fbpx
featured
  1. Haberler
  2. Kültür & Sanat
  3. Toplumsal ve Edebi Açıdan Özür Dilemenin Derin Anlamları

Toplumsal ve Edebi Açıdan Özür Dilemenin Derin Anlamları

Çehov'un öyküsü ve 2025 tarihli araştırma, Türkiye'deki özür dileme pratiklerini ve suçluluk duygusunun toplumsal kodlarını mercek altına alıyor.

service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Günün ilk saatlerinde, sevdiğim bir mekandan kahvemi alıp dışarı yöneldiğim sırada, farkında olmadan koluma çarpan genç bir kadın üzerimin kahveyle ıslanmasına neden oldu. Mesaiye gitmek üzereyken yaşanan bu olayda, sabahın serinliğinde tenimi yakan sıcak kahvenin acısına mı yoksa kıyafetlerimin haline mi üzüleceğimi şaşırdım. Nihayetinde bu, her insanın başına gelebilecek sıradan bir kazaydı. Ancak genç kadın o kadar büyük bir mahcubiyet ve panik yaşadı ki, bir anda kendi durumumu unutup onu sakinleştirmeye çalışırken buldum kendimi. Kıyafetlerimi temizleyip yeni bir kahve alırken bile yanımdan ayrılmıyor, sürekli özürlerini sıralıyordu. O an kendisine “Affedersiniz, soyadınız Çervyakov olabilir mi?” diye sordum; ne demek istediğimi anlamadı. Bahsettiğim kişi, Çehov’un ünlü ‘Bir Memurun Ölümü’ öyküsündeki o küçük memurdu.

Küçük Bir Kazadan Çehov’un Öyküsüne: Çervyakov Kimdir?

Öyküde Çervyakov, tiyatro izlediği sırada hapşırır. Ön koltukta oturan yaşlı adamın dazlak kafasına damlacıklar sıçrar; memur, adamın bir general olduğunu fark edince dehşete düşer. Hemen eğilip özür diler; general ise “Bir şey yok” diyerek geçiştirir. Ancak Çervyakov rahat duramaz, perde arasında tekrar yanına gidip “Kasten yapmadım” der. Generalin sabrı taşmıştır: “Ben unuttum bile, siz hâlâ aynı şeyi söylüyorsunuz.” Memur, ertesi gün generalin kabul saatinde, bir sonraki gün ise yine karşısındadır. En sonunda general “Defol!” diye bağırır. Eve dönen Çervyakov, üniformasını bile çıkarmadan kanepeye uzanır ve can verir.

Bu hikaye tanıdık olduğu kadar gülünçtür de. Aslında ortada gerçek bir suç yoktur; hapşırmak istemsizdir ve general, memurun üstü bile değildir. Karısı durumu öğrenince sakinleşse de Çervyakov huzur bulamaz. Suçluluk duygusu yapılan bir eylemle ilgiliyken, utanç doğrudan kişinin benliğiyle alakalıdır. Hapşırık bir tercih değil, bir ifşadır; alt kademedeki birinin bedeni, üst kademedeki birinin varlığına temas etmiştir. Suç telafi edilebilir ancak utancın tamiri zordur. Çervyakov, bu utancı bir suça dönüştürmeye çalışır çünkü suç bağışlanabilir bir şeydir ve bağışlanan kişi bir birey olarak kabul görür. Generalden af dilemekten ziyade, “bana haksızlık ettin” tepkisini bekler. Generalin “Bir şey yok” demesi, onun zihninde “sen zaten yoksun” şeklinde yankılanır. Her reddediliş utancı besler, büyüyen utanç ise yeni bir özrü doğurur. General, “Defol!” dediğinde ise onu ilk kez, kovmak için de olsa bir insan yerine koymuş olur. Onu var eden tek mekanizma o hiyerarşidir; o düzenin ötesinde bir Çervyakov mevcut değildir.

Dilimizde Özür Dilemenin Farklı Yüzleri: Ne Söylüyoruz?

Türkçede yaygın olarak kullanılan üç farklı özür kalıbı bulunmaktadır. Bunlar arasında hatanın varlığını doğrudan kabul eden tek ifade “kusura bakma” kalıbıdır; fakat bu söz söylenir söylenmez sorumluluğu karşı tarafa yükler: “bakma”. Kusur oradadır ama onu görmezden gelmek ötekinin görevidir. “Özür dilerim” ifadesi ise hatadan bahsetmez; sözlük anlamıyla özür, affedilmek için sunulan gerekçe yani mazerettir. Kişi, yaptığını dile getirmeden muafiyet talep eder. “Affedersin” ise geniş zamanlı bir tespittir: “Sen affedersin.” Burada af, daha istenmeden verilmiş kabul edilir. Her üç yapıda da “yanlış yaptım” itirafı yoktur; sorumluluk hep karşı taraftadır. Bir de herkesin aşina olduğu “Kusura bakma ama…” şekli vardır ki, bu genellikle bir hakaretten önce izin almak veya henüz işlenmemiş bir suç için önceden özür dilemek anlamına gelir.

