Türk sinemasının köklü geçmişinde pek çok unutulmaz yapıma ev sahipliği yapan Çatalca, bu kez kapılarını yepyeni bir organizasyon için açıyor. 27-29 Ağustos tarihleri arasında düzenlenecek olan Çatalca Film Festivali, odağına genç yetenekleri ve kısa film üretimlerini alarak sinemaseverlerle buluşmaya hazırlanıyor.
Çatalca Film Festivali Nedir ve Amacı Ne?
Festivalin direktörlüğünü üstlenen yönetmen Cengiz Özkarabekir, organizasyonun çıkış noktasını bölgenin sinema belleğiyle ilişkilendiriyor. Çatalca’nın doğal bir film platosu olma özelliğini vurgulayan Özkarabekir, “Son 10 yılda Çatalca-Silivri-Büyükçekmece hattında önemli filmler çektim. Bunlardan biri olan ‘Yücel’in Çiçekleri’nde Çatalca’nın muhteşem doğal set ortamına hayran kaldım” sözleriyle bölgeye olan bağını dile getiriyor.
Festival Ne Zaman ve Nerede Gerçekleşecek?
27-29 Ağustos tarihleri arasında Çatalca’da gerçekleşecek etkinlik, ilçenin 80 yıllık sinema serüvenini yeniden canlandıracak. Özkarabekir, Çatalca Belediye Başkanı Erhan Güzel ile olan dostluklarının ve ortak kültür-sanat vizyonlarının bu projeyi hayata geçirdiğini belirtiyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) desteğinin de süreci güçlendirdiğini ifade eden Özkarabekir, bölgenin geçmişine dair şu bilgileri paylaşıyor: “1955’te Atıf Yılmaz ‘Dağları Bekleyen Kız’ı çekmişti. 1967’de ise bu defa Lütfi Ömer Akad ‘Ana’yı çekti. Sonraki yıllarda özellikle İnceğiz Mağaraları’nda çekilen ‘Salako’, ‘Davaro’ ve ‘Erkek Güzeli Sefil Bilo’ gibi filmler, Kemal Sunal’ı, Adile Naşit’i, Münir Özkul’u, Şener Şen’i, İlyas Salman’ı ve daha birçok değerli ismi Çatalca’ya getirmişti.”
Etkinlik Programında Neler Var?
Festivalin ilk yılında odağın tamamen kısa filmler olduğunu belirten direktör, ilerleyen dönemlerde uzun metrajlı filmleri de dahil ederek uluslararası bir boyuta ulaşmayı hedeflediklerini söylüyor. Festival kapsamında sinemaseverleri sadece film gösterimleri değil; konserler, atölye çalışmaları, söyleşiler ve sergiler de bekliyor. Programın en dikkat çeken kısımlarından biri ise Ana filminin çekildiği mekanların ziyaret edileceği film rotası etkinliği olacak. Festivalin ana sloganı ise “Doğasında Sinema Var” olarak belirlendi.
Genç Sinemacılar Neden Desteklenmeli?
Kısa filmcilerin karşılaştığı zorluklara dikkat çeken Özkarabekir, sektördeki fon ve gösterim sorunlarına değinerek şunları söylüyor: “Gösterim olanakları yetersiz. Genç sinemacı dostlarımız çektikleri kısa filmlerin izleyiciyle buluşmasını istiyor. Salon bulmakta zorlanıyorlar. Burada film festivalleri devreye giriyor ama orada bile bir ‘yarışma’ süzgecinden geçmek zorundalar. Üstelik birçok genç dostumuz fon bulup da film çekemiyor. Çekse de bazen ciddiye alınmıyor. Kısa film üretenlere destek vermemiz boynumuzun borcu.” Özkarabekir ayrıca ödül miktarlarının artırılması ve festival sayısının çoğalması gerektiğini de savunuyor.
Sansür ve Sanatsal Bağımsızlık Konusunda Tutum Ne?
Türkiye’deki film festivallerinde zaman zaman yaşanan müdahale tartışmalarına da değinen Cengiz Özkarabekir, festivalin özgürlükçü yaklaşımını şu sözlerle özetliyor: “Tabii ki sansüre karşıyız. Toplum, yaratıcı içerikle oluşturulmuş kültür sanat ürünleriyle özgürleşir. Fakat bunu anlayabilecek ve uygulayabilecek bir yönetime sahip olmak durumundayız.” Kolektif bir ekip ruhuyla çalıştıklarını belirten Özkarabekir, tecrübeli isimlerden oluşan kadronun sanatsal bağımsızlığa büyük katkı sunduğunu ifade ediyor.
Belediyelerin kültür-sanat alanındaki sorumluluğuna da vurgu yapan Özkarabekir, “Belediyelerin kültür sanata daha çok alan açması lazım. Ama belediyelerin gücü belli. Özellikle muhalif belediyelere yapılan operasyonlar kaygı yüklü; bu şartlar birçok kültür hizmetini olumsuz etkiledi. Yine de kültür sanatta cesur adımlar atmak gerekiyor. Çünkü bu toplumu ancak kültür ve sanat iyileştirir” diyerek sözlerini noktalıyor. Festivalin bir diğer mottosu ise “Tarihimizde Sinema Var” olarak açıklandı.




