Nika Yayınevi tarafından yayımlanan “Çok Cahilsin!” adlı yeni çalışmasıyla okuyucuların karşısına çıkan Gazeteci Dr. Müge Yılmaz, cehalet kavramına ezber bozan bir perspektiften yaklaşıyor. Yılmaz, kitabında cehaleti yalnızca bireysel bir yetersizlik olarak değil; aksine dijital mecralar, sermaye odakları ve neoliberal sistem tarafından kurgulanan politik bir mekanizma olarak nitelendiriyor. Sosyal medyadaki “etkileşim tiranlığı” altında hakikatin nasıl parçalandığını inceleyen yazar, günümüzdeki temel sorunun bilgi kıtlığı değil, bir güven ve gerçeklik krizi olduğunu savunuyor.
Dr. Müge Yılmaz Kimdir ve Yeni Kitabını Yazma Amacı Nedir?
Hacettepe İletişim Bilimleri’nde doktora yaptığı dönemde post-hakikat ve dezenformasyon üzerine yoğunlaşan Dr. Müge Yılmaz, akademik figürlerin topluma üstten bakan “cahillik” eleştirilerini sorgulayarak yola çıkmış. Özellikle Celal Şengör ve İlber Ortaylı gibi isimlerin popülerleşen söylemlerinin halktaki karşılığını gözlemleyen Yılmaz, cehalet ve yalan haber kavramlarını ilişkilendirmek istemiş. Eğitim olanaklarından yoksun bırakılmış ve bilgi üretim süreçlerine dahil edilememiş bireylerin, yapısal sorunlar görmezden gelinerek suçlanmasını sorunlu bulan Yılmaz, bu durumu şöyle açıklıyor: “Türkiye’de ve Dünya’da sıklıkla ‘cahil’ olarak tanımlanan kesimlerin sorumluluğu yalnızca bireylere değil, aynı zamanda devletlere ve sermaye yapısına da aittir.”
Stratejik Cehalet Ne Zaman ve Neden Üretilir?
Kitabında Stanford Üniversitesi’nden Bilim Tarihçisi Robert Proctor’un “agnotoloji” (cehalet bilimi) kavramına yer veren Yılmaz; cehaleti doğal, seçilen, erdemli ve kasıtlı/stratejik olarak dört ana başlığa ayırıyor. Araştırmasının odağına kasıtlı cehaleti alan yazar, konuyu şu sözlerle detaylandırıyor: “Kasıtlı ve stratejik olarak üretilen cehalet meselesine gelirsek ise; buradaki esas mesele cehaletin bireysel bir noksanlıktan ziyade iktidar ve sermaye tarafından üretilen stratejik bir yönetim biçimi olmasıdır. İnsanları ‘cahil’ olarak yaftalayıp kenara çekilmek, sorunu bireyselleştiren neoliberal bir yaklaşımdır.”
Yılmaz’a göre neoliberal düzen, gerçekleri tamamen yok etmek yerine onlar üzerinde “makul şüphe” yaratarak bir belirsizlik atmosferi inşa ediyor. Dijital çağın asıl sorununun bilgiye ulaşamamak değil, bir doğrulama krizi olduğunu belirten yazar, petrol şirketlerinin iklim krizi verilerini çürütmek yerine “kesin değil” algısı yaratarak ekonomik düzeni nasıl koruduklarını örnek gösteriyor.
Pandemi Süreci Hakikat Krizini Nasıl Görünür Kıldı?
Covid-19 döneminde yaşananların bir bilgi eksikliği değil, “infodemi” olarak adlandırılan bir bilgi bombardımanı olduğunu söyleyen Yılmaz, bu sürecin sistem tarafından yönetilebilir bir kaos alanı olarak kullanıldığını savunuyor. Kamusal sağlık sistemlerinin piyasalaşmasının pandemiyle birlikte iyice görünür olduğunu belirten Yılmaz, şu tespitlerde bulunuyor: “Pandemi, neoliberal düzenin yıllardır görünmez kıldığı pek çok kırılmayı açığa çıkardı: Kamusal sağlık hizmetlerinin zayıflatıldığı, sağlık emekçilerinin güvencesizleştirildiği ve hastanelerin ‘verimlilik’ mantığıyla işletildiği bir düzende, küresel ölçekte böylesi büyük bir krize hazırlıksız yakalanıldı.”
Yılmaz, sosyal medya platformlarının reklam geliri uğruna öfke ve komplo içeriklerine göz yumduğunu, bunun sonucunda hakikatin kamusal bir değerden platform ekonomisi içeriğine dönüştüğünü vurguluyor. Yazara göre komplo teorileri, toplumsal öfkeyi sistemsel sorunlardan uzaklaştırarak krizin faturasının siyasilere değil, halka kesilmesine yol açtı.
Algoritmalar Ortak Gerçekliği Nerede Parçalıyor?
Sosyal medya çağında algoritmaların ortak gerçeklik duygusunu zayıflattığına dikkat çeken Dr. Müge Yılmaz, bu dijital yapıların artık basit iletişim araçları olmaktan çıktığını ifade ediyor. İnsanların verilerin kendisinden ziyade kendi politik kimliklerine uygun anlatılara yöneldiğini söyleyen Yılmaz, algoritmaların bizi sürekli inanmak istediğimiz şeylerle karşılaştırarak hakikati bir kimlik tercihine dönüştürdüğünü belirtiyor. Bu durum, bireyleri sonsuz bir enformasyon ve şüphe sarmalı içinde yalnızlaştırıyor.




