Sanat dünyasının heyecanla beklediği 29. Uluslararası Ankara Tiyatro Festivali, bu yıl 20-30 Kasım 2026 tarihleri arasında seyircisiyle buluşmaya hazırlanıyor. Organizasyon kapsamında her yıl geleneksel olarak verilen Emek Ödülü’nün bu seneki sahibi, tiyatro dünyasına kattığı akademik ve düşünsel değerlerle tanınan Prof. Dr. Zehra İpşiroğlu oldu.
29. Uluslararası Ankara Tiyatro Festivali Ne Zaman ve Nerede Gerçekleşecek?
20-30 Kasım 2026 tarihleri arasında 29’uncu kez kapılarını açacak olan festival, Ankara’da tiyatroseverleri bir araya getirecek. Etkinlik bünyesinde takdim edilecek Emek Ödülü’nün gerekçesi şu ifadelerle açıklandı: “Türkiye’de tiyatro kuramı, dramaturji ve yaratıcı drama alanlarının gelişmesine öncülük eden; kaleme aldığı yapıtlar, akademik araştırmalar ve eleştirel bakış açısıyla tiyatromuzun düşünsel zeminini ve seyirci kültürünü onlarca yıldır zenginleştiren, çağdaş Türk tiyatrosuna sunduğu paha biçilmez katkılar ve tükenmeyen emeği dolayısıyla 29. Uluslararası Ankara Tiyatro Festivali Emek Ödülü Sayın Prof. Dr. Zehra İpşiroğlu’na takdim edilecek.”
Türkiye’de Tiyatronun Mevcut Durumu Nasıl Değerlendiriliyor?
Ödüle layık görülen Prof. Dr. Zehra İpşiroğlu, günümüz tiyatrosunun zorlu şartlar altında varlığını sürdürdüğünü belirtiyor. Özellikle küçük ölçekli tiyatrolardaki devinimi umut verici bulan İpşiroğlu, Batı ülkelerinin aksine Türkiye’de seyirci ilgisinin canlı olduğunu vurguluyor. Kendi eseri olan “Lena, Leyla ve Diğerleri” oyununun farklı şehirlerde uzun süre sahnelenmesini buna örnek gösteren İpşiroğlu, otosansür konusuna da dikkat çekiyor.
İpşiroğlu, izleyicinin kendisine dokunan toplumsal meseleleri sahnede görmek istediğini ancak belgesel tiyatro, göç, savaş ve ekonomik eşitsizlik gibi konuların geri planda kaldığını ifade ediyor. Tiyatro Eleştirmenler Birliği’nin bu yıl Genco Erkal Özel Ödülü’nü verecek aday bulamadığını hatırlatan profesör, “Tiyatro birlikte yaşama, direnme ve düşünme, alışılmış görme biçimlerini ve cevapları kırma ve sorgulama, algılama biçimini dönüştürme alanı” değerlendirmesinde bulunuyor.
Tiyatro Eleştirisi ve Eğitiminde Hangi Gelişmeler Yaşandı?
Geçmişte kaleme aldığı “Eleştirinin Eleştirisi” kitabıyla klişeleşmiş yorumlama biçimlerini deşifre eden İpşiroğlu, günümüzde eleştiri kültürünün olumlu yönde evrildiğini düşünüyor. Teb Oyun dergisi ve dijital mecralardaki incelemelerin artık daha derinlemesine ve anlamaya yönelik olduğunu belirtiyor.
Doksanlı yılların başında İstanbul Üniversitesi bünyesinde kurduğu Dramaturji ve Tiyatro Eleştirmenliği Bölümü ile tiyatronun düşünsel temellerini atmayı hedeflediğini söyleyen İpşiroğlu, geçen sürede dramaturgların yetiştiğini ve toplumsal cinsiyet gibi alanlarda yeni araştırmaların yapıldığını ekliyor. Ancak tiyatrodaki düşünsel gelişim için hala katedilmesi gereken bir yol olduğu görüşünde.
Kadınların Tiyatro Üretimindeki Yeri ve Engeller Nelerdir?
Tiyatro yönetim kademelerindeki erkek egemen yapının yavaş yavaş değiştiğini ve kadın yönetmenlerin sayısının arttığını belirten İpşiroğlu, buna rağmen kadın deneyimlerini merkezine alan oyunların eksikliğine dikkat çekiyor. Yaratıcı süreçte otosansürün ve “neyin sahnelenebileceğine” dair kaygıların belirleyici olduğunu ifade ediyor.
İpşiroğlu, çocuk istismarını işleyen “Babalar, Amcalar ve Diğerleri” ile erkeklik kavramını sorgulayan “Erkeklik Hapishanesi” adlı oyunlarının henüz sahneye taşınacak yapımcı ve yönetmen bulamadığını dile getiriyor. Toplumun yüzleşmekten kaçındığı meselelerin tiyatro aracılığıyla görünür kılınması gerektiğini savunan sanatçı, “Tiyatro yalnızca gösteren değil, alışılmış düşünce biçimlerini sarsan ve başka türlü bir yaşamın mümkün olup olmadığını sorgulayan bir alan haline gelmeli” diyerek sözlerini noktalıyor.




