Fibromiyalji; sadece yaygın kas ve iskelet sistemi ağrılarıyla değil, aynı zamanda kronik yorgunluk, uyku bozuklukları ve zihinsel bulanıklık gibi pek çok farklı belirtiyle ortaya çıkabilen karmaşık bir sendromdur. Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Deniz Mutluer, bu hastalarda karın ağrısı, şişkinlik ve baş dönmesi gibi şikâyetlerin de sıklıkla görülebileceğini ifade etti.
Fibromiyaljide Fazla Kilonun Etkileri
Günümüzde fibromiyaljinin kesin bir tedavisi bulunmasa da doğru yaklaşımlar sayesinde semptomların kontrol altına alınabileceğini belirten Dyt. Deniz Mutluer, beslenmenin bu süreçte güçlü bir destekleyici role sahip olduğunu vurguladı. Özellikle obezite ve fazla kilonun belirtileri belirgin şekilde artırabileceğine dikkat çeken Mutluer, “Vücutta artan yağ dokusu, inflamasyonu tetikleyerek ağrı hassasiyetini yükseltebilir ve yaşam kalitesini düşürebilir. Bu nedenle sağlıklı vücut ağırlığını korumak, tedavi sürecinin temel taşlarından biridir” dedi.
Öne Çıkan Beslenme Modelleri
Bilimsel çalışmaların; antiinflamatuar ve antioksidan içeriği zengin beslenme modellerinin fibromiyalji semptomlarını hafifletmede başarılı olduğunu gösterdiğini aktaran Mutluer, bu süreçte öne çıkan modelleri şöyle sıraladı:
- Akdeniz tipi beslenme
- Düşük FODMAP diyeti
- Glutensiz beslenme
- Vejetaryen ağırlıklı yaklaşımlar
Kritik Vitamin ve Mineraller
Günlük beslenme düzeninde yapılacak temel değişikliklerin büyük önem taşıdığını kaydeden Mutluer; renkli sebze ve meyveler gibi antioksidan deposu besinlerin, omega-3 ve zeytinyağı gibi sağlıklı yağların, kaliteli protein kaynaklarının ve lifli gıdaların tüketilmesinin olumlu sonuçlar verdiğini belirtti. Fibromiyalji hastalarında bazı vitamin ve mineral eksikliklerinin sık görüldüğünü dile getiren Mutluer, özellikle D vitamini, magnezyum, çinko ve C vitamini düzeylerinin yeterli olmasının semptom yönetiminde katkı sağladığını söyledi.
Kişiye Özel ve Sürdürülebilir Planlama
Fibromiyalji tedavisinde herkes için geçerli tek bir beslenme modelinin bulunmadığının altını çizen Dyt. Deniz Mutluer, her bireyin yaşam tarzının, ihtiyaçlarının ve semptomlarının değişkenlik gösterdiğini belirtti. Mutluer, “Bu nedenle en doğru yaklaşım; kişiye özel, dengeli ve sürdürülebilir bir beslenme planı oluşturmaktır” ifadelerini kullandı.
Beslenme tedavisindeki asıl amacın sadece kilo kaybı olmadığını hatırlatan Mutluer, programların ağrıyı yönetilebilir hale getirmek, yaşam kalitesini artırmak ve genel sağlığı desteklemek amacıyla planlanması gerektiğini sözlerine ekledi.




