“Okul Tıraşı” adlı yapımıyla 2021 yılında Berlin Film Festivali’nden ödülle dönen ve uluslararası mecrada büyük beğeni toplayan yönetmen Ferit Karahan, yeni projesi “Cinlerin Düğünü” ile dünyanın en prestijli sinema etkinliklerinden biri olan Toronto Uluslararası Film Festivali’ne katılıyor. Kadınların sürüklediği bir hikâyeyi beyaz perdeye taşıyan Karahan, Birgün TV için Emrah Kolukisa ile gerçekleştirdiği söyleşide, geçmişin karanlık noktalarının yaşamımıza olan etkilerini ve sinema yolculuğunu anlattı. Güncel haberleri takip etmek isteyen okurlar, BirGün’ün WhatsApp kanalına katılarak gelişmeleri izleyebilir.
Cinlerin Düğünü Ne Zaman ve Kimlerle Vizyona Girecek?
Kaan Yıldırım, Demet Özdemir, Helin Kandemir ve İlhan Şen gibi isimlerin yer aldığı zengin bir oyuncu kadrosuna sahip olan film, büyük ihtimalle Kasım ayında Türkiye’de sinemaseverlerle buluşacak. Dünya prömiyerini Toronto’da yapacak olan yapım, yönetmen Karahan’ın titiz kurgu süreciyle dikkat çekiyor.
Kurgu Süreci Nasıl Bir Önem Taşıyor?
Filmlerinin kurgusunu kendi yapmayı tercih eden Ferit Karahan, “Cinlerin Düğünü”nün kurgu aşamasının yaklaşık 2 yıl sürdüğünü belirtti. Sinemanın özgün disiplininin kurgu olduğuna inanan yönetmen, “Bence film aslında kurguda yapılır. Yalnızca sinemaya özgü bir disiplin varsa, bu ne senaryo, ne dekor, ne oyunculuktur… Kurgudur. O yüzden filmin ritmi, filmin duygusu, filmin kurgusu benim için çok önemli ve o da uzun sürüyor,” ifadelerini kullandı.
Neden Büyülü Gerçekçilik Üslubu Tercih Edildi?
Önceki filmi “Okul Tıraşı”nın hiper realist görünmesine rağmen aslında bir polisiye draması olduğunu söyleyen Karahan, yeni filminde daha mistik ve sürreel bir dünya kurduğunu ifade etti. Büyülü gerçekçilik akımıyla ilgilendiğini belirten yönetmen, bu tercihin nedenini şu sözlerle açıkladı: “Bizim coğrafyamızda da gerçeklik o kadar sert ve bu gerçekliği kabul edebilmek o kadar uzun sürüyor ki, kendi çocuklarımıza bile bir meseleyi anlatırken gerçeküstü ögeler katıp gerçeği daha katlanabilir kılıyoruz aslında. Büyülü gerçekçiliğin biraz da gerçeküstü öğelerin yardımıyla gerçekliğin daha da altını çizmek bu bakış açısıyla mümkün.”
Filmin Felsefi Çıkış Noktası Nedir?
Karahan, projeye başlarken sorduğu “Kendi karanlığını reddeden insan kendi kaderini aşabilir mi?” sorusunun filmin merkezinde olduğunu vurguladı. İnsanın içindeki karanlık duyguları yok saymasının, onları devasa bir orduya ve düşmana dönüştüreceğini söyleyen yönetmen, “Bu söylediğim toplumlar için de geçerli. Yani filmin başındaki o sahne belli bir dönemi ya da belli bir etnik grubu, dini grubu hedeflemiyor; aslında bütün insanlık tarihinde olmuş olan durumları temsil ediyor,” dedi.
Ferit Karahan Sinema Sanatıyla Nerede Tanıştı?
Muş ve Ağrı’da büyüdüğü yıllarda hiç sinemaya gitmediğini belirten Karahan, üniversitede politik bir grup içerisindeyken “görev” icabı gittiği bir sinemada hayatının değiştiğini anlattı. Tarkovski’nin “Ayna” filmini yedi gün boyunca üst üste izleyen yönetmen, yaşadığı dönüşümü şu sözlerle aktardı: “Birinci gün öyle, ikinci gün öyle, üçüncü gün öyle… Beşinci gün ben filmi sevmeye başladım. Altıncı gün artık filmi izlediğimiz anın gelmesini bekliyordum. O film, yani benim sinemada izlediğim ilk film Tarkovski’nin ‘Ayna’sıydı. Ve ben yedinci günün sonunda dedim ki, bu adam ne yapıyorsa ben de aynısını yapacağım.”




