Çok sesli müzik ile farklı janrları bir araya getiren Chromas, 2015 yılındaki kuruluşundan bu yana 12. sezonuna giriyor. Topluluk, yeni dönemdeki ilk performansını 4 Ekim tarihinde AKM Tiyatro Salonu’nda gerçekleştirecek. Koro, 12 Aralık’ta ise Zorlu PSM Turkcell Platinum Sahnesi’nde sanatseverlerin karşısına çıkacak. Güncel gelişmeleri ve özel içerikleri takip etmek isteyenler BirGün’ün WhatsApp kanalına buraya tıklayarak abone olabilir.
Koro şefi Başak Doğan ile topluluğun serüveni, Türkiye’deki koro kültürü, kadınların sanat dünyasındaki mücadelesi ve bağımsız müzik üretimi üzerine kapsamlı bir söyleşi gerçekleştirildi. Doğan, Türkiye’de koro müziğinin arzulanan seviyeye gelmesi için katedilmesi gereken bir mesafe olduğunu vurguluyor.
Chromas’ın Kurucusu Başak Doğan Kimdir?
Şeflik kariyerine Boğaziçi Üniversitesi’nde felsefe eğitimi aldığı dönemde müzik kulübü bünyesinde başlayan Doğan, 2011 senesinde bir kadınlar korosu kurarak profesyonel yönelimini belirlediğini ifade ediyor. Üniversite sonrası Chromas’ı hayata geçiren Doğan, topluluğun kuruluş vizyonunu şu sözlerle özetliyor: “Çok renkli bir yer olsun, tüm koristlerin kendi renkleri daha da parlasın; açık, huzurlu, her gün gelişmek isteyen, keyifle çok iyi müzik yapılan bir yer olsun istemiştim. Öyle de oldu! Bunca yıl neler neler yaşamışken bunu kocaman bir gururla söylüyorum.”
Koro Müziğinde Vizyon Değişimi Nasıl Gerçekleşti?
Chromas’ın kuruluşuyla eş zamanlı olarak Danimarka Kraliyet Konservatuvarı’nda koro şefliği üzerine yüksek lisans yapan Doğan, bu eğitimi hem kendi stili hem de koronun kimliği için bir milat olarak nitelendiriyor. Doğan, “Bambaşka bir vizyon edinirken öğrendiklerimi Chromas’a aktardım, ilham aldığım her şeyi koroyla paylaştım. Derken şeflik stilim ve anlayışım da bambaşka bir yere evrildi; hatalarla barışık, denemeyi daha çok seven, köşeleri ve tanımları tamamen yıkan bir hâl aldı. Sadece Chromas’ın repertuvarını konuşsak bile koronun türler arasındaki sınırları aşan, tanımlara uymayan, yeni, heyecanlı ve sınırları zorlayan hâlini görürüz” diyerek değişimi anlatıyor.
Koro Müziği Neden Toplumsal Bir Önem Taşıyor?
Bireyselleşmenin arttığı modern dünyada koronun kolektif bir alan sunduğunu savunan Doğan, çok sesli müziğin sosyal etkisine dair şunları söylüyor: “Tam da birlikte şarkı söylemenin, özellikle de çok sesli, akapella müziğin etkisi burada çok kıymetli. Huzurla yan yana olmak; diğerinin sesine, duygusuna, müziğe ve topluluğa kattıklarına keyifle bakabilmek, birlikte şarkı söylemenin en temel hâllerinden biri. Tek tipleşmeyen kalabalıklar var olabilirse dünya daha iyi bir tarafa doğru ilerleyecek bence, yoksa hâlimiz fena! Benim ve yarattığım tüm ekipler için müzikten önce gelen şey, farklı kişi ve seslerin, farklılıkların tadını çıkararak bir arada olabilme zevkini yaşamaları.”
Türkiye’de Koro Kültürü Nerede Konumlanıyor?
Dünya Koro Konseyi’nde Türkiye temsilciliği ve uluslararası jüri üyelikleri yapan Başak Doğan, yerel potansiyeli şöyle değerlendiriyor: “Bazı ülkeler özellikle koro müziğinde çok tecrübeli. Birlikte şarkı söylemek DNA’larında varmış gibi tınlıyorlar; sesleri kendiliğinden birbirine müthiş uyumlanıyor. Türkiye’de koro müziği açısından eksiklerimiz var tabii ama bu kez önce güçlü yanlarımızı konuşalım. Öncelikle biz çok yenilmeziz; devam etme kuvvetimiz çok yüksek, tekrar tekrar denemekte çok iyiyiz. Bir diğer güzellik de çok katmanlı kültürlerden oluşan bir ülkede yaşadığımız için bütün bu kültürlerin enerjisini, ruhunu ve ritmini ayrı ayrı içimizde yaşamamız. Yani bizim 9/8’imiz, 5/8’imiz gibi olmuyor hiçbir yerinki. Müzikal duyumumuz da mikrotonal bir müziğimiz olmasının etkisiyle oldukça gelişkin. Buna karşılık çok sesli müzik burada daha yeni yerini bulmaya başladığı için birlikte tınlama alışkanlığının gelişmesi adına daha çok koroya, çok sesli duyum için de daha fazla Türkçe koral müziğe ihtiyacımız var.”
Müzikte Kadın Şef Olmanın Zorlukları Nelerdir?
Yönetici koltuğundaki kadınlara yönelik önyargıların devam ettiğini belirten Doğan, kendi deneyimlerini şu ifadelerle paylaşıyor: “Maalesef bu çok eski bir mesele. Yöneten kişinin kadın olması, erkekleri görmeye alıştığımız pek çok pozisyonda hâlâ önce yadırganıyor. İnsanlar bu tepkilerini kimi zaman doğrudan, kimi zaman da farklı biçimlerde gösterebiliyor. Ben de şefliğim boyunca yalnızca kadın olduğum için çeşitli önyargı ve tavırlarla karşılaştım. Hâlâ bildiğim işi gerçekten çok iyi bildiğimi kanıtlamam beklenebiliyor. Bu, pek çok kadının yaşadığı ortak bir deneyim. Örneğin benim koro tınısı yaratmak konusunda teknik bilgiye sahip olduğumu her defasında yeniden anlatmam gerekebiliyor. Çok iyi bildiğim bir konunun bana anlatılmasına maruz kalabiliyorum. Bu nedenle bildiğim ve deneyimlediğim alan olan müzikte kadınlara yer açmayı, yaptığım işlerin bu hedefe hizmet etmesini ve onu beslemesini her zaman temel ilkelerimden biri olarak görüyorum.”
Sürdürülebilirlik ve Bağımsız Üretim Nasıl Sağlanıyor?
Ekonomik şartların bağımsız müzik topluluklarını zorladığını ifade eden Doğan, Vokal Akademi çatısı altında her hafta 300 civarında şarkıcı ve koristin bir araya geldiğini belirtiyor. Bu yapının sadece müzik değil, sosyal bir iletişim alanı sunduğunu vurgulayan Doğan, hızın niteliği öldürdüğü bir dönemde kurumların kültür-sanat desteğinin hayati olduğunu ekliyor. Doğan, “Hâlâ bildiğim işi çok iyi bildiğimi kanıtlamam beklenebiliyor” diyerek sektördeki liyakat ve cinsiyet algısına dair eleştirisini yineliyor.




