Tarih boyunca pek çok büyük olay yaşanmış olsa da, kitlelere rehberlik eden liderlerin serüvenleri siyasi tarihin sayfalarında yer edinirken, “yolculuk” kavramı sanat dünyasındaki sayısız şaheserin temelini oluşturmuştur. BirGün’ün özel haberlerini ve güncel gelişmelerini kaçırmamak adına buraya tıklayarak WhatsApp kanalını hemen takibe alabilirsiniz.
Destansı Yolculuklar Nerede ve Nasıl Başladı?
Geçen haftaki köşemde bahsettiğim Christopher Nolan imzalı ‘Odyssey’, özünde tam bir yolculuk hikayesidir. İlk büyük edebiyatçı kabul edilen Homeros’un yaklaşık 3000 yıl önce yazdığı epik şiiri ‘Odysseia’, vatanından yirmi yıl boyunca ayrı kalan bir karakterin eve dönüş mücadelesini konu alır. Bu yirmi senelik sürecin ilk on yılı Truva Savaşı’nda, sekiz yılı hafızasını kaybederek bir adada geçirdiği dönemde, son iki yılı ise bugünkü Yunanistan sınırlarında yer alan İthaka’ya dönüş yolunda geçer. Eser, Truva Savaşı gibi tarihsel bir gerçeklikten yola çıksa da aslında fantastik ögeler barındıran kurgusal bir yapıttır.
Nolan, bu destanın ana unsurlarını muhafaza ederken özellikle savaş karşıtı tutumunu ön plana çıkarıyor. Yönetmen, zaferini kurnazlıkla elde eden kahramanı yüceltmek yerine, onun hatalarıyla yüzleşmesini ve duyduğu pişmanlığı işliyor. Aslında Homeros’un ‘Odysseia’da doğrudan altını çizmese de vermek istediği mesaj buna oldukça yakındır. Homeros bu serüveni anlatırken; aile, sadakat, fedakarlık, ihanet, misafirperverlik ve eve dönüş gibi kavramları derinlemesine tartışır. Sevdiği kadından savaş uğruna yıllarca ayrı kalmayı göze alan Odisseus, dönüş yolunda yaptığı yanlışların bedelini ödeyerek bir tür aydınlanma yaşar.
Tarihi Dönüşümler Ne Zaman Gerçekleşti?
Mitolojik yolculuklar söz konusu olduğunda; Sümerlerin Gılgameş destanı, Virgil’in Truvalı Aeneas’ın serüvenini anlattığı ‘Aeneid’ ve Iason ile Argonotların ‘Altın Post’ peşindeki Karadeniz yolculuğu gibi pek çok örnek mevcuttur. İskender’in uzak coğrafyaları fethetmek için çıktığı ve hüsranla biten seferi de pek çok esere konu olmuştur. Dante’nin ‘İlahi Komedya’sı bir rahibin cehennem yolculuğunu betimlerken, 15. yüzyılda Cervantes tarafından yazılan ve bir başyapıt olan ‘Don Kişot’, idealist bir karakterin kötülüğe karşı savaşını anlatır. James Joyce’un 1922 tarihli ‘Ulyses’ romanı ise Homeros’un modern bir uyarlaması niteliğindedir.
20. yüzyıl ise Willam Faulkner’ın ‘Ayı’ romanındaki kurgusal yolculukların yanı sıra, tarihin seyrini değiştiren gerçek yürüyüşlere de sahne olmuştur. Mustafa Kemal’in Samsun’dan başlayıp Amasya ve Sivas üzerinden Ankara’ya ulaştığı Kurtuluş Savaşı’nın temelini atan destansı yolculuğu, Gandhi’nin İngiliz sömürgeciliğine karşı gerçekleştirdiği ‘Tuz Yürüyüşü’, Çin Halk Cumhuriyeti’nin kuruluşuna zemin hazırlayan ‘Uzun Yürüyüş’, Che Guevara’nın devrim öncesi Latin Amerika turu ve Martin Luther King Jr.’ın ırkçılığa karşı düzenlediği ‘İş ve Özgürlük için Washington Yürüyüşü’ bu dönemin simgeleşmiş hareketleridir.
