Genellikle sinsi bir şekilde ilerleyen ve erken evrelerde belirgin semptomlar göstermeyen pankreas kanseri, çoğu zaman farklı bir sağlık problemi nedeniyle yapılan muayeneler sırasında tespit ediliyor. İleri yaş, sigara kullanımı ve genetik yatkınlık gibi unsurların risk teşkil ettiği bu hastalıkta; sarılık, karın ve sırt ağrısı ile ani kilo kaybı en temel göstergeler arasında yer alıyor. Erken teşhisin tedavi başarısında kritik rol oynadığı pankreas tümörlerinde, hastanın durumuna ve evresine göre planlanan modern robotik cerrahi uygulamaları, iyileşme sürecini hızlandırarak hasta konforunu üst seviyeye taşıyor. Memorial Şişli Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Prof. Dr. Emin Köse, hastalığın türleri, risk faktörleri ve güncel tedavi seçenekleri hakkında önemli detaylar paylaştı.
Pankreasın Vücuttaki Kritik Görevleri
Organın anatomik konumu ve işlevlerine değinen Prof. Dr. Emin Köse, “Midenin arkasında, karın boşluğunun üst bölümünde yer alan pankreas, sindirim sisteminin ve hormon dengesinin önemli organlarından biridir. Pankreasın dış salgı işleviyle üretilen enzimler, besinlerin özellikle yağ, protein ve karbonhidratların sindirilmesine yardımcı olmaktadır. İç salgı işleviyle üretilen insülin ve glukagon gibi hormonlar ise kan şekeri düzeyinin düzenlenmesinde rol oynamaktadır. Pankreasta gelişen tümörler, hücrelerin kökenine ve özelliklerine göre farklı gruplara ayrılmaktadır. Ekzokrin tümörler, pankreasın sindirim enzimlerini üreten hücrelerinden veya kanallarından kaynaklanmaktadır ve pankreas kanserlerinin büyük bölümünü oluşturmaktadır” bilgisini verdi.
Tanıyı Güçleştiren Sinsi Belirtiler
Pankreasın vücudun derinliklerinde bulunması nedeniyle teşhisin zorlaşabildiğini belirten Köse, şikayetlerin tümörün büyüklüğü ve konumuna göre farklılık gösterdiğini ifade ederek dikkat edilmesi gereken 6 temel belirtiyi şu şekilde özetledi:
- Sarılık: İdrar renginde koyulaşma, ciltte ve gözlerde sararma, kaşıntı ve dışkı renginin açılması görülebilir. Özellikle organın baş kısmına yerleşen tümörler safra kanalını sıkıştırarak bu duruma yol açabilir.
- Karın ve Sırt Ağrısı: Üst karın bölgesinde başlayarak sırta doğru vuran, sürekli hale gelen veya şiddeti artan ağrılar yaşanabilir.
- İstem Dışı Kilo Kaybı: Kişinin yeme alışkanlıkları değişmemesine rağmen iştah kaybı ve belirgin kilo azalması meydana gelebilir.
- Sindirim Sorunları: Bulantı, şişkinlik hissi, hazımsızlık ve tuvalet alışkanlıklarındaki değişimler gözlemlenebilir.
- Halsizlik ve Yorgunluk: Hastalıkla birlikte değişen metabolizma ve beslenme bozuklukları günlük yaşam enerjisini düşürebilir.
- Kan Şekeri Değişiklikleri: Daha önce şeker hastalığı olmayanlarda aniden ortaya çıkan diyabet veya mevcut şeker hastalığının kontrol edilememesi, diğer belirtilerle birleştiğinde mutlaka incelenmelidir.
Risk Faktörleri ve Modern Teşhis Yöntemleri
Prof. Dr. Emin Köse; yaş, tütün kullanımı, yaşam tarzı ve genetik geçmişin yanı sıra kronik pankreatit, obezite ve diyabetin de riski artırdığını vurguladı. Tanı süreci hakkında bilgi veren Köse, “Pankreas tümörlerinin tanı ve tedavi planlaması, hastanın şikâyetlerine ve tıbbi öyküsüne göre planlanmaktadır. Fizik muayene ve kan testlerinin ardından, klinik gereklilik doğrultusunda bilgisayarlı tomografi (BT), manyetik rezonans görüntüleme (MR) ve endoskopik ultrasonografi gibi yöntemlerden yararlanılabilmektedir. Kan testleri, karaciğer ve safra yollarının durumunu değerlendirmeye yardımcı olurken bazı hastalarda CA 19-9 gibi tümör belirteçleri de incelenmelidir. Ancak bu belirteçler tek başına kanser tanısı koymak için yeterli değildir. Gerekli görülen durumlarda endoskopik ultrasonografi eşliğinde biyopsi yapılarak dokudan örnek alınabilmektedir. Tanı aşamasında yalnızca tümörün varlığının belirlenmesi değil, türünün, büyüklüğünün, çevre damarlarla ilişkisinin ve uzak organlara yayılımının değerlendirilmesi de önem taşımaktadır” dedi.