Neden Bazıları Asla Özür Dilemez?

Çervyakov misali, sürekli özür dileyen bir kitle vardır; geç kaldıklarında, içeri girerken, bir yer işgal ederken ya da ağlarken bile özür dilerler. Bu durum dışarıdan tevazu gibi algılansa da Ronald Fairbairn 1943 yılında buna farklı bir yorum getirmiştir: İstismara uğrayan çocuk, ebeveynlerinin iyi kalması adına kötülüğü kendi üzerine alır. “Ben hatalıyım” diyen kişi aslında “sen kusursuzsun, beni terk etme” demektedir. Öte yanda ise asla özür dilemeyenler bulunur; onlar için hatayı kabul etmek basit bir cümle değil, bütün kişilik yapısının sarsılmasıdır.

Ayşe Uskul ve ekibi tarafından Türkiye dahil 14 farklı toplumda gerçekleştirilen 2025 tarihli araştırma, özür dilemeyenlerin farklı yöntemlere başvurduğunu ortaya koymuştur. En yaygın yöntem “zarif bir jest” yapmak, örneğin bir çay ikram etmektir; Orta Doğu’da ise araya bir aracı koymak tercih edilir. Bu, Melanie Klein’ın “manik onarım” olarak adlandırdığı duruma benzer: Hasarın kendisiyle yüzleşmeden, onu bir hediye ile kapatmaya çalışmak. Yıllarca küs kalan kardeşlerin, araya giren bir akraba aracılığıyla bayramda el öperek barışması buna örnektir; kimse hatasını söylemez ama herkes barışmış sayılır.

Gerçek Bir Pişmanlık Nasıl Olur?

Dostoyevski, ‘Karamazov Kardeşler’ eserinde özrün en samimi halini resmetmiştir. Genç subay Zinovy, düellodan önceki gece emir eri Afanasy’yi tokatlar. Sabah olduğunda vefat eden abisini hatırlar ve erin odasına giderek, “dün seni dövdüm, bağışla” diyerek ayaklarına kapanır. Afanasy ise titreyerek ağlamaya başlar. Bu sahnede ne bir kalıp ne de bir mazeret vardır; sadece bir insanın bir diğeri karşısında eğilmesi söz konusudur. Bu tür bir özür, karşıdakinin başını çevirmesini değil, tam aksine gerçekle yüzleşmesini ister.

Kurumsal ve Toplumsal Düzlemde Bağışlanma Kültürü

Resmi makamların dilinde ise bu samimiyete rastlanmaz. Kenan Evren, yargılandığı dönemde pişman olmadığını belirtmiş; işkence iddiaları sorulduğunda ise “özür dilemek o zamanki bakanlara düşer” demiştir. Kusur kabul edilse bile, ona bakması gereken başkasıdır. Devlet mekanizması özür dilemek yerine görevden alır, tutuklar ya da başsağlığı dilemekle yetinir. Bir kişi sistem dışına itildiğinde, kusurun da onunla birlikte gittiği varsayılır. Özrün bizzat dilenmediği durumlarda bile af, toplumsal bir ritüelle verilir: Cenaze namazında imamın “Hakkınızı helal ediyor musunuz?” sorusuna cemaat hep bir ağızdan “helal olsun” der. Mevtanın hayattayken kimi incittiği veya kimden özür dilemediği o an sorgulanmaz.

Kafedeki olayda, ben kadını teselli etmeye çalıştıkça o daha fazla özür diliyordu. Ben de farkında olmadan generalin kurduğu türden cümleler kurmuştum; şakalar ve teselliler aslında “bir şey yok” demenin farklı biçimleriydi. Oysa genç kadın, gerçekten bir şey olduğunu anlatmaya çabalıyordu. Çehov, karakteri Çervyakov’u üniformasıyla ölüme göndermişti. Ben ise gömleğimdeki o lekeyle işe gittim ve kimse o lekeye dönüp bakmadı bile.

Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.

Toplumsal ve Edebi Açıdan Özür Dilemenin Derin Anlamları
+ - 0

Tamamen Ücretsiz Olarak MaxiMag Bültenine Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Maxi Magazin ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

MaxiAI ile Haber Hakkında Sohbet

MaxiAI ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka yanlış bilgi üretebilir