Sinema dünyası, Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü’nün yeni bir iade talebiyle çalkalanıyor. Yönetmenliğini Bingöl Elmas’ın üstlendiği “Şiirli Oda’nın İzinde” adlı belgesel çalışması için tahsis edilen yapım desteği, Bakanlık tarafından faiziyle birlikte geri istendi.
Bu durum, Sinema Genel Müdürlüğü’nün sunduğu finansal destekler üzerinden yaşanan ilk polemik değil. Daha önce yönetmen Emin Alper’in büyük ses getiren Kurak Günler filmi için sağlanan fonun iadesinin talep edilmesi de kamuoyunda uzun süre gündem teşkil etmişti.
Karar Neden ve Nasıl Alındı?
Müdürlük, Bingöl Elmas imzalı, Kapadokya’nın kültürel mirasını, yerel tarihini ve doğa koruma mücadelesini işleyen Şiirli Oda’nın İzinde belgeselini iki temel sebeple reddetti. Resmi kararda projenin “başvuru dosyasında yer alan senaryo ve yaklaşım metniyle uyumlu olmadığı” ve “teknik bakımdan yeterli bulunmadığı” öne sürüldü. Bu gerekçelerle, filme verilen yapım desteğinin faiz eklenerek iadesi talep edildi.
Öte yandan, yönetmen ile yetkililer arasında yapılan şifahi görüşmelerde kararın farklı bir boyutu olduğu iddia ediliyor. Resmi evrakta bu şartlar sıralansa da sözlü beyanlarda belgeselin “politik bulunması” ve Kapadokya’daki yıkıma dair Kültür ve Turizm Bakanlığı’nı hedef alan eleştiriler barındırması sebebiyle onay almadığı dile getirildi.
Hangi Kurum ve İsimler Karara Tepki Gösterdi?
Bakanlığın iade talebine karşı sinema sektörü ve sivil toplum kuruluşları tek ses oldu. Aralarında Altyazı Sinema Derneği, Documentarist İstanbul Belgesel Günleri, FilmAmed Belgesel Film Festivali, İşçi Filmleri Festivali ve Sine-Sen’in de bulunduğu 10 kurum ile 205 sanatçı ve sinemacı ortak bir duruş sergiledi. Bağımsız Sinemacılar grubu tarafından “Sanatsal İfade ve Üretim Alanımızı Savunuyoruz” başlığıyla yayımlanan açıklama ile geniş kapsamlı bir imza kampanyası başlatıldı.
Grup, yönetmen Bingöl Elmas’ın yapımının siyasi gerekçelerle ve Bakanlığa yönelik eleştiriler nedeniyle reddedilmesini ‘sansür’ olarak nitelendirdi ve bu tutuma karşı mücadele çağrısı yaptı.
Sansürcü Politikalar Nasıl Eleştirildi?
Yapılan ortak açıklamada, Bakanlığın kısıtlayıcı uygulamalarının yeni olmadığına dikkat çekilerek, “Sınıflandırma yoluyla gösterim imkânlarının kısıtlanması ve hatta açıkça uygulanan gösterim yasaklarıyla yıllardır karşılaşıyoruz. Son yıllarda birbiri ardına Rojbash, Kanun Hükmü, ve Oy’una Geldik filmlerine getirilen yasaklamalar sinemacıları hizaya çekmeye çalışan aynı sansürcü siyasetin örnekleri” denildi.
Açıklamada ayrıca şu ifadelere yer verildi: “Kamu desteklerinin, eserlerin tesliminden sonra “politik gerekçelerle” faiziyle geri istenmesi, ekonomik baskı yoluyla sektörü otosansüre zorlayan sistematik bir gözdağı ve cezalandırma yöntemine dönüştü. Düşünce ve sanatsal ifade özgürlüğü anayasal bir haktır. Bunu korumak ve güvence altına almak her şeyden önce devlet kurumlarına düşen bir görev ve sorumluluktur. Eleştiriden arındırılmış, tahrif edilmiş bir gerçeklik dayatması sanatın özüne aykırıdır”.
Sanatçılar, kamu fonlarının kişisel veya siyasi bir lütuf gibi sunulamayacağını belirterek, “Destek süreçlerinin şeffaf, nesnel, hesap verilebilir ve denetlenebilir ölçütlere dayanması; profesyonel ihtiyaçları ve zorunlulukları gözetmesi, her anlamda hakkaniyetli olması beklenir. Bu husus hem sanatçıların sanatsal özgürlüğüne ilişkin yasal güvence, hem de kamu idaresinin ciddiyetine duyulan güven açısından büyük önem taşır” açıklamasında bulundu.
Bakanlığın Yanıtlaması İstenen Sorular Nelerdir?
Bağımsız Sinemacılar, şeffaflık adına Kültür ve Turizm Bakanlığı’na şu dört kritik soruyu yöneltti:
- Telefon görüşmelerindeki ifadeler ile resmî karardaki gerekçelerin farklı olması, sansür uygulamalarının örtük şekilde yapılmasının sıradan bir uygulamasına mı döndü?
- Filmi teknik açıdan yeterli bulmayan ve senaryoya uygunluğunu tartışan kurul belgesel sinema alanında mesleki yeterlilik ve uzmanlığı olan kişilerden mi oluşuyor?
- Filmin teknik yetersizliğinden kasıt nedir? Hangi standartlara ve ölçütlere dayandırılarak bu yargıya varılmıştır?
- Bir filmde politik eleştiri yapılması kurula göre filmin yetersizliğine mi işaret ediyor?




