Kamu sağlık sisteminde uygulanan politikalar ve artan talep sonucunda devlet hastanelerinden randevu almak her geçen gün daha da güçleşiyor. “Kuyruklar sona erdi” ve “sağlıkta çağ atladık” ifadeleriyle sunulan mevcut sistem, vatandaşları hayati önem taşıyan tetkikler için aylar, hatta yıllar süren bekleme listeleriyle karşı karşıya bırakıyor.
Sağlık Sisteminde Yoğunluk ve Kısıtlı Muayene Süreleri
Hastanelerdeki yoğunluk, bir yıl içinde sağlık kurumlarına yapılan başvuruların 1 milyara yaklaşmasıyla zirveye ulaşmış durumda. Kamuda hekimlerin hastalara ayırabildiği muayene süresi 5 dakikanın altına gerilerken; özellikle onkoloji, kalp sağlığı ve çeşitli yan dallarda randevu bulmak bir mücadeleye dönüştü. Hekime ulaşmayı başaran hastalar, bu kez de istenen tahlil ve görüntüleme işlemleri için uzun süre beklemek zorunda kalıyor.
Gazi Üniversitesi Hastanesi’nde 2027 Yılına Randevu
Yaşanan randevu krizinin en dikkat çekici örneği Gazi Üniversitesi Hastanesi’nde kaydedildi. Sosyal medyada paylaşılan ve bir kalp hastasına ait olduğu ifade edilen belgeye göre, yapılması gereken BT koroner anjiyo işlemi için 15 Nisan 2027 tarihine randevu verildi. Ayrıca, bu süreyi öne çekmek isteyen hastadan “katkı payı” adı altında 1800 TL ücret talep edildiği iddia edildi.
Kritik Tetkikler İçin Aylar Süren Bekleyiş
Sorun sadece anjiyo ile sınırlı kalmıyor; MR, ultrason, endoskopi ve mamografi gibi hayati işlemler için de benzer tablolar yaşanıyor. Kamu hastanelerinde sıra bulamayan vatandaşlar, ya hastalığının ilerlemesine razı oluyor ya da yüksek maliyetli özel hastanelere gitmek zorunda kalıyor. Bir hasta yakını annesine endoskopi için beş ay sonraya gün verildiğini belirtirken, bir diğeri ise mamografi randevusunun ücret karşılığında öne çekildiğini dile getirdi. Duruma tepki gösteren hastalar, bu tabloyu “Düpedüz ‘ölmezsen seneye gel’ denilmesi’’ şeklinde yorumluyor.
Prof. Dr. Talat Kırış: “Gecikme Yaşamsal Risk Taşıyor”
İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Talat Kırış, BirGün gazetesine yaptığı açıklamada, sistemdeki tıkanıklığın hayati riskleri beraberinde getirdiğini vurguladı. Prof. Dr. Kırış, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bugün maalesef 5 dakikada bir hasta bakılan polikliniklerin yanında, önemli tetkikler ve cerrahi girişimler için de uzun zamana randevu verildiğini görüyoruz” diyen Kırış, BT koroner anjiyografinin sadece basit bir tarama olmadığını hatırlatarak şunları söyledi: “Buradan çıkan sonuç hastaya acil müdahale gerektirebilir. Bu durumu bizzat yaşamış biri olarak sorunun çok ciddi olduğunu söyleyebilirim. 1 buçuk yıl önce BT anjiyografiyi takiben acil olarak koroner by pass ameliyatı olmuş bir hekimim. Her ne kadar her hastada aynı durum söz konusu olmasa da bu tetkiki beklerken bir hastanın bile zarar görmesi, olmaması gereken bir durumdur. Kaldı ki ameliyat gerekmese bile buradan elde edilecek sonuçla düzenlenecek medikal tedaviden ya da uygulanacak koroner stent tedavinden de hasta yoksun kalacak ve yine yaşamsal risk de dâhil, gelişebilecek ciddi sorunlarla karşı karşıya kalabilecektir”
“Hastanelerin Kapatılması Sıkıntıları Artırdı”
Vatandaşlardan randevu öne çekme bedeli alınmasının veya özel kurumlara yönlendirilmesinin kabul edilemez olduğunu belirten Kırış, çözüm yollarına da değindi: “İktidar bir yandan içlerinde özelleşmiş kalp hastaneleri de olan aktif çalışan bir çok hastaneyi kapatarak bir yandan da kamusal sağlık alanını daraltarak bu sıkıntılara zemin hazırlamıştır. Her zaman söylediğimiz gibi daha iyi bir sağlık sistemi mümkün. Birinci basamaktan başlayarak yapılacak planlamalar, bütçeden sağlığa daha fazla pay ayrılması, mevcut kamu sağlık kuruluşlarının ve özellikle devlet üniversitesi hastanelerinin modernleştirilmesi, ihtisas hastanelerinin arttırılması, bu yolda atılacak ilk adımlar olmalı.”
Kamuoyunda “kuyruklar bitti” söyleminin yerini alan aylar ve yıllar sonrasına verilen randevular, hastaların “Paran varsa yaşarsın” sitemine neden oluyor. Hayati tetkikler için bekletilen vatandaşlar, sağlıkta vadedilen çağın nerede olduğunu sorguluyor.




