İstanbul Tabip Odası’nda pazar günü sandık heyecanı yaşandı. Mecburi hizmet dönemini tamamlayıp İstanbul’a yerleştiğim günden bu yana katılım sağladığım on dokuzuncu seçim olmasına rağmen, dürüst olmak gerekirse şimdiye dek böylesine bir sürece şahitlik etmedim. Sadece İstanbul özelinde değil, ülkemizdeki hiçbir tabip odasında daha önce bu tür bir seçim atmosferi oluşmamıştı.
Tabip Odası Seçimlerinin Geleneksel Atmosferi
Olağan süreçte tabip odası seçimleri yaklaşırken farklı vizyonlara sahip hekim grupları listelerini belirler; meslektaşlarını ziyaret ederek onları sandığa gitmeye ve destek vermeye çağırırlar. Seçim günü ise hekimler için sadece bir oy verme işlemi değil, aynı zamanda uzun süredir görüşülemeyen okul ve çalışma arkadaşlarıyla bir araya gelinen, hasret giderilen bir bayram havasında geçer.
Aday gruplar sabahın ilk ışıklarıyla beraber stantlarını hazırlar, bölgedeki noktalara sınırlı sayıda pankart ve afişlerini yerleştirerek gelenlere listelerini takdim ederler. Aslında sandığa gelen doktorların büyük bir çoğunluğu oyunun rengini önceden belirlemiştir ve o günkü tanıtım çalışmaları kararlarını pek etkilemez. Gruplar bu gerçeği bilseler de gün boyunca tatlı bir rekabet içinde olmaktan vazgeçmezler.
Beklenmedik İttifak ve Değişen Seçim Stratejileri
Bu seçim döneminde Demokratik Katılım Grubu, Değişim Grubu ve Türk Hekimleri Birliği adaylıklarını duyurmuştu. Ancak oylamaya yalnızca 36 saat kala son iki grup ittifak kurduklarını paylaştı. Bu ortaklık beklenen bir hamle olsa da uygulama oldukça ilginçti; aynı aday isimleriyle fakat iki farklı liste şeklinde seçime girildi.
Meslek örgütü seçimlerinin hekimler arasında bir yarış olması ve tüm çalışmaların bizzat doktorlar eliyle yürütülmesi temel kuraldır. Seçimler, ilçe seçim kurulu denetiminde yapılır ve kurallar bu kurul tarafından gruplara iletilir. Belirlenen kurallar çerçevesinde, oy kullanılan binalarda görevliler ve hekimler haricinde kimsenin bulunması yasaktır. Geçmişte yaşanan bir seçimde iktidara yakın grubun bir özel hastanenin personellerini sandık başlarına getirme girişimi, seçim kurulu müdahalesiyle engellenmişti.
Centilmenlik Anlaşması ve Sahadaki Tablo
Bu yılki seçim öncesinde gruplar arasında çevreye ikişer pankarttan fazla materyal asılmayacağına dair bir centilmenlik anlaşması yapılmıştı. Demokratik Katılım Grubu bu mutabakata sadık kalırken, Değişim Grubu Kazlıçeşme Marmaray istasyonundan okul binasına kadar olan güzergahı yüzlerce pankart ve binlerce bayrakla donattı. Ayrıca okul içerisinde, yasak olmasına rağmen üniversite öğrencileri görevlendirilmiş ve “Değişim Gönüllüsü” adı altında hekim olmayan kişiler alana dahil edilmişti. Bir meslek odası seçiminden ziyade siyasi bir genel seçim havası estirilerek alan hakimiyeti kurulmaya çalışılmıştı.
Sandıktan Çıkan Sonuçlar ve Sayısal Veriler
İttifak kuran gruplar, bir önceki seçimde aldıkları toplam oyun Demokratik Katılım Grubu‘nu geçmesine güvenerek zafer kazanacaklarına inanmışlardı. Ancak yapılan hesaplamalar beklenen sonucu vermedi. Seçime katılan hekim sayısında yaklaşık yüzde 25 oranında bir artış yaşandı ve toplam seçmen sayısı 8.625’e ulaştı.
Demokratik Katılım Grubu’na destek veren hekim sayısı bir önceki döneme kıyasla yaklaşık 2.130 kişi artarak yüzde 72’lik bir yükseliş gösterdi. Buna karşın ittifakın toplam oyu sadece 200 civarında, yani yüzde 6 oranında artabildi. Tabip odası seçimlerinde blok listelerden ziyade isimler üzerinden oylama yapıldığı için başkan adayları genellikle en yüksek oyu alır. Nitekim DKG listesinde en çok oyu alan isim başkan adayı Talat Kırış oldu.
İttifak İçindeki Dengeler ve Kapanış
İttifak tarafında ise durum daha farklı gelişti. Büyük ortak konumundaki Değişim Grubu’nun başkan adayının en yüksek oyu alması öngörülürken, küçük ortak Türk Hekimleri Birliği’nin adayı listenin zirvesinde yer aldı. Değişim Grubu’nun adayı kendi listesinde ancak dördüncü sıraya yerleşebildi. Bu durum, ittifak ortaklarının kendi aralarındaki mutabakata tam anlamıyla uymadığını gösterdi. Seçim sonrası moral bozukluğu yaşayan büyük ortağın adayı, yaptığı konuşmada bir ara kafa karışıklığı yaşayarak “Gençliğimiz var!” şeklinde seslendi.
Netice itibarıyla, oldukça yüksek bir heyecan ve adrenalinle geçen bir seçimi geride bıraktık. Cumhuriyet değerlerine bağlı; çağdaş, laik ve demokrat hekimler meslek örgütlerine sahip çıkarak iradelerini ortaya koydular. Sonuç olarak bir kez daha kazanan hekim camiası oldu.