Sanat Dünyasında Yolculuk Teması Kimler Tarafından İşlendi?
Bu yolculukların büyük bir kısmı, belgeseller veya kurgusal eserler aracılığıyla sinemaya ve edebiyata yansımıştır. Genellikle resmi ideoloji doğrultusunda kahramanları yücelten bu yapımlarda eleştiriye pek yer verilmezdi. Ancak başarısızlıkla sonuçlanan yolculukları yermek her zaman daha serbest olmuştur; Napolyon’un Elba Adası’ndan dönüşü ya da hüsranla biten Rusya seferi gibi. Ayrıca Marco Polo, Magellan, Piri Reis ve Barbaros gibi denizci, seyyah ve elçilerin mesleki yolculukları da pek çok kitaba ve filme ilham vermiştir.
Homeros’un eserleri de farklı dönemlerde sinemada karşılık bulmuştur. ‘İlyada’yı 1956’da Robert Wise (Truvalı Helen) ve 2004’te Wolfgang Petersen (Truva) beyazperdeye taşıdı. ‘Odysseia’ ise 2024 yılında Umberto Pasolini tarafından ‘Dönüş’ adıyla uyarlandı. Coen kardeşler ise 2000 yılında bu destanın modern bir yorumu olan ‘O Brother, where art thou?’ filmini yaptı. Bunlara ek olarak, her iki eserin de televizyon uyarlamaları bulunmaktadır.
Kahramanın yolculuğunu işleyen filmler elbette bunlarla sınırlı değil. Hollywood sineması genellikle kahramanların zafere ulaşmasını tercih eder. Son dönemde izlediğimiz ‘Kurtuluş Projesi / Hail Mary’ buna bir örnektir. Daha öncesinde ise ‘Star Wars IV: A New Hope’ gibi uzay maceraları, Wachowski kardeşlerin ‘Matrix’indeki paralel evren yolculukları, J.R.R. Tolkien’in ‘Hobbit’ kitabından Peter Jackson tarafından uyarlanan Orta Dünya serüvenleri hafızalardadır. Frank Baum’un ‘Oz Büyücüsü’ ve Lewis Carroll’un ‘Alis Harikalar Diyarında’ eserleri ise büyülü dünyalara yapılan yolculukların en eski örneklerindendir.
Gökyüzü Şekerdendi: Çağdaş Bir Yorum
Yolculuk teması sadece sinemada değil, Arter’de açılan ‘Gökyüzü Şekerdendi’ adlı sergide de karşımıza çıkıyor. Selen Ansen’in küratörlüğünü yaptığı sergide 24 sanatçının ‘yuva’, ‘ev’ ve yurt kavramlarını ele alan çalışmaları bulunuyor. Küratörün ifadesine göre sergi, bu kavramları sabit bir nokta olarak değil; zaman, mekan ve hafıza ile sürekli değişen bir ilişki olarak tanımlıyor. İnsanın bir yere tutunma isteği ile sığınak arayışı arasındaki denge, serginin odağında yer alıyor.
Sergi başlığını E. E. Cummings’in ‘Şarkılar 1’ adlı şiirinden alıyor. Selen Ansen’in sunuş yazısında Homeros’un ‘Odysseia’sına değinmesi ise dikkat çekici bir detay. Eğer Nolan’ın filmini izleyip Homeros’u Azra Erhat- A. Kadir çevirisinden (Can Yayınları) okuduktan sonra Arter’deki bu sergiyi ziyaret ederseniz, kavramların sanat eserlerindeki yansımasını daha net görebilirsiniz. Küratörün şu sözleri süreci özetler nitelikte: “Ev ya da yurt adını verdiğimiz bu manyetik alan, misafirperverlik ile düşmanlık arasındaki kırılgan eşiği somutlaştırarak, merhum gezgin-sanatçı Hüseyin Bahri Alptekin’in bir zamanlar not defterimde ‘ömür biter yol bitmez’ cümlesiyle özlü biçimde ifade ettiği sonsuz bir yolculuğu öne çıkarıyor”. İdeallerinin peşinde zorlu yollara düşen tüm kahramanlara başarılar dileyerek sözlerimizi noktalayalım.




