fbpx
featured
  1. Haberler
  2. Kültür & Sanat
  3. UGFF: Sinema ve Gastronomiyle Kültürel Mirasın Peşinde

UGFF: Sinema ve Gastronomiyle Kültürel Mirasın Peşinde

Uluslararası Gastronomi Film Festivali, 7 Haziran'a dek Çeşme'de sinema ve mutfakla kültürel hafıza, emek ve kimlik temalarını buluşturuyor.

service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Kültürel bellek, emek ve kimlik gibi temel kavramları gastronomi ve yedinci sanatın ortak paydasında irdeleyen Uluslararası Gastronomi Film Festivali (UGFF), 7 Haziran tarihine dek Çeşme’de ziyaretçilerini bekliyor. Gastronominin sadece mutfakla sınırlı kalmadığını; içinde göçü, üretim süreçlerini, kadın gücünü ve toplumsal mirası barındıran geniş bir saha olduğunu belirten festivalin kurucu direktörü Gülper Ergün ile etkinliğin vizyonunu konuştuk.

Gülper Ergün ve UGFF: Bu Festival Neyi Hedefliyor?

Sinema ve gastronominin “insanı ve onun serüvenini anlatma arzusu” ile birbirine bağlandığını ifade eden Gülper Ergün, festivalin farklı disiplinleri bir araya getirerek kültürel mirası modern anlatılarla görünür kılmayı amaçladığını söylüyor. Ergün, her iki alanın da aslında aynı arayışta olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullanıyor: “Sinema ile gastronominin en güçlü ortak noktası, ikisinin de insanı anlamaya çalışması. İlk bakışta biri görüntüyle, diğeri tatla çalışan iki ayrı alan gibi görünüyor. Oysa ikisi de insanın dünyayla kurduğu ilişkiyi anlatıyor. Bir film sahnesi de bir sofra da bize yalnızca o anı göstermiyor; bir yaşam biçimini, bir hafızayı, bir kültürü görünür kılıyor.”

Çeşme ve Urla’nın Kültürel Kimliği Nasıl Şekilleniyor?

Gastronomi turizminin parlayan yıldızları Çeşme ve Urla’nın sadece lezzet durakları olmadığını belirten Ergün, bölgenin üretim ve tarım mirasına dikkat çekiyor. Festivalin yerel kimliğe katkısını ise şu sözlerle açıklıyor: “Kültürel kimliğin yalnızca tanıtımla değil, anlatıyla da güçlendiğine inanıyoruz. Urla da Çeşme de yalnızca güzel yemekler yenilen yerler değil. Bu coğrafya aynı zamanda üretim kültürünün, tarım bilgisinin, göçlerin, karşılaşmaların ve birlikte yaşama deneyiminin taşıyıcısı. Amacımız Çeşme’yi ya da Urla’yı romantik bir kartpostal görüntüsü olarak sunmak değil. Bu toprakların taşıdığı kültürel hafızayı, üretim bilgisini ve insan hikâyelerini görünür kılabilmek.”

Festival Programı Nasıl Bir Çeşitlilik Sunuyor?

Danışma kurulundaki farklı uzmanlık alanlarının programa derinlik kattığını belirten Ergün, kültürün disiplinlerin kesişme noktasında doğduğunu savunuyor. Akademisyenlerin, şeflerin ve sinemacıların farklı bakış açılarının yeni düşünce alanları açtığını belirten direktör, programdaki özel bölümleri şu şekilde detaylandırıyor:

“SineSınıf” ve “GastroSınıf” bölümleri, öğrenciler ile sektör profesyonelleri arasında bir köprü kurarak bilgi aktarımını sağlarken; “Tasty Cinema” ise izleyicilere filmleri sadece görsellikle değil, tat ve koku duyularıyla da deneyimleme şansı tanıyor. Ergün, bu deneyimin hafıza üzerinde çok daha güçlü bir etki bıraktığını ekliyor.

Uluslararası Klazomenai Kısa Film Yarışması Ne Zaman ve Neden Önemli?

Festival kapsamında düzenlenen yarışmada, büyük prodüksiyonlardan ziyade derinlikli insan hikâyeleri aranıyor. Gülper Ergün, kendilerini en çok heyecanlandıran unsurları şöyle özetliyor: “Bizi heyecanlandıran şey çoğu zaman büyük hikâyeler değil. Tam tersine, küçük görünen ama içinde büyük bir insanlık hâli taşıyan hikâyeler. Bir üreticinin toprağıyla ilişkisi, bir ailenin kuşaktan kuşağa aktardığı tarif, kaybolmaya yüz tutmuş bir üretim biçimi ya da bir göç hikâyesi gibi. Bu yıl başvurularda özellikle hafıza, sürdürülebilirlik, kadın emeği ve kültürel miras konularının daha görünür olması bizi umutlandırdı.”

Yemek ve Sinema İlişkisi Ne Kadar Politik?

Yemeğin her zaman toplumsal bir mesele olduğunu ve modern sinemada bu durumun daha net görüldüğünü ifade eden Ergün, şunları söylüyor: “Aslında yemek her zaman toplumsal meseleleri anlatır. Sadece biz uzun süre onu öyle okumadık. İklim krizini, göçü, emek sömürüsünü, gıda adaletini ya da kültürel hafızanın kaybını anlatırken çoğu zaman yemek güçlü bir anlatı aracına dönüşüyor. Çünkü yemek hayatın merkezinde duruyor. Hayatın merkezinde duran hiçbir şey toplumdan uzak değildir.”

Kültürel Bir Etkinlik Hayata Geçirirken Hangi Zorluklarla Karşılaşıldı?

Türkiye’de festival düzenlemenin zorluklarına değinen Ergün, en büyük mücadelenin lojistik değil, festivalin varlık nedenini anlatmak olduğunu belirtiyor. “Bizi en çok düşündüren şey, neden böyle bir festivale ihtiyaç olduğunu anlatabilmekti. Gastronomiyle sinemayı yan yana getirirken yalnızca yeni bir festival tasarlamıyorduk; farklı disiplinlerin, kuşakların ve hayat deneyimlerinin bir araya gelebileceği bir alan öneriyorduk. İnsanlar hâlâ düşünmeye, konuşmaya, birlikte üretmeye ve birbirinin hikâyesini dinlemeye ihtiyaç duyuyor” diyerek festivalin gördüğü ilginin bu ihtiyacı kanıtladığını ifade ediyor.

UGFF: Sinema ve Gastronomiyle Kültürel Mirasın Peşinde
+ - 0

Tamamen Ücretsiz Olarak MaxiMag Bültenine Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Maxi Magazin ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

MaxiAI ile Haber Hakkında Sohbet

MaxiAI ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka yanlış bilgi üretebilir