Süha Derbent ve Dr. Murat Uslu’nun arktikte üç yıl boyunca çektiği fotoğraflar, Muse Contemporary’de açılan ‘Eşik Noktası’ sergisinde iklim krizinin yaban hayatı üzerindeki etkilerini görünür kılıyor. Derbent, eylülde görüntülediği iki buzulun haziranda tamamen yok olduğunu söylüyor.
Arktikte üç yıllık gözlem
Kanada’nın Baffin Adası’ndan Svalbard’ın kuzeyine uzanan çalışmada eriyen buzullar ve yaşam mücadelesi veren hayvanlar fotoğraflandı. Sergide, tasarımcı Deniz Derbent’in interaktif enstalasyonu da yer alıyor. Antalya’da 9-20 Kasım’da düzenlenecek COP31 öncesinde konuşan Süha Derbent, arktikte tanık olduklarını anlattı.
Derbent, projeye buzulların erimesini kendi gözleriyle görmek ve belgelemek istedikleri için başladıklarını, kendisiyle Dr. Murat Uslu’nun kutup ayılarına duyduğu hayranlığın da bu kararda etkili olduğunu belirtiyor. Ona göre arktiğin doğal güzellikleri kadar, hızlı erimeye tanıklık etmek de “dünyanın sonunun gelişini izlemek gibi” etkileyici bir deneyim sundu.
“İki buzul tamamen eriyip yok oldu”
40 yılı aşkın süredir doğada çalışan Derbent, özellikle Kanada’daki soğuk hava koşullarının aşılmaz bir sorun olmadığını, asıl zorluğu insanlarla yaşadıklarını ifade ediyor. Kanada’da kutup ayısı avcılığının serbest olması nedeniyle avcıların tehditkâr tavırlarıyla karşılaştıklarını ve kendilerini tehlikede hissettikleri anlar olduğunu söylüyor.
Sanatçı, sergide bulunan iki buzulu eylül ayında fotoğrafladığını, takip eden haziranda bölgeye döndüğünde ise buzulların tamamen eriyip ortadan kaybolduğunu aktarıyor. Eylül ile haziran arasındaki erimenin boyutunun çok büyük olduğunu belirten Derbent, pek çok kez buzullardan parçaların koptuğuna da tanık olduklarını dile getiriyor.
“Doğa ve canlılar bu felaketin mağduru”
‘Eşik Noktası’ adının geri dönüşsüz bir kırılmaya işaret edip etmediği sorusuna Derbent, kişisel gözlemlerine dayanarak eşik noktasının aşılmasına çok yaklaşıldığını ve geri dönüşsüz iklim saatine giderek yaklaşıldığını söylüyor. Toplumun çoğunlukla iklim krizini ancak kendi başına bir felaket geldiğinde konuştuğunu belirten sanatçı, “Oysa doğa ve canlılar sebebi kendi olmadıkları bir felaketin mağduru durumundalar” diyor.
Derbent’e göre krizin temelinde, fosil yakıtlar başta olmak üzere insanın konfor alanını sürekli büyütme isteği bulunuyor. Doğayı sınırsız ve tükenmez kabul ederek yaşamanın insana özgü bir yanılgı olduğunu ifade ediyor.
COP31 için iklim adaleti çağrısı
COP31’in Türkiye’de düzenlenmesini önemli bir fırsat olarak değerlendiren Derbent, iklimin daha fazla konuşulmasının ve bilimsel raporların insanların erişimine açılmasının başlı başına değer taşıdığını söylüyor. Fosil yakıt üreticilerinin sorumluluğunun bireylere yüklenerek zaman kazanılmaya çalışılmaması gerektiğini vurguluyor.
Yaban hayatı fotoğrafçılığında etik sınırlar
Sergideki fotoğrafların birkaç tanesi dışında tamamı, gemiden hiç inmeden, hayvanla gemi arasındaki mesafe korunarak 600 ve 800 milimetrelik teleobjektiflerle çekildi. Yakın plan iki karede ise ayılar, koku alıp merak ederek gemiye kendileri yaklaştı; fotoğrafçılar o sırada gemideydi.

