özelleştirme Listesi
En kabarık liste 14 taşınmaz ile İstanbul’da bulunuyor. Bunların arasında, şu an Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı tarafından kullanılan tarihi Koşuyolu Kalp ve Damar Hastalıkları Hastanesi binası öne çıkıyor. Bursa’da ise Bursa Şehir Hastanesi nedeniyle kapatılan ve yedi yıldır atıl duran tarihi Memleket Hastanesi hakkında özelleştirme kararı verildi. Ayrıca Bursa’daki Ali Osman Sönmez Onkoloji Hastanesi, kapatılan Göğüs Hastalıkları Hastanesi ve Bursa Ağız ve Diş Hastanesi de satış listesinde yer alıyor.
Eskişehir’de, Şehir Hastanesi açılışıyla kapatılan 950 yatak kapasiteli Devlet Hastanesi yıkılmıştı; şimdi ise arazisi özelleştiriliyor. 1948 yılında kurulan ve kritik öneme sahip Eskişehir Hava Hastanesi de listede. Halen Yunus Emre Devlet Hastanesi ek binası olarak hizmet veren bu kurum, pilot ve uçuş muayeneleri gibi özel birimlere ev sahipliği yapıyor.
Ankara’da Topraklık Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi ile ismi Beştepe Devlet Hastanesi olarak değiştirilen eski Fatih Üniversitesi Hastanesi özelleştiriliyor. Ayrıca Sağlık Bakanlığı Ek Hizmet Binası da listede bulunuyor. Elazığ’da Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi ile Eğitim ve Araştırma Hastanesi Rızaiye Ek Hizmet Binası; Mersin’de ise kapatılan Devlet Hastanesi ve eski SSK kurumu olan Tarsus Devlet Hastanesi satışa çıkarıldı.
Genel Bütçeli Şehir Hastanelerinde Durum
Sadece KÖİ modelli projelerde değil, genel bütçeyle yapılan şehir hastanelerinin olduğu illerde de benzer bir tablo hakim. Aydın’da yeni açılan şehir hastanesinin ardından; içinde devlet hastanesi, Adnan Menderes Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Hastanesi, sağlık koleji ve doğum evinin bulunduğu 52,5 dönümlük devasa arazi özelleştirme kapsamına alındı. Çine’de 2005 yılında açılan ve 2008 yılında ek binalarla modernize edilen hastane alanı da satılıyor. Oysa buranın yaşlı bakımevi olması yönünde bir beklenti vardı.
Daha önce “Acınası köksüzlüğümüz” başlığıyla belirttiğim gibi, gelişmiş toplumlar asırlık hastanelerini yaşatırken bizdekiler elden çıkarılmaya çalışılıyor. Hukuki mücadeleler sürse de yalnızca mahkemelerle sonuç almak mümkün değil. Bu sürece karşı vicdanı ve sağduyusu olan herkesin katıldığı toplumsal bir direnç gösterilmesi gerekiyor.
SAĞLIKTA ÖZELLEŞTİRME İLANLARI
FARKLI İLLERDEN ÖRNEKLER




