Salvador Dalí’nin sürrealist evreni, Dijital Deneyim Merkezi’nin yeni sergisiyle İstanbul’da yeniden izleyiciyle buluşuyor. Sergi, sanatçının bilim ve teknolojiye ilgisini öne çıkarırken sürrealizmin ekranlar, projeksiyonlar ve yapay zekâ çağındaki karşılığını tartışmaya açıyor.
2008 sonbaharında Sakıp Sabancı Müzesi’ni ziyaret edenleri Dalí’nin dünyası karşılamıştı. ‘İstanbul’da Bir Sürrealist: Salvador Dalí’ başlıklı sergide, yağlıboya tablolar, çizimler, grafikler, el yazmaları, fotoğraflar ve belgelerden oluşan 270 yapıt yer alıyordu. Gala-Salvador Dalí Vakfı koleksiyonundan oluşturulan seçki, vakfın koleksiyonu dışında düzenlenen en büyük geçici sergi olma özelliğini taşıyordu.
Aradan 18 yıl geçtikten sonra Dalí’nin dünyası bu kez İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür AŞ bünyesindeki Dijital Deneyim Merkezi’nde (DDM) farklı bir biçimde kuruluyor. Burada 270 özgün yapıt bulunmuyor; sanatçının imgeleri duvarlara, zemine, büyük ekranlara ve dijital yüzeylere yayılıyor. Resimler hareketleniyor, görüntüler birbirine dönüşüyor ve ziyaretçi kendisini tablonun içinde hissedebiliyor.
Eserlerden çok Dalí’nin bilimsel merakı öne çıkıyor
‘Dalí Cybernetics: Dehanın Zihnine Yolculuk’ sergisi, 2022’de Barselona’da başladı ve 14 şehri dolaştı. Gala-Salvador Dalí Vakfı’nın desteğiyle hazırlanan çalışma, Barselona merkezli Layers of Reality imzasını taşıyor.
Bu sergi, yalnızca düşlerin ve bilinçaltının izini süren sürrealisti anlatmıyor. Geometri, optik, nükleer fizik, kuantum fiziği, DNA, stereoskopi ve holografiyle ilgilenen; bilimsel gelişmeleri yakından takip eden bir Dalí portresi sunuyor.
Sinema Odası’ndaki film, Jack Bond’un 1965 tarihli ‘Dalí in New York’ ve Albert ile David Maysles’ın 1966 tarihli ‘Dalí’s Fantastic Dream’ belgesellerinden yararlanılarak hazırlandı. Yapımda sanatçının kamera karşısındaki tavrı, konuşmaları ve kişiliği görülüyor. Dalí’nin şu sözleri, sanat anlayışının temelindeki ilgiyi açıkça ortaya koyuyor: “Resimle ve edebiyatla ilgilenmiyorum. Sibernetik, kuantum fiziği ya da biyolojiyle ilgileniyorum.”
30 projeksiyonla kurulan sürükleyici alan
Sürükleyici Deneyim Odası’nda 30 adet 4K projeksiyon cihazı, duvarları ve zemini görüntülerle kaplıyor. Dalí’nin eserlerinden alınan imgeler büyüyor, hareketleniyor ve iç içe geçiyor. Empordà manzaraları; geometri, fizik ve DNA gibi kavramlarla aynı görsel akışta buluşuyor. Bu kurgu, sanatçının optik yanılsamalara ve algı oyunlarına duyduğu ilgiyle birlikte düşünüldüğünde anlam kazanıyor.
Yapay zekâ, sürrealizmi yeniden düşündürüyor
Serginin bugünkü dünyayla kurduğu en dikkat çekici bağlardan biri yapay zekâ üzerinden kuruluyor. Dalí’nin resimlerinde gerçekte bulunmayan unsurların inandırıcı görsel karşılıklar kazanması önemli bir özellikti. Yapay zekâ da bugün gerçek dünyada karşılığı olmayan figürleri, mekânları ve nesneleri görüntüye dönüştürebiliyor.
2008’de karşılaşılan Dalí ile bugün LED ekranlarda ve VR gözlüklerde görülen Dalí arasında seçim yapmak gerekmiyor. İki deneyim, sanatçının farklı yönlerini görünür kılıyor. Ancak aralarındaki mesafe, sanatın geleceğine dair önemli bir soruyu da gündeme getiriyor: Ressamların bir zamanlar tuvale aktardığı imgeler, artık algoritmaların, ekranların ve dijital teknolojilerin de üretim alanında dolaşıma girdiği bir dünyada nasıl algılanacak? Dalí’nin resimleri 2008’de olduğu gibi bugün de gerçekliği sorgulatıyor; değişen, onlara bakarken kullandığımız araçlar.