Cerrahi Tedavi Seçenekleri ve Yöntemler
Ameliyat tipinin tümörün yerleştiği bölgeye göre seçildiğini söyleyen Prof. Dr. Köse, cerrahi yöntemleri şu sözlerle detaylandırdı: “Pankreasın baş bölümündeki tümörlerde Whipple ameliyatı uygulanmaktadır. Bu işlemde pankreasın başı ile birlikte safra yolunun bir bölümü, onikiparmak bağırsağı ve gerekli görülen diğer komşu dokular çıkarılmaktadır. Pankreasın gövde veya kuyruk bölümündeki tümörlerde ise distal pankreatektomi adı verilen, pankreasın ilgili bölümünün çıkarılmasını içeren cerrahi yöntem tercih edilebilmektedir. Hastalığın özelliklerine göre dalağın alınması da gerekebilmektedir. Bazı özel durumlarda pankreasın tamamının çıkarılması, yani total pankreatektomi gündeme gelebilmektedir. Bu ameliyatın ardından insülin üretimi ve sindirim enzimi işlevleri için ömür boyu tıbbi destek gerekmektedir. Dolayısıyla cerrahi yöntemin belirlenmesinde tümörün tamamen çıkarılabilmesi kadar, ameliyat sonrasında hastanın yaşamını nasıl sürdüreceği de dikkate alınmaktadır. Bazı hastalarda tümörün çevre damarlarla ilişkisi nedeniyle doğrudan ameliyat mümkün olmayabilmektedir. Bu hastaların bir bölümünde, onkolojik ilaç tedavileri uygulandıktan sonra yeniden değerlendirme yapılarak cerrahi seçeneği tekrar ele alınabilmektedir. Ancak bu yaklaşım her hasta için uygun değildir; karar, hastalığın yaygınlığı ve tedaviye verdiği yanıt doğrultusunda verilmelidir.”
Robotik Cerrahi ve İyileşme Süreci
Geleneksel yöntemlerin yanı sıra robotik cerrahinin sunduğu avantajlara değinen Prof. Dr. Emin Köse, açıklamalarını şöyle tamamladı: “Geleneksel açık cerrahinin yanı sıra uygun hastalarda laparoskopik veya robotik cerrahi yöntemler kullanılabilmektedir. Robotik cerrahinin uygun hastalarda daha küçük kesilerle uygulanabilmesi; ameliyat sonrası ağrının azalmasına, iyileşme sürecinin kolaylaşmasına ve erken taburcu olma imkanı sunmaktadır. Bununla birlikte, bu avantajlar hastanın durumuna ve uygulanan ameliyatın kapsamına göre değişmektedir. Robotik yöntem her pankreas tümöründe ve her merkezde uygulanamamakta; ameliyatın güvenliği, tümörün tamamen çıkarılabilmesi ve cerrahi ekibin deneyimi yöntem seçiminde belirleyici olmaktadır. Pankreas tümörlerinde cerrahi tedavinin temel hedefi, uygun hastalarda tümörün güvenli biçimde tamamen çıkarılması ve hastalığın kontrol altına alınmasına katkı sağlanmasıdır. Bu nedenle cerrahi yöntem seçilirken yalnızca teknolojik olanaklar değil, hastalığın biyolojik özellikleri, tedavinin olası yararları ve riskleri ile hastanın genel durumu birlikte değerlendirilmektedir. Dünyada sadece seçkin merkezlerde uygulanabilen robotik pankreas ameliyatları ülkemizde de uygulanabilmekte ve tecrübeli ekipler ile yüz güldürücü sonuçlara ulaşılmaktadır.”
Kaynak: İHA | Bu içerik Nilgün Arabacı tarafından yayına alınmıştır




