Hastanede geçen 4 aylık zorlu sürecin ardından, duyguların dizelere döküldüğü o günlerde şu satırlar paylaşılmıştı: “Ahmet Abi, güzelim, bir mendil niye kanar/ Diş değil, tırnak değil, bir mendil niye kanar/ Mendilimde kan sesleri.” Kıymetli bir şairi, yine bir şairin eşsiz mısralarıyla selamlamanın ne kadar anlamlı olduğu bir kez daha hissediliyor. BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak takibe alarak, güncel gelişmeleri ve özel haberleri anlık olarak takip edebilirsiniz.
Nerede ve Nasıl Başladı?
Anılar bizi Ankara’ya, Türkiye Yazıları’nın ofisinden Sanat Kurumu’ndaki akşam sohbetlerine ve Konur Sokak’ın hareketliliğine götürüyor. Bir miting meydanında filizlenen bu bağ, zamanla koca bir ülkenin ortak hikayesine dönüştü. “Gittiğim her yerde Ahmet Telli’ye söyleseniz de o da gelse diyenlerin sayısı hiç azalmadı” diyen yazar, şiir tutkusunun bu kuşak tarafından kendisine aşılandığını ve o isimlerin başında gelenlerden birinin de kendisi olduğunu vurguluyor.
Kim Bu Sanat Tutkunu Dost?
Sanat müziği sevdalısı bir Çerkez olarak tanımlanan dosta veda ederken, birlikte söylenecek türkülerin ve şarkıların eksikliği derinden hissediliyor. Ülkenin rüyaları cehenneme çevirdiği bu dönemde, bu olağanüstü dünyayı “kötü adamlara” bırakmamak adına rüya görmeye ve direnmeye devam ediliyor.
Neden Hâlâ Borçluyuz?
Yoldaşlığın, ağabeyliğin ve şairliğin ötesinde; iyilere, ezilenlere, çocuklara ve insan onuruna dair sorumluluklar hâlâ taze. Kadınların hayatına, emeğin yarınlarına ve elbette şiire olan borcun henüz bitmediği, yapılacak daha çok iş olduğu hatırlatılıyor.
Ne Zaman Son Buldu?
Söylenecek yeni bir sözün kalmadığı, herkesin büyük bir tedirginlikle “diken üstünde” beklediği o süreç, üç gün önce eklenen notun ardından bugün nihayete erdi. Bekleyiş artık yerini ebedi bir ayrılığa bıraktı.
Ağabeyim; Metin Altıok, Behçet Aysan, Ahmet Erhan ve Adnan Satıcı’ya kucak dolusu selamlarımızı ve sevgilerimizi ilet. Behçet’e, kaleme aldığı şiirinin hâlâ aynı sarsıcılıkla hayatımızda yankılandığını fısılda: “Yok başka bir cehennem/ Yaşıyoruz işte.” Artık söylenecek başka bir söz kalmadı.




