Kültür ve sanat dünyasının mutfağında uzun yıllar emek veren T. Volkan Aslan, bu defa spot ışıklarının altına kendi besteleriyle geçiyor. Akademisyen ve müzisyen kimliğini profesyonel yöneticilik deneyimiyle harmanlayan Aslan, ilk stüdyo çalışması olan “Seyir” ile dinleyicilerini Anadolu’nun kadim seslerinden modern tınılara uzanan bir serüvene davet ediyor. Deniz Burak BAYRAK‘ın aktardığına göre, Sony Music etiketiyle raflardaki yerini alan yedi parçalık bu albümde, başta efsane isim Cahit Berkay olmak üzere farklı kuşaklardan pek çok değerli sanatçı bir araya geldi.
Seyir Albümü Kimlerin İmzasını Taşıyor?
Proje, T. Volkan Aslan‘ın liderliğinde pek çok usta müzisyenin gönüllü katkılarıyla şekillendi. Albümde farklı jenerasyonların sentezi dikkat çekerken, Cahit Berkay gibi ekol isimlerin varlığı çalışmaya derinlik katıyor. Aslan, bu iş birliğiyle ilgili olarak, “Cahit Berkay gibi evrensel ölçekte iz bırakmış bir müzisyenle aynı projede yer alabilmek büyük onur. Hayranlıkla dinlediğim bir ismin müzikal dünyasına yaklaşabilmek, onunla üretmek hem dinleyici hem de bir müzisyen olarak benim için kıymetliydi. Bu bir ‘müzisyenler’ albümü. Bu projeye birçok değerli müzisyen hiçbir karşılık beklemeden gönülden katkı sundu. Her biri emeğini, bilgisini ve müziğini büyük içtenlikle paylaştı. Cahit Berkay’ın katkısı ise albüm için ayrı değer taşıyor. Varlığıyla beni onurlandırdı, müziğe de çok güçlü katkı sundu. Onun nezdinde katkıda bulunan bütün müzisyen dostlarıma teşekkürler” açıklamasında bulunuyor.
Albümün Teması Neden “Seyir” Olarak Belirlendi?
Albümün ismi, yaşamın kendisini bir yolculuk olarak gören felsefi bir yaklaşımdan besleniyor. İnsanın hayat yolundaki duraklarını müziğine yansıttığını belirten T. Volkan Aslan, eserin hikâyesini şu sözlerle tanımlıyor: “Seyir bir yolculuğu ifade ediyor. Her insanın yaşamını bir yolculuk olarak görüyorum ve bu yolculuğun içinde pek çok durak var. Hüzün, sevinç, umut, mutluluk da… Düşmek de var, yeniden ayağa kalkmak da. Hepsi hepimizin ortak hikâyesi. Bu albüm bunların enstrümantal anlatımı. Kendi hikâyem. Konuşmak yerine çalarak, müzik üreterek kendimi ifade etme biçimim. Bu yüzden adını Seyir koyduk. Dinleyicilere kendi seyrimi, kendi yolculuğumu anlatmaya çalışıyorum.”
Enstrümantal Müzik Dinleyiciye Nasıl Hitap Ediyor?
Sözsüz bir anlatının zorluklarına değinen Aslan, enstrümantal müziğin dinleyiciye sunduğu özgürlük alanına dikkat çekiyor. Geleneksel müzikte sözün ağırlığına rağmen kendi yolunu seçen sanatçı şunları söylüyor: “Dinleyenlerden zaman zaman ‘Bunlara artık söz de yazarsın’ gibi yorumlar geliyor. Sanki eksik ya da yarım kalmış bir anlatı varmış gibi algılanabiliyor. Anadolu coğrafyası güçlü söz kültürüne sahip. Geleneksel müziğimizde ve şiirimizde sözün önemli yeri var. Bu nedenle enstrümantal müzik her zaman daha zor bir alan. Bunun farkındayım ama anlatma biçimim bu. Herkesin bu müziklerden kendi hikâyesini çıkarmasını istiyorum. Sözün olmaması bu açıdan özgürleştirici geliyor. Dinleyen kişi kendi duygusunu, yaşanmışlığını müziğin içine yerleştirebiliyor. İster sözlü ister enstrümantal olsun, müziğin gücü dinleyenin onunla nasıl bağ kurduğuyla ilgili. Enstrümantal müziğin popüler anlamda bazı dezavantajları olsa da bu üretim biçiminden keyif alıyorum.”
Anadolu ve Batı Ezgileri Nasıl Harmanlandı?
Albümde mey, duduk, ney ve kaval gibi yerel nefesliler; trompet, trombon ve saksafon gibi Batılı enstrümanlarla buluşuyor. Bu sentezi doğal bir süreç olarak nitelendiren Aslan, süreci şu şekilde detaylandırıyor: “Müzik üretme biçimim, yıllar içinde biriktirdiklerimin doğal sonucu. Nasıl yazı yazarken insan yaşadıklarından besleniyorsa, müzik de aynı şekilde birikimlerle oluşuyor. Geleneksel müzik formlarını çok çalıştım, bu alanda eğitim aldım. Geleneksel danslar ve geleneksel müzik üzerine uzun yıllar emek verdim ancak zaman içinde bu birikimi farklı müzikal yaklaşımlarla sentezlemeyi benimsedim. Bugün ortaya çıkan müzik dili de doğal tarzım hâline geldi. Özellikle Anadolu’nun nefesli sazlarıyla Batı’nın nefesli enstrümanlarının aynı yapıda buluşması beni heyecanlandırıyor. Aralarındaki uyumu, harmoniyi yakalamak ve ezgileri bu ortak dil içinde yeniden yorumlamak müzik anlayışımın önemli parçası. Bu albümde de çaldığım enstrümanları da merkeze alarak bu sentezi yansıtmaya çalıştım.”
Mutfaktan Sahneye Dönüş Nerede Başladı?
Kültür yöneticiliği yaptığı 15 yıl boyunca müzikten hiç kopmadığını belirten sanatçı, aslında yolculuğunun 30 yıl önce başladığını vurguluyor. Konservatuvar eğitimi alan ve bağlamadan zurnaya, askı davuldan nefesli sazlara kadar pek çok enstrümanla hayatını kazanan Aslan, müzisyen kimliğine dönüşünü şu ifadelerle özetliyor: “Kültür yöneticisinden önce müzisyenim. Kültür ve sanatla tanışmam da müzisyenlik sayesinde oldu. 30 yıl önce bağlamayla başlayan yolculuğum, konservatuvar eğitimiyle sürdü. Mey, zurna, çeşitli nefesli sazlar, askı davul ve bağlama çalarak hayatımı kazanırken, müziğin içinde kendimi geliştirmeye çalıştım. Son 15 yıl kültür yöneticiliğiyle geçti. Bu süreçte eksikliğini hissettiğim şey sahnede olmak, çalmak ve üretimin doğrudan içinde yer almaktı. Albümlerde yer alamamak benim için hep bir eksiklikti. Ama müzikten kopmadım. Çalmaya, dinlemeye, yazmaya ve üretmeye devam ettim. Bugün yeniden müzisyen kimliğimle üretmenin mutluluğunu yaşıyorum. Mesleki anlamda da benim için önemli bir dönüş oldu. Başladığım yolculuğa yeniden dönebilmek ve onu devam ettirebilmek çok kıymetli.”
Özel haberleri ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.




