İstanbul Tabip Odası (İTO), iktidarın toplum ve hekimlik aleyhine yürüttüğü sağlık stratejilerine karşı her dönem muhalefetin en ön saflarında yer aldı. Hekimlik mesleğini itibarsızlaştıran ve sağlığı ticari bir meta haline getiren uygulamalara karşı tavizsiz bir duruş sergileyen oda, 23 senedir her türlü baskıya rağmen mücadelesine devam ediyor.
Hastane bahçelerinden meydanlara kadar her noktada “AKP Sağlığa Zararlıdır!” sloganını yükselten İTO, ”Doktor efendi dönemi bitti!” veya “Giderlerse gitsinler!” gibi ifadelere de gereken yanıtı vermekten hiçbir zaman imtina etmedi. Kurum; her zaman hekimlik onurunu, mesleki bağımsızlığı ve toplumcu başka bir sağlık sistemini savunma kararlılığını korudu.
Baskıya ve mobbinge uğrayan tüm doktorların yanında saf tutan oda; bilim, laiklik, hürriyet ve demokrasiyi savunmayı asli görevi bildi. Bu dirençli duruşu sebebiyle iktidar nezdinde sürekli bir “baş ağrısı” olarak görülen İTO, ele geçirilmesi hedeflenen bir yapı haline geldi.
Seçimler ve Grupların Stratejileri
Türkiye’nin ve 37 bin üyelik kapasitesiyle dünyanın en büyük doktor organizasyonlarından biri olan İstanbul Tabip Odası’nda seçim heyecanı yaşanıyor. 19 Nisan Pazar günü Zeytinburnu 100. Yıl Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde kurulacak sandıklarda, hekimler meslek örgütünün geleceğini oylayacak.
Seçim yarışında üç grubun ismi geçiyordu: Milliyetçi hekimlerden oluşan Türk Hekimleri Birliği, iktidara yakınlığıyla bilinen Değişim Grubu ve çağdaş-demokrat hekimlerin adresi Demokratik Katılım Grubu. Demokratik Katılım Grubu tüm hazırlıklarını tamamlayıp sahada aktif bir çalışma yürütürken, diğer iki grupta son ana kadar belirsizlik hakimdi.
Genel kurula sadece saatler kala, Cuma akşamı tablo netleşti: Türk Hekimleri Birliği ile Değişim Grubu’nun aynı adaylarla seçime gireceği anlaşıldı. Sahada aktif bir çalışma yürütmeyen bu gruplar, ortak listelerini farklı isimler altında ilan ederek bir nevi takiye yoluna gittiler.
Çifte Takiye ve Geçmişteki Taktikler
Bu durum aslında beklenen bir gelişmeydi. İktidarın sunduğu ayrıcalıklardan faydalanırken bir yandan da mevcut sağlık politikalarından şikayetçiymiş gibi görünerek yapılan çifte takiye, demokrat hekimleri rehavete düşürmeyi hedefliyordu. İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’ndeki taktiğin benzerini uygulayarak, seçim bittiğinde tekbirler getirmeyi planladıkları gözlemleniyor.
İstanbul Tabip Odası’nı kazanmak için geçmişten bugüne birçok yol deneyen iktidar; başhekimler üzerinden baskı kurmaktan, doktor olmayan partilileri sandığa getirmeye ve hatta baklava dağıtmaya kadar pek çok yönteme başvurdu. Ancak bu yöntemlerin hiçbiri şimdiye kadar sonuç vermedi.
Genç Hekimler Üzerindeki Baskı İddiaları
Bu yıl ise strateji değiştirilerek özellikle genç asistan hekimler hedef alınıyor. İlçe Seçim Kurulu kuralları gereği oy kabinine telefonla girmek yasak olsa da, oda yönetimine zorla üye yapıldığı belirtilen asistanların verdikleri oyların fotoğrafını çekmeleri ve bu görüntüleri iletmeleri yönünde talimat aldıkları duyumları ulaştı.
Sonuç olarak, İstanbul Tabip Odası seçimlerinde daha önce şahit olunmamış bir tabloyla karşı karşıyayız. Seçmen iradesine saygı duymayan, belediye başkanlarını görevden alan ve ana muhalefet partisi CHP’ye bile müdahale etmeye yeltenen Cumhur İttifakı, şimdi de İstanbul Tabip Odası’na çökmeye çalışıyor. Hekimlerin bu duruma hak ettikleri yanıtı vermesi hepimizin boynunun borcudur. Hodri meydan!




