İnsanın yıllarca emek verdiği, gecesini gündüzüne katarak başarı peşinde koştuğu ve gönülden bağlandığı mesleğine yabancılaşması ne kadar zordur. Bugünlerde müzisyenlik kariyerimle ilgili tam olarak bu kaygıyı iliklerime kadar hissediyorum. Belirli bir yaşa ulaşmış olmama rağmen, “bizim zamanımızda” diye başlayan nostaljik cümlelerin savunucusu hiç olmadım. Plaktan kasete, cd’den dijital dünyaya kadar sektörün geçirdiği her evrede bizzat yer aldım ve şimdi de dijital platformlarda varlık göstermeye gayret ediyorum.
Vahşi Kapitalizm Sanatı Nasıl Dönüştürdü?
Maalesef günümüzde, vahşi kapitalizmin öğütücü düzeninden biz müzisyenler de payımızı fazlasıyla aldık. Eskiden üzerinde saatlerce kafa yorduğumuz, akorları hakkında uzun tartışmalara girdiğimiz kadim dostlarımızla artık ya bir cami avlusunda ya da havaalanlarında ayaküstü karşılaşıyoruz. Sanki birbirimizden hızla uzaklaşmak için fırsat kollar bir hale geldik. Ortaya dünyanın en muazzam şarkısını koysak dahi, bugünün “şarkı çöplüğü” atmosferinde fark edilmeyecek olmanın karamsarlığını taşıyoruz. Mevcut durumun sorumlusu bizmişiz gibi, o eski heyecan ve tutkumuzdan eser kalmadı.
Unutulmaz Bir Hatıra: İlhan Şeşen ve Nikiforos Metaxas
Bu satırları kaleme alırken tesadüfen karşıma çıkan bir video beni geçmişe götürdü. Görüntülerde İlhan Şeşen (Amca) ve Nikiforos Metaxas, “Rüzgâr” isimli eser üzerine hararetli bir tartışma içindeler. Amca şarkının bir kısmını Yunanca okumak istiyor, Niko ise buna sıcak bakmıyor. Müzisyen dostlarımız Oğuz Büyükberber, Hasan Esen ve ağabeyim Gökhan da orta yolu bulmaya çalışıyor.
Niko ile tanışıklığımız, dönemin en saygın yapımcılarından biri olan Plaza Müzik’in sahibi Ömer Rıza Çam vasıtasıyla gerçekleşmişti. “Ankara’dan Abim Geldi” albümünün ardından yaklaşık 4 yıllık bir ara vermiştik. Daha sonra, 1986 yılından 1997 yılına kadar popüler olmuş eserlerimizi tamamen akustik bir anlayışla yeniden kaydetmek için yola çıktık. Melodilerimiz Ege’nin her iki yanından esintiler taşıdığı ve grubumuzun tınısında buzuki olduğu için Yunan bir aranjör fikrini önerdim ve bu kabul gördü. Soğuk bir kış gününde Nikiforos Metaxas ofise girdiğinde, bu ortaklığın ne kadar uzun soluklu olacağını kimse bilmiyordu.
Niko başlarda müziğimizi tanımıyordu. “Yaz Bulutları” kasetini dinledikten sonra ayağa kalkıp gitmeye yeltenerek, “Ben böyle bir şey yapamam” demişti. Ancak biz de tam olarak o tarzdaki bir işi istemediğimizi söyleyerek onu oturttuk ve yıllarca sürecek dostluğumuz böylece başladı.
“Mest Of Gündoğarken” Albümü Nasıl Hazırlandı?
İsim babalığını Gökhan’ın yaptığı “Mest Of Gündoğarken” albümünde Niko, bizler için usta caz müzisyenlerinden oluşan bir ekip kurdu. Davul ve vurmalılarda Can Kozlu, bas gitar ve elektrik gitarda Çağlayan Yıldız, bas klarnette Oğuz Büyükberber, keman ve klasik kemençede ise Hasan Esen yer aldı. Niko’nun eşi Vasiliki Papageorgiu da tüm sözlerimizi Yunanca’ya çevirdi. Bir prova sırasında “Rüzgâr”ın bir kısmını Yunanca seslendirdi ve bu hali çok hoşumuza gittiği için kayıtta da kullandık. Daha sonra yönetmenlik kariyerinin henüz başında olan Ömer Faruk Sorak bu şarkıya harika bir klip hazırladı.
Anma Konseri Ne Zaman ve Nerede Yapılacak?
Bugün hem Nikiforos hem de Amca artık aramızda değil. Onların yokluğunu öyle derinden hissediyoruz ki, bu boşluğu yine müzikle sağaltmaya çalışacağız. 22 Ağustos tarihinde Göztepe Özgürlük Parkı’nda gerçekleştireceğimiz konserde Vasiliki Papageorgiu da konuk sanatçı olarak bizlerle olacak. Bu gece tüm şarkılarımızı bu iki değerli müzik insanı için söyleyeceğiz. Vakti olan herkesi bekleriz. Kalın sağlıcakla…




