Koronavirüs salgını sonrasında bir türlü dengesini bulamayan müzik dünyası, derin bir krizin eşiğinde sendelemeye devam ediyor. Yaz aylarında canlanan sahne etkinlikleri, bazı konserlerin dolup taşması ve festivallere binlerce kişinin katılması her ne kadar olumlu bir tablo çizse de, bu durumdan sadece çok popüler isimler ve dev organizasyon şirketleri pay alabildi. Sektöre yıllarını vermiş ve toplum tarafından kabul görmüş birçok sanatçı, ne yazık ki sahne bulmakta zorlanırken dijital platformların adaletsiz telif politikaları nedeniyle ciddi bir gelir kaybı yaşıyor.
Müzik Sektörü Neden Bir Çıkmazın İçerisinde?
Günümüzde müzik piyasası, sadece ticari amaçlar doğrultusunda kurulan gruplar ve listelerde yer bulabilmek adına algoritmalar için üretilen niteliksiz şarkılarla kuşatılmış durumda. Geçmişte bir eserin geniş kitlelere ulaşması için samimi bir yorum, etkileyici dizeler ve hoş melodiler yeterli olurken, şimdilerde durum tamamen değişti. Özel sektörün sınırsız kâr iştahı ve devletin konuya olan ilgisizliği birleşince, hepimizin ismini bildiği ancak “çok ünlü” kategorisine girmeyen pek çok müzisyen, bugün kira masraflarını dahi karşılayamaz hale geldi. Ne yazık ki devlet, sanata ve sanatçısına yeterli düzeyde sahip çıkmıyor.
Anayasa’nın 64’üncü Maddesi Ne Diyor?
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 64. maddesi şu emredici hükmü içermektedir: “Devlet sanat faaliyetlerini ve sanatçıyı korur. Sanat eserlerinin ve sanatçının korunması, değerlendirilmesi ve desteklenmesi ve sanat sevgisinin yayılması için gereken tedbirleri alır”. Ancak üzülerek belirtmek gerekir ki, 64’üncü madde Anayasa’nın hayata geçmeyen maddelerinin en başında yer alıyor.
Dünyadaki Uygulamalar ve Devlet Desteği Nasıl Sağlanıyor?
Gelişmiş ülkeler olan Fransa, Norveç, Danimarka ve ABD gibi devletlerde sanatçılara yönelik karşılıksız hibe ve yardımlar gün geçtikçe artıyor. Sanatçıların ekonomik kaygı gütmeden üretebilmeleri için bu destekler hayati önem taşıyor. Örneklemek gerekirse; Fransa’da sahne emekçileri ve sanatçılar için oldukça güçlü bir işsizlik sigortası sistemi mevcut. Bu sayede sanatçılar, boşta kaldıkları dönemlerde devletten maaş almaya devam ediyorlar.
Almanya’da ise farklı bir model dikkat çekiyor. Sosyal güvenlik sistemi üzerinden serbest çalışan sanatçıları koruyan KSK isimli sistem, profesyonel sanatçılara adeta bir çalışan güvencesi sunuyor. Normal şartlarda serbest çalışanlar sağlık ve emeklilik primlerini kendileri karşılarken, KSK’ya bağlı sanatçıların sigorta primlerinin yüzde 50’si devlet ya da sponsorlar tarafından finanse ediliyor.
İrlanda’nın Sanatçılar İçin Belirlediği Hedefler Nelerdir?
Bu konuda en somut ve büyük adımı atan ülkelerden biri olan İrlanda, şu hedefleri önceliğine almıştır:
- Sanatçıların istikrarsız gelir dengesizliğini yönetmelerine destek olmak ve ekonomik sebeplerle sektörden ayrılmalarını önlemek. (Pandemi sürecinde pek çok nitelikli müzisyenin farklı iş kollarında çalışmaya başladığı unutulmamalıdır.)
- Serbest çalışma yöntemiyle yaratıcı uygulamaların büyümesini ve gelişimini teşvik etmek.
- Gelir belirsizliğinin ve güvencesiz çalışmanın sanatçıların ruh sağlığı üzerindeki negatif etkilerini minimize etmek.
- Sanatçıların bağımsızlığını artırmak ve ifade özgürlüğünü koruma altına almak.
Bu liste daha pek çok maddeyle uzatılabilir; fakat ifade özgürlüğü bahsi açılınca aklıma Deniz Göktaş geliyor ve insan tüm yazdıklarını silmek istiyor. Kalın sağlıcakla…
BirGün’ün özel içeriklerini ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.




