fbpx
featured
  1. Haberler
  2. Kültür & Sanat
  3. Ahmet Ümit: Edebiyat İnsanı İyiliği ve Kötülüğüyle Yüzleştirmelidir

Ahmet Ümit: Edebiyat İnsanı İyiliği ve Kötülüğüyle Yüzleştirmelidir

Ahmet Ümit yeni romanı Roma’nın Beş Günü’nü anlattı. Ülke gündemini yorumlayan yazar, Başkomiser Nevzat’ın sonraki rotasının Büyükada olacağını duyurdu.

service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Günün öne çıkan önemli gelişmelerinden ve özel haberlerden haberdar olmak için BirGün’ün WhatsApp kanalını takip edebilirsiniz. Ünlü yazar Ahmet Ümit ile son çalışması Roma’nın Beş Günü, romanlarındaki entelektüel katillerin dünyası, Başkomiser Nevzat’ın gelecekteki planları ve Türkiye’nin mevcut siyasi-ekonomik atmosferi üzerine derinlemesine bir söyleşi gerçekleştirdik.

Neden Yeni Romanın Rotası Roma Olarak Belirlendi?

Ahmet Ümit, eserlerinde Anadolu medeniyetlerini anlatmaktan büyük bir keyif aldığını dile getiriyor. Hititler, Antik Yunan ve Osmanlı gibi zengin bir mirasın üzerinde yaşadığımızı belirten yazar, Kar Kokusu’nda Moskova’yı, Kayıp Tanrılar Ülkesi’nde ise Berlin’i yazdıktan sonra neden Roma’ya odaklandığını şu sözlerle açıklıyor: “Roma’daki en önemli şehirler İtalya’da değil; İstanbul, Antakya, Efes gibi bizim ülkemizde yer alıyor. Anadolu çok önemli bir Roma eyaletiydi.” Yazar, bu tarihsel derinliği sadece genel kültür için değil, bugünkü benliğimizi kavramak adına bilmemiz gerektiğini savunuyor.

Kitabın Karakteri Yıldız Karasu Kimdir ve Hikaye Nasıl Başlıyor?

Roman, Tiber Nehri’nde bulunan pürüzsüz iki ceset ve törensel bir cinayetle açılıyor. Okurun merakını cezbetmek için cinayetin güçlü bir araç olduğunu ifade eden Ahmet Ümit, başkahraman Yıldız Karasu hakkında şu bilgileri veriyor: “Yıldız Karasu, anne ve babası politik göçmen olan, Berlin’de doğmuş bir polis. Kendini koruma güdüsüyle polis olmayı seçmiş. Süper kahraman değil, insani zaafları ve hataları olan gerçekçi bir insan. Zaten bir eser kusursuzsa çöp olur; insan da tamamlanmamış bir mahlûktur.”

Entelektüel Katillerin Profili Ne Şekilde Çizildi?

Romanda yer alan katillerin sıradan suçlulardan farklı olduğunu belirten yazar, onların çaresizlik içindeki sanatsal yönleri olan bireyler olduğunu söylüyor. “Kurban olmayacağız, avcı olacağız” diyerek hareket eden bu karakterler, cinayet gelirlerinin bir kısmını sivil toplum kuruluşlarına ve mahpus yazarlara ulaştırıyor. Ahmet Ümit, bu kurgu aracılığıyla günümüz aydınının yaşadığı içsel çıkmazları ve çaresizliği yansıtmayı amaçladığını belirtiyor.

Tarihsel Araştırma Süreci Nasıl İlerliyor?

Yazım aşamasından önce kapsamlı bir okuma ve gezi süreci yürüten yazar, Roma’da uzmanlarla ve kazı başkanlarıyla bir araya geldiğini anlatıyor. Afrodisyas ziyareti sırasında Zoilos’un hikayesinden etkilendiğini belirten Ümit, kölelikten Roma’da yükselişe geçen bu figürün Anadolu bağlantısını işlemesi gerektiğine karar vermiş. Ona göre edebiyatın asli görevi, insanı kendisiyle yüzleştirmektir: “Edebiyat, insana hem iyi hem kötü olduğunu hatırlatmalı ve mücadele etmesi gerektiğini göstermelidir.”

Başkomiser Nevzat’ın Bir Sonraki Durağı Neresi Olacak?

Gelecek projelerine dair ipuçları veren Ahmet Ümit, yeni durağın Büyükada olacağını müjdeliyor. İstanbul’un ruhunu koruyan adalarda geçecek olan hikayede, bölgenin renkli demografik yapısı, tarihi ve doğası Başkomiser Nevzat’ın çözeceği bir cinayetle harmanlanacak.

Türkiye’nin Güncel Durumu Nasıl Değerlendiriliyor?

Ülkenin geçtiği süreci oldukça ağır bulan yazar, 12 Eylül dönemini deneyimlemiş biri olarak bugün kurumlarda ve yargıda yaşanan tahribatın boyutlarına dikkat çekiyor. “Hukukun ayaklar altına alındığı bir dönemdeyiz. Bu nedenle de insanlar korkuyor” diyen yazar, sansür ve ekonomik uçurumun toplumu mutsuzluğa sürüklediğini ifade ediyor. Ahmet Ümit, bu durumu şu çarpıcı örnekle özetliyor: “Bir insan, bir polis emeklisi çekip kendini öldürüyor. Bu bıçağın kemiğe dayanmakta olduğunu gösteriyor.”

Toplumsal Yozlaşma ve Tarihin Mantığı Ne Söylüyor?

Ahmet Ümit, geçmişte farklı siyasi kanatlardan insanların bile sahip olduğu temel değerlerin yerini büyük bir yozlaşmaya bıraktığını savunuyor. 1914 yılında Çarlık Rusya’sının ve sonrasında Sovyet Rusya’nın 27. Kongresindeki gücüne rağmen yıkılmasını örnek göstererek, tarihin kendi mantığı olduğunu vurguluyor: “O mantığın dayandığı şey işte saf hakikat. O hakikat de ekmek kavgası ve ne kadar ne yaparsanız yapın o hakikatten kurtulmanız mümkün değil.” Yazar, her türlü baskıya karşı duruşunu korumanın yaratıcılık için zorunlu olduğunu da sözlerine ekliyor.

Ahmet Ümit: Edebiyat İnsanı İyiliği ve Kötülüğüyle Yüzleştirmelidir
+ - 0

Tamamen Ücretsiz Olarak MaxiMag Bültenine Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Maxi Magazin ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

MaxiAI ile Haber Hakkında Sohbet

MaxiAI ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka yanlış bilgi üretebilir