İstanbul Uluslararası Oda Müziği Festivali, bu sene altıncı defa sanatseverlerle bir araya geliyor. İBB Kültür Dairesi Başkanlığı ile ortaklaşa organize edilen bu anlamlı etkinlik, 6-24 Eylül tarihleri arasında Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası’nda sanatseverleri ağırlayacak. Yerli ve yabancı pek çok virtüözü aynı sahnede buluşturan organizasyon, konser programının yanı sıra genç yeteneklere kapı açan ücretsiz masterclasslar ve çeşitli atölye çalışmalarıyla dikkat çekiyor. Güncel gelişmeleri yakından takip etmek isteyenler için BirGün’ün WhatsApp kanalı da bir seçenek olarak sunuluyor.
Etkinlik ne zaman ve nerede gerçekleştirilecek?
Kültür sanat takviminin önemli duraklarından biri olan festival, Eylül ayının 6’sında başlayıp 24’üne kadar devam edecek. Tüm performanslar ve etkinlikler Kadıköy’ün tarihi yapısı Süreyya Operası’nda hayat bulacak. Festivalin kuruculuğunu ve sanat yönetmenliğini üstlenen Nil Kocamangil, geride kalan altı yılda festivalin sadece büyümekle kalmayıp, kendine has bir kimlik kazandığını vurguluyor.
Festivalin gelişim süreci nasıl ilerledi?
Başlangıçta İstanbul’a dünya standartlarında bir oda müziği etkinliği kazandırmayı amaçladıklarını ifade eden Kocamangil, gelinen noktada sanatçı, dinleyici ve genç yetenekler arasındaki bağın güçlendiğini söylüyor. Kocamangil süreci şu sözlerle özetliyor: “Zaman içinde sanatçı, dinleyici ve genç müzisyen arasında kurduğumuz bağlar daha da kuvvetlendi. Dünyanın farklı ülkelerinden önemli sanatçıların İstanbul’a gelmek istemesi kadar, genç müzisyenlerin masterclass programlarımız için farklı ülkelerden başvurmaları da bu dönüşümün önemli göstergelerinden biri. Benim için en kıymetli değişimlerden biri de festivalin artık yalnızca konserlerle tanımlanmaması. Eğitim programları, gençlere yönelik projeler ve sanatçı-dinleyici buluşmalarıyla daha kapsamlı bir kültür-sanat yapısı haline geldik”
Genç müzisyenler için hangi imkanlar sağlanıyor?
Festivalin temel vizyonu, uluslararası sanatçılarla Türkiye’deki müzisyenleri ortak bir üretim zemininde buluşturmak üzerine kurulu. Kocamangil, bu etkileşimin Türk sanatçılar için yeni ağlar kurma noktasında kritik olduğunu belirterek, “Bu alanı yaratmak istememin en büyük nedenlerinden biri de sanatçılarımız için yeni bağlantılar oluşturmak. Oda müziğinin yapısı da buna çok uygun. Birlikte müzik yapmak zaten birbirini dinlemeyi, farklı fikirlere açık olmayı ve ortak bir dil geliştirmeyi gerektiriyor” açıklamasında bulundu. Bu sene, geçmiş masterclass eğitimlerinden seçilen gençlerin tecrübeli isimlerle aynı sahneyi paylaşması planlanıyor.
Yetenekli gençlerin karşılaştığı temel sorunlar nelerdir?
Nil Kocamangil’e göre Türkiye’de gençlerin en büyük zorluğu yetenek eksikliği değil, bu yeteneği parlatacak fırsatlara ulaşamamak. “Festivalin Genç Yıldızları” projesine büyük önem verdiğini belirten sanatçı, teknik becerinin tek başına yeterli olmadığını şu ifadelerle dile getiriyor: “Bazen bir genç müzisyenin önündeki en büyük engel yeteneğinin yetersizliği değil, onu geliştirebileceği fırsatlara erişememesi olabiliyor. ‘Festivalin Genç Yıldızları’ projesinin benim için önemi de tam olarak bundan geliyor. Bir gencin dünyaca tanınmış sanatçılarla aynı sahneyi paylaşması yalnızca özgeçmişine eklenecek bir detay değil. Kendisine olan güvenini, sahne üzerindeki yaklaşımını ve geleceğe dair hayallerini değiştirebilecek çok önemli bir tecrübe”
Ekonomik engeller sanata erişimi nasıl etkiliyor?
Kendi kariyerinde Verbier Festivali ve Kronberg Akademi gibi prestijli yerlerde burslu okuma fırsatı bulan Kocamangil, benzer şansları Türkiye’deki gençlere de sunmak istiyor. “Genç bir müzisyenin ekonomik koşulları, dünyaca önemli bir sanatçıyla çalışma fırsatının önüne geçmesin istiyoruz” diyen sanat yönetmeni, gençlerin yurt dışındaki eğitmenlerle olan bağlarına aracı olmaktan duyduğu memnuniyeti “Bugüne kadar programlarımızda tanışıp daha sonra yurt dışındaki aynı eğitmenlerle çalışmaya devam eden gençlerin bu tanışıklıklarına vesile olmaktan kıvanç duyuyoruz” sözleriyle ifade ediyor.
Klasik müzikteki ‘elit’ algısı nasıl kırılabilir?
Klasik müziğin sadece belirli bir zümreye hitap ettiği algısının gençlerle araya mesafe koyduğunu savunan Kocamangil, bu durumun ancak erişilebilirlik ile çözülebileceğini düşünüyor. Kocamangil bu konuda şunları söylüyor: “Daha fazla ücretsiz veya ulaşılabilir konser, eğitim programı, çocuk etkinliği ve gençlere yönelik proje yapılması bunu muhakkak destekleyecektir. Sanatçıların da dinleyiciyle daha çok iletişim kurmaya özen göstermesi önemli.” Ayrıca oda müziğinin “dostluk müziği” olduğunu vurgulayarak, “Farklı karakterlerin, fikirlerin ve seslerin bir araya gelerek ortak bir bütünü oluşturması, bugün dünyada belki de her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğumuz bir anlayışı temsil ediyor. Bu nedenle oda müziği ‘dostluğun müziği’ olarak tanımlanıyor. Çünkü dostluk farklılıkları ortadan kaldırmak değil, birbirini dinleyip anlayarak yan yana durabilmeyi gerektiriyor. Oda müziğinin dayanışma duygusunu hatırlatması çok kıymetli” dedi.
Kültür sanat kurumlarında sürdürülebilirlik neden önemli?
Türkiye’deki ekonomik şartlar ve kısıtlı kaynaklar, sanat organizasyonlarının devamlılığını tehdit ediyor. Nil Kocamangil, festivallerin sadece isimlerle değil, bıraktıkları kültürel mirasla ölçülmesi gerektiğini savunuyor: “Elbette ekonomik koşullar ve kültür-sanat alanındaki kaynakların sınırlılığı önemli zorluklar. Bu da devamlılığı zorlaştıran en büyük etkenlerden biri. Sanat kurumlarının yalnızca kısa vadeli başarılarla değil, yıllar içerisinde oluşturdukları kültürel miras üzerinden değerlendirilmeleri gerektiğine inanıyorum. Bizim için festivalin sürekliliğini sağlayabilmek açısından en önemli unsur, daha büyük isimler getirmekten öte gençlere ve dinleyicilere gerçekten dokunan bir yapıyı devam ettirebilmek.”




