Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Ebola virüsünün tetiklediği yeni ve şiddetli bir salgın dalgasıyla çalkalanıyor. Ülkenin pek çok noktasında süratle yayılan bu hastalık, kısa bir süre içerisinde binlerce insanın hayatını kaybetmesine neden oldu.
Salgında Korkutan Bilanço ve DSÖ’den Kritik Uyarı
Hükümet tarafından paylaşılan güncel verilere göre, mevcut salgında toplam 4 bin 945 vaka tespit edilirken, 2 bin 325 kişi yaşamını yitirdi. Bu rakamlarla birlikte mevcut kriz, ülkede 2018-2020 yılları arasında yaşanan ve 2 bin 299 kişinin ölümüyle sonuçlanan Ebola salgınını geride bırakmış oldu.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), hastalığın yayılma hızının ciddi endişe yarattığını vurguladı. Son 24 saatte 101 yeni vaka ve 33 ölüm kaydedilirken; karantina merkezleri ile hastanelerde 730 kişinin gözetim altında tutulduğu açıklandı.
Salgın sürecinde şimdiye kadar 1.000‘den fazla kişinin sağlığına kavuştuğu belirtilse de, yalnızca geçtiğimiz hafta içinde 579 yeni vaka ve 304 ölümün bildirilmesi alarm seviyesini en üst noktaya taşıdı. Yetkililer, bu tablonun 2014-2016 yılları arasında Batı Afrika’da görülen ve yaklaşık 11 bin kişinin canına mal olan büyük salgına benzer bir felakete dönüşmesinden korkuyor.
Tehlikeli Virüsün Nadir Türü Ortaya Çıktı
Yaşanan felaketin arkasında, Ebola virüsünün daha nadir rastlanan bir türü olan Bundibugyo bulunuyor. Demokratik Kongo Cumhuriyeti‘nin doğu kesimindeki altı eyalette saptanan virüs, bilhassa Ituri eyaletinde yoğun bir etki gösteriyor. Bu virüs varyantına yönelik henüz onaylanmış bir tedavi yönteminin veya aşının bulunmaması, salgınla mücadeleyi oldukça güçleştiriyor. Öte yandan, Ituri bölgesinde aşı ve tedaviye yönelik tıbbi çalışmalar sürdürülüyor.
Salgının Tespit Edilmesi Haftalar Sürdü
Salgının kayıtlara geçen ilk kurbanlarından biri, Bunia kentinde görev yapan bir sağlık çalışanıydı. Kusma, yüksek ateş ve şiddetli kanama şikayetleri gösteren görevli, 24 Nisan tarihinde hayatını kaybetti. Ancak salgının resmi olarak duyurulması bu olaydan yaklaşık üç hafta sonra gerçekleşebildi. Uzman görüşlerine göre virüs, resmi açıklamadan çok daha önce, şubat ayında Mongbwalu‘daki maden bölgelerinde yayılmaya başlamış olabilir.
Yanlış Testler Teşhisi Geciktirdi
Salgının kontrol altına alınamamasındaki en büyük engellerden birinin kullanılan test kitleri olduğu ifade edildi. DSÖ yetkilileri, başlangıçtaki vakalarda uygulanan testlerin negatif sonuç verdiğini, bunun sebebinin ise kitlerin ağırlıklı olarak Ebola’nın Zaire türünü belirlemek üzere tasarlanması olduğunu açıkladı. Bu durum, hastaların semptomlarının ilk aşamada salmonella veya sıtma gibi farklı hastalıklarla karıştırılmasına yol açtı. Kanamaların devam etmesi üzerine gelişmiş laboratuvarlarda yapılan detaylı incelemeler, hastalığın Bundibugyo türü olduğunu kanıtladı.
Sağlık Ekipleri Tehdit Altında
Krizle mücadele sadece tıbbi imkansızlıklarla değil, sosyal ve güvenlik sorunlarıyla da sekteye uğruyor. Sağlık personelinin maaş yetersizliği nedeniyle çıktığı grevler, ulaşım zorlukları, silahlı grupların yarattığı tehditler ve halk arasındaki yanlış inanışlar süreci zorlaştırıyor. Ituri ve Kuzey Kivu bölgelerinde bazı kişilerin Ebola’nın gerçek bir hastalık olduğuna inanmaması, temaslı takibini ve sağlık kuruluşlarına başvuruları engelliyor.
Hastalığı Atlatmasına Rağmen Tehditlerden Kurtulamadı
Bunia‘da görev yaparken Ebola’ya yakalanan 49 yaşındaki hemşire Etienne Ezo, zorlu bir sürecin ardından iyileşmeyi başardı. Ancak Ezo, hastalığın varlığını reddeden gruplar tarafından tehdit edildiğini belirtti. Etienne Ezo, sağlık çalışanı olduğu için bazı kişilerin kendisini salgının bir parçası olarak gördüğünü ve işe giderken tehditlerle karşılaştığını ifade etti.
Virüs İyileşenlerde Yeniden Ortaya Çıkabilir
Ebola virüsünün dikkat çeken bir diğer özelliği ise, hastalık atlatıldıktan sonra bile vücudun belli bölgelerinde uzun süre varlığını koruyabilmesidir. DSÖ tarafından başlatılan 18 aylık Sağ Kalanlar Programı kapsamında, Bundibugyo türünden kurtulan bireyler yakından izleniyor. Virüsün; merkezi sinir sistemi, gözler ve testislerde aylarca, hatta daha uzun süre kalabildiği biliniyor. Bu durum, hastalığın nüksetme riskini veya cinsel yolla bulaşma ihtimalini beraberinde getiriyor.
Özetle, Demokratik Kongo Cumhuriyeti‘nde Bundibugyo türü Ebola salgını hızla yayılmaya devam ediyor. Üç ay içerisinde 4 bin 945 vaka ve 2 bin 325 ölümün kaydedildiği ülkede; yanlış test kitleri, teşhis problemleri ve toplumsal inkar virüsün dizginlenmesini zorlaştırıyor. Uzmanlar can kayıplarının artmasından endişe duyuyor.




