Antalya, bir kez daha sinemanın kalbi oldu. 63. kez kapılarını açan Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, geleneksel kortej yürüyüşünün ardından Antalya Spor Salonu’nda gerçekleştirilen muhteşem bir törenle start aldı. 31 Ekim tarihine kadar devam edecek olan festivalin açılış gecesi, sadece sinemanın ışıltısını değil; ifade özgürlüğü, toplumsal adalet ve savaşın yıkıcı etkileri gibi derin temaları da sahneye taşıdı.
63. Altın Portakal Festivali ne zaman ve nasıl başladı?
Kültür Sanat Servisi’nin aktardığı bilgilere göre, festivalin açılış töreninde sinema dünyasının usta isimleri bir araya geldi. Gecede Tilbe Saran ile Menderes Samancılar “Onur Ödülü”ne layık görülürken, Suzan Kardeş ve Abdurrahman Keskiner‘e “Sinema Emek Ödülü” takdim edildi. Tören boyunca sanatın birleştirici gücü ve toplumsal meselelere duyarlılık ön plandaydı.
Ödülünü meslektaşı Berkay Ateş’in elinden alan Menderes Samancılar, konuşmasında toplumun her kesiminden yükselen seslere kulak verdi. Madencilerden emeklilere, deprem mağdurlarından yoksullara kadar pek çok grubun mücadelesine değinen usta oyuncu, ödülünü basın çalışanlarına adayarak şu ifadeleri kullandı: “Şu anda ciddi mücadele veren pek çok kesim var ancak bu ödül; başta Murat Ağırel olmak üzere basın emekçilerine! Özgür basın olmadıkça özgür ülke olmaz; yaşasın özgür basın!” Samancılar’ı takdim eden Ateş ise sanatçının kariyeri boyunca ezilenlerin sesi olduğunu vurguladı.
Sinemanın toplumsal adaletteki rolü nasıl vurgulandı?
Gecenin bir diğer Onur Ödülü sahibi olan Tilbe Saran, ödülünü yönetmenler Mehmet Binay ve Caner Alper’den aldı. Sanatın direncini simgeleyen bir benzetme yapan Saran, “Sanat, betonu delip bize selam çakan çiçektir” dedi. Sinemanın görünmeyeni gösterme sorumluluğuna dikkat çeken sanatçı, cezaevindeki farklı meslek gruplarına ve aktivistlere selam göndererek, “Bugün haksız yere hapiste yatan milletvekilleri, gazeteciler, hukukçular, şehir planlamacıları, sinemacılar, bürokratlar, belediye başkanları, akademisyenler ve insan hakları aktivistlerinin bir an önce limon kabuğu kokusu ve çiçeklere kavuşması dileğiyle” şeklinde konuştu.
Festivalin bu yılki teması ve özel seçkileri neler?
Törende konuşan Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Özdemir, festivalin bu yılki “Daima” sloganına vurgu yaptı. Özdemir, “Sinemaya duyduğumuz sevgi geçici değil, Antalya’nın sanatla kurduğu bağ geçici değil, Altın Portakal’a sahip çıkma irademiz geçici değil” diyerek festivalin köklü geçmişine sahip çıktıklarını belirtti.
Festival kapsamında “Kökler – Kamera ve Işık” başlığı altında Lübnan, İran, Filistin ve Ukrayna’dan 13 filmin izleyiciyle buluşacağını duyuran Özdemir, savaş mağduru coğrafyalardaki sanatçıların hikâyelerine odaklanacaklarını ifade etti. Özdemir ayrıca, “Hiçbir savaş sıradan değildir, hiçbir çocuğun ölümü bir haber başlığından ibaret değildir” diyerek savaşın karanlığına karşı sinemanın ışığını işaret etti.
Sinema emekçileri ve geçmişin izleri
Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nın Jüri Başkanı Derviş Zaim, törende yaptığı konuşmada festivalle olan bağını, 1996 yılında Tabutta Rövaşata filmiyle aldığı ödülü hatırlatarak dile getirdi. “Sinema Emek Ödülü”nü yönetmen Ömer Faruk Sorak’tan alan Suzan Kardeş, mesleğine duyduğu tutkuyu duygusal bir dille anlattı: “Kızım bensiz büyüdü, ben onsuz yaşlandım ama sinema aşkı hiç bitmedi.” Kardeş, başarısını setlerdeki çalışma arkadaşlarına adadı.
Aynı kategoride ödül alan yapımcı Abdurrahman Keskiner ise ödülünü Suna Yıldızoğlu’ndan teslim aldı. Sektörde 60 yılı geride bırakan Keskiner, Umut filminin yurt dışına gönderilmesi sürecinde yaşadığı hukuki mücadeleleri ve sansür engellerini hatırlatarak, genç sinemacıların dünya çapındaki başarılarından gurur duyduğunu belirtti.
Genç yetenekler ve kurumsal başarılar
Gecede “Genç Başarı Ödülleri” ise Leyla Smyrna Cabas ve Cem Yiğit Üzümoğlu’na verildi. Ödülünü alırken toplumsal eşitsizliklere değinen Cabas, “Umarım bütün genç kızlar hayallerini gerçekleştirme fırsatı bulur ve umarım bir gün bunun için şanslı olmak gerekmez” dedi. Üzümoğlu ise başarısını ailesine ve hocalarına adayarak, devraldıkları mirası gelecek nesillere taşımanın sorumluluğunu vurguladı.
Son olarak “Sinemaya Katkı Ödülü” Beşiktaş Kültür Merkezi (BKM)’ne takdim edildi. Kurum adına sahneye çıkan Ersin Korkut ve Ezgi Mola büyük ilgi görürken; Mola, BKM ailesinin bir ferdi olmaktan gurur duyduğunu ifade etti.




