fbpx
featured
  1. Haberler
  2. Sağlık
  3. Ağız ve Diş Sağlığında Sınıfsal Farklar ve Toplum Sağlığı

Ağız ve Diş Sağlığında Sınıfsal Farklar ve Toplum Sağlığı

Diş Hekimi Gamze Burcu Gül, ağız ve diş sağlığının yalnızca bireysel bir bakım meselesi değil, aynı zamanda derin bir sınıfsal sorun olduğunu vurguluyor. Dünya Dişhekimleri Birliği (FDI), 20 Mart tarihini...

service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Diş Hekimi Gamze Burcu Gül, ağız ve diş sağlığının yalnızca bireysel bir bakım meselesi değil, aynı zamanda derin bir sınıfsal sorun olduğunu vurguluyor. Dünya Dişhekimleri Birliği (FDI), 20 Mart tarihini “Dünya Ağız Sağlığı Günü” olarak belirlemiştir. Bu sürecin temelleri, 2011 senesinde Birleşmiş Milletler’in (BM) bulaşıcı olmayan hastalıklara dair Deklarasyonunda ağız sağlığının ölümcül kronik hastalıklarla benzer risk faktörlerini taşıdığını tescil etmesiyle atılmıştır. BM’nin hükümetleri ortak bir stratejiye davet etmesinin ardından 2013 yılında FDI, 20 Mart’ı resmileştirmiştir. Günümüzde 200‘den fazla ülkede bu özel günde farkındalık çalışmaları yürütülmektedir.

“Mutlu Bir Ağız, Mutlu Bir Yaşam”

FDI, üç senedir devam eden “Mutlu Bir Ağız” kampanyasını bu yıl “Mutlu Bir Ağız, Mutlu Bir Yaşam” temasıyla noktalıyor. Kampanyanın ilk senesinde ağız sağlığının bedensel sağlıkla, ikinci senesinde ise ruh sağlığıyla olan bağına odaklanılmıştı. Bu yılki tema ise ağız sağlığını, bebeklikten yaşlılığa dek uzanan tüm yaşam evrelerinde kaliteli bir hayatın hem temel şartı hem de bir göstergesi olarak konumlandırıyor.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), sağlığı sadece sakatlık ve hastalığın bulunmaması olarak değil; ruhsal, fiziksel ve sosyal açıdan tam bir iyilik hali şeklinde tanımlar. Ağız sağlığı da bu tanımın vazgeçilmez bir parçasıdır. Örneğin; diyabet, kardiyovasküler rahatsızlıklar, erken doğum ve solunum yolu enfeksiyonları ile diş eti hastalıkları arasındaki bağ bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Ağızdaki bir enfeksiyon tüm vücuda sirayet edebilirken, basit bir diş ağrısı dahi uyku kalitesinden beslenmeye kadar pek çok fonksiyonu olumsuz etkiler. Ağrı çeken veya gülümsemekten çekinen bireylerin özgüveni zedelenir ve sosyal yaşamları kısıtlanır.

Küresel Eşitsizlik ve 3,5 Milyar İnsan

Dünya genelinde yaklaşık 3,5 milyar insan; çürüklerden diş eti sorunlarına, ağız kanserlerinden erken diş kayıplarına kadar ciddi sağlık tehditleriyle karşı karşıyadır. Bu denli yaygın bir problemin sadece “kişisel ihmal” olarak görülmesi mümkün değildir. Hastalıkların ağırlığı ve görülme sıklığı, gelir düzeyi düştükçe artış göstermektedir. Yoksulluk, sağlıklı beslenmenin önündeki en büyük engel olarak durmaktadır. Dar gelirli aileler; şeker ve işlenmiş karbonhidrat ağırlıklı, tek tip ve dengesiz beslenmeye mecbur kalmaktadır. Lif, protein, vitamin ve mineralce yetersiz olan bu beslenme düzeni çürük oluşumunu hızlandırırken, bir çocuğun okul çantasındaki sadece ekmekten oluşan öğün bu acı gerçeği yansıtmaktadır. Oysa özellikle okul öncesi dönem, ağız hijyeni ve sağlıklı beslenme alışkanlığı kazanmak için en kritik zamandır.

Gelişmiş ülkelerde son on yıllarda diş çürüğü oranlarında düşüş yaşanırken, düşük ve orta gelirli ülkelerde çürük hâlâ en yaygın kronik hastalık olma özelliğini korumaktadır.

Türkiye’deki Tablo ve Sosyal Engeller

Türkiye’de kamusal koruyucu hizmetlerin zayıflamasına karşın özel sektörün büyümesi, tedavi maliyetlerini milyonlarca kişinin karşılayamayacağı seviyelere taşımaktadır. İşsizlik nedeniyle sosyal güvencesi olmayan haneler, diş macunu ve fırçası gibi en temel ihtiyaçlara bile erişmekte zorlanmaktadır. Metropollerde semtler arası derin farklar bulunurken, Anadolu’nun birçok bölgesinde klinik altyapı yetersizliği ve hekim eksikliği eşitsizliği körüklemektedir.

Bu durumun toplumsal yansımaları oldukça ağırdır: İşçi, izin hakkı olmadığı ve tedavi masraflarını karşılayamadığı için ağrısını erteleyerek vardiyasına gider. Kadınlar, bakım emeği yükü altında kendi sağlıklarını ihmal ederler. Çocuklar ise okul taramalarının yapılmadığı bir düzende ilk çürüklerini fark etmeden yetişirler. Bunlar şahsi tercihler değil, eşitsizlik düzeninin sonuçlarıdır.

Kamucu ve Bütüncül Çözüm Arayışı

Ağız hastalıklarının büyük bir kısmı önlenebilir niteliktedir. Gamze Burcu Gül‘e göre; ağız ve diş sağlığı hizmetleri bir piyasa ürünü değil, devletin güvence altına alması gereken temel bir insan hakkıdır. Çözüm için parçalı müdahaleler yerine, merkezinde çocukların olduğu kapsamlı bir ulusal ağız diş sağlığı politikası oluşturulmalıdır. Bu süreçte diş hekimlerinin yanı sıra pediatristler, hemşireler, öğretmenler, aileler ve bakanlıklar iş birliği içinde olmalıdır.

Okullarda sunulacak ücretsiz ve sağlıklı öğünler, düzenli taramalar ve beslenme eğitimleri bir lüks değil, halk sağlığına yapılan en önemli yatırımlardır. DSÖ’nün 2021 Küresel Ağız Sağlığı Stratejisi de devletleri, ağız sağlığını temel sağlık hizmetlerinin ayrılmaz bir parçası haline getirmeye çağırmaktadır.

Sonuç olarak; sağlıklı bir gülümseme ve ağrısız bir ağız, gelirden veya yaşanılan şehirden bağımsız olarak herkesin doğuştan sahip olduğu bir haktır. Toplumun sağlık göstergelerini iyileştirecek olan şey geçici kampanyalar değil; koruyucu hekimliği esas alan, halkçı ve kamucu bir sağlık yaklaşımıdır.

“MUTLU BİR AĞIZ, MUTLU BİR YAŞAM” KİMİN HAKKI?

SINIFSAL BİR SORUN

Ağız ve Diş Sağlığında Sınıfsal Farklar ve Toplum Sağlığı
+ - 0

Tamamen Ücretsiz Olarak MaxiMag Bültenine Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Maxi Magazin ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

MaxiAI ile Haber Hakkında Sohbet

MaxiAI ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka yanlış bilgi üretebilir