Takvimler 21 Eylül Dünya Alzheimer Günü’nü gösterirken, Türkiye’de 65 yaş ve üzerindeki bireylerin sayısı 10 milyona ulaştı. Yaşlanan nüfusla beraber demans ve Alzheimer vakaları, hem sağlık sistemi hem de aileler için baş edilmesi güç bir bakım problemine dönüşüyor.
Sağlık Bakanlığı tarafından paylaşılan istatistiklere göre, 65 yaş ve üstü grubun yüzde 5,5’i Alzheimer ile mücadele ediyor. Rahatsızlık ilerledikçe bireylerin kendi başlarına hayatlarını sürdürme yetileri kaybolurken, özellikle hastalığın son aşamalarında kesintisiz bir bakım desteği kaçınılmaz hale geliyor.
Bakım olanaklarının artırılması ve ailelere maddi destek verilmesi gerektiğini dile getiren hasta yakınları, ‘‘Hastalık maddi ve manevi olarak çok zorlayıçı. Emekli maaşı bakıcı maliyetine bile yetmiyor’’ ifadeleriyle yaşadıkları zorluğu özetliyor.
“Türkiye Sosyal Hizmet Konusunda Eksik Kalıyor”
Ülke genelinde Alzheimer teşhisi konmuş yaklaşık 700-800 bin kişinin bulunduğunu kaydeden Türkiye Alzheimer Derneği Tıbbi Kurul Başkanı Prof. Dr. Başar Bilgiç, vaka sayılarının önümüzdeki süreçte tırmanışa geçeceğini öngörüyor. Bilgiç, ‘‘Son 15 yıl içinde yapılmış kapsamlı bir saha çalışması yok. Ancak dünyada Alzheimer hastalarının sayısının 2050’de 140 milyona çıkacağı öngörülüyor’’ uyarısında bulundu.
Alzheimer’ın beyinde yıkıma yol açan ilerleyici bir süreç olduğunu vurgulayan Bilgiç, hastaların zamanla bağımsızlıklarını yitirerek başkalarına muhtaç hale geldiğini belirtti. Batı’da profesyonel bakım kurumlarının yaygın olduğunu ancak Türkiye’de bu yükün neredeyse tamamının ailelerin omuzlarında olduğunu ifade eden Bilgiç, ‘‘İdeal olan Alzheimer’a özgü huzurevi ve bakımevlerinin olması. Ancak bunların sayısı ülkemizde çok az’’ dedi.
Yalnız yaşayan yaşlı nüfusun artışına da dikkat çeken Bilgiç, sosyal hizmet ağının kuvvetlendirilmesi gerektiğini belirterek şunları ekledi: ‘‘Eskiden aileler hastaları getiriyordu. Şimdi hastalar kendileri geliyor. Yalnız yaşayan yaşlıların sayısı çok arttı. Belediyeler ve çeşitli kurumlar devreye giriyor ancak Türkiye’nin işin sosyal tarafında büyük bir eksikliği var. Yurt dışında sosyal hizmet uzmanlarının takipleri, evde hemşirelerin hastayı izlemesi gibi sistemler var. Yalnız yaşayan bir hasta düzenli ziyaret edilerek bakımının sürdürülmesi sağlanıyor. Türkiye’de maalesef bu konuda oturmuş bir sistemimiz yok.’’
Ekonomik Koşullar Bakımı İmkansızlaştırıyor
Maddi yetersizliklerin bakım hizmetlerine erişimin önündeki en büyük engel olduğunu söyleyen Prof. Dr. Bilgiç, ailelerin ya kendi imkanlarıyla bakım verdiğini ya da bakıcı tutmak zorunda kaldığını aktardı. Bilgiç, ‘‘Bakıcıların ücretleri de yüksek. Emekli maaşıyla bu iş karşılanamaz. Ekonomik boyutunda da ailelere ve hastalara ciddi destek gerekli. Bakım hizmeti ve ekonomik destek çok önemli’’ diyerek çözüm çağrısında bulundu. Ayrıca kan testleri gibi gelişen yöntemlerle erken teşhisin önemine de değindi.
Aylık Giderler Emekli Maaşının Çok Üzerinde
80 yaşındaki Alzheimer hastası annesine bakan Hatice Sertaç Süslü, sürecin sadece tıbbi değil, sosyal ve ekonomik bir yıkım olduğunu dile getirdi. Annesinin ek sağlık sorunlarının da süreci zorlaştırdığını belirten Süslü, bakıcı masraflarının 45-50 bin lira bandında olduğunu söyledi. Bez, ilaç ve fizik tedavi gibi kalemler de eklendiğinde toplam aylık maliyetin 80 bin lirayı aştığını vurgulayan Süslü, hasta yakınlarının hem psikolojik hem de finansal destek alması gerektiğini ifade etti.
Süslü ayrıca, ailelerin sosyal haklar konusunda eksik bilgilendirildiğini savunarak, engelli sağlık kurulu raporları ve mevcut yardım mekanizmaları hakkında daha etkin bir bilgilendirme yapılması gerektiğini belirtti.
Resmi Veriler ve Gelecek Hedefleri
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın kayıtlarına göre, Türkiye’de yaşlılara yönelik 42 adet Gündüz Bakım ve Aktif Yaşam Merkezi faaliyet gösteriyor. Fakat bu merkezlerin tamamı Alzheimer veya demans odaklı hizmet vermiyor. Mevcut 280 özel huzurevinde 13 bin 633 yaşlı kalırken, bu kurumların ne kadarının Alzheimer hastalarına özel birimlere sahip olduğu bilinmiyor.
Bakanlığın 2024-2028 Stratejik Planı’ndaki hedefler ise tablonun ciddiyetini ortaya koyuyor. Plana göre, Alzheimer özelinde ihtisaslaşmış huzurevi sayısının 2026 yılı sonunda sıfır olması, 2027’de bire, 2028’de ise ikiye çıkarılması hedefleniyor.
Küresel Ölçekte Demans Tehdidi
Dünya Sağlık Örgütü’nün sağladığı küresel verilere göre, 57 milyondan fazla insan demansla yaşıyor ve her yıl 10 milyon yeni vaka ekleniyor. Bu rakamın 2030’da 78 milyona, 2050’de ise 139 milyona ulaşacağı tahmin ediliyor. Tüm demans vakalarının yüzde 60-70’ini oluşturan Alzheimer hastalığının, 2030 yılına kadar dünyaya maliyetinin 2,8 trilyon doları bulabileceği öngörülüyor.




