Aşılanma yoluyla engellenebilen ve geçmiş yıllarda görülme sıklığı büyük ölçüde minimize edilen hastalıkların yeniden gün yüzüne çıkması, sağlık camiasındaki endişeleri tırmandırıyor. Başta kızamık olmak üzere boğmaca ve menenjit gibi rahatsızlıkların tekrar görülmeye başlanması, aşı kararsızlığı ve aşı reddi tartışmalarını bir kez daha kamuoyunun gündemine taşıdı. Türk Tabipleri Birliği tarafından yapılan açıklamaya göre, 2026 Eylül itibarıyla Türkiye’de kaydedilen kızamık vakası sayısı 1.103 rakamına ulaştı. Mevcut tabloyu değerlendiren uzmanlar, aşılama oranlarındaki düşüşe vurgu yaparak şu ifadeleri kullandı: “Kızamık ve diğer aşıyla önlenebilir hastalıkların yeniden yayılmasının önlenmesi için koruyucu sağlık politikaları güçlendirilmeli.”
Küresel ve Yerel Ölçekte Kızamık Tehdidi
ABD’nin New York eyaletinde 108 kızamık vakasının tespit edilmesinin ardından acil durum ilan edilmesi, dünyada yükselişe geçen vakaların Türkiye’deki yansımalarını da tartışmaya açtı. Gazi Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Esin Davutoğlu Şenol, karşılaşılan tablonun yalnızca aşı oranlarındaki gerilemeyle açıklanamayacağını belirterek; sağlık yönetimi ve koruyucu sağlık hizmetlerinde yaşanan aksaklıklara işaret etti. BirGün’ün güncel gelişmelerini ve özel haberlerini takip etmek isteyenler için kurumun WhatsApp kanalı da yayında bulunuyor.
Aşı Reddi ve Şeffaflık Sorunu
Aşı reddi vakalarının resmi kayıtlara yansıyandan çok daha yüksek bir boyutta olduğunu dile getiren Prof. Dr. Esin Davutoğlu Şenol, bölgesel farklılıkların önemine değindi. Şenol, “2 sene önce yaklaşık 100 bin tane aşı reddeden var diyorduk. Şu anda yüzde 92 civarında bir aşı kabulü gösteriliyor ama durum çok daha yüksek olduğunu gösteriyor. Yani yüzde 8 gibi bir kayıp var ama daha fazla olduğunu düşünüyoruz” dedi. Aşı reddinin ciddi bir seviyeye ulaştığını ve bu konuda yasal bir düzenleme yapılmamasının krizi büyüttüğünü belirten Şenol, “Tek Sağlık” yaklaşımının gerekliliğini savundu.
Koruyucu Sağlık Stratejisi Eksikliği
Gıda güvenliği, çevre sağlığı ve aşıyla engellenebilir hastalıklar başta olmak üzere pek çok alanda koruyucu sağlık stratejisinin eksik olduğunu belirten Şenol, “Birinci sorunumuz aslında bir sağlık yönetiminin ve koruyucu sağlık stratejisinin olmaması” değerlendirmesinde bulundu. Türkiye’nin yüksek nüfus hareketliliğine ve uluslararası geçiş güzergâhı üzerindeki konumuna dikkat çeken Şenol, bulaşıcı hastalıkların erken teşhis edilmesinin kritik olduğunu ancak verilerin akademi ve kamuoyuyla yeterince paylaşılmadığını söyledi. Şenol, “Bu saklama yüzünden erken alarmlar kurulamıyor. Erken alarmlar kurulamayınca her şeyi tam zirveye çıktığında fark ediyoruz” şeklinde konuştu. Uzun vadeli etkilere de değinen Şenol, kariyerinde ilk kez tüm ilaçlara dirençli bir omurga tüberkülozu vakası gördüğünü paylaştı.
Bakanlığa Çağrı: Şeffaf Bilgi ve Kamu Spotu
Kızamığın yanı sıra su çiçeği, menenjit ve boğmaca vakalarının da artış gösterdiğini hatırlatan Prof. Dr. Esin Davutoğlu Şenol, halkın güvenilir bilgiye ulaşmasının önemini vurguladı. Sağlık Bakanlığı’nın aşılamayı teşvik edici kamu spotları hazırlaması gerektiğini belirten Şenol, açıklamalarına şöyle devam etti: “Birinci sorunumuz sağlık yönetiminin ve koruyucu sağlık stratejisinin olmaması. Sağlık Bakanlığı’nın aşı kararsızlığını destekleyici tutumlar yerine aşı ile ilgili güçlü önerilerde bulunması ve bu hastalıkları kamudan ve akademiden saklamak yerine düzgün bilgi paylaşması gerekiyor. Özellikle okullarda aşılanmamış çocukların bulunması durumunda ailelerin gerekli önlemleri alabilmesi için şeffaf ve doğru bilgiye ihtiyaç da var.”
TTB’den Ortak Mücadele Vurgusu
Türk Tabipleri Birliği (TTB) Aile Hekimliği Kolu da aşılama oranlarındaki düşüşe dikkat çeken bir açıklama yayınladı. TTB, “Aşı kararsızlığı ve aşı reddiyle mücadele için Sağlık Bakanlığını, TTB ile birlikte bilimsel veriye dayalı, etkili ve sürdürülebilir bir aşı politikası oluşturmaya davet ediyoruz” çağrısında bulundu. Kızamık vakalarına dair yapılan değerlendirmede şu ifadelere yer verildi: “Kızamık yeniden artıyor! 2026 Eylül itibarıyla 1.103’e ulaştı. Aşı kararsızlığı ve aşı reddi çoğaldıkça, yıllardır kontrol altında tuttuğumuz hastalıklar geri dönüyor. Sağlık Bakanlığı’nın aşı politikası yok. Aşı reddi ve kararsızlığı arttıkça, yıllardır kontrol altında tuttuğumuz hastalıklar geri dönüyor”.
Aşı kararsızlığı ve reddindeki artış, 2026 yılının ilk 9 ayında kızamık vakalarının bini geçmesine neden oldu. Uzmanlar, ivedilikle önlem alınmadığı takdirde hastalıkların yayılımının artacağı konusunda uyarılarını yineliyor.




