Vücutta sessiz bir şekilde yol alan ve uzun seneler boyunca hiçbir belirti vermeden ilerleyebilen hepatit, karaciğer üzerinde kalıcı ve ağır tahribatlara zemin hazırlayabiliyor. Tıp dünyasına göre, bu sinsi hastalığın beraberinde getirebileceği hayati tehlikeleri önlemenin en güçlü yolu erken teşhis ve sistematik aşılama programlarından geçiyor. 28 Temmuz Dünya Hepatit Günü vesilesiyle önemli açıklamalarda bulunan Liv Hospital Vadistanbul enfeksiyon hastalıkları uzmanı Prof. Dr. G. Dilek Arman ile Özel Sağlık Hastanesi gastroenteroloji uzmanı Dr. Seda Akkaya, merak edilen tüm detayları mercek altına aldı.
Hepatit Türleri ve Yaygınlık Durumu
Hepatit, karaciğer dokusunun çeşitli sebeplerle iltihaplanması olarak tanımlanmaktadır. Bu durumun arkasında yatan nedenleri açıklayan Prof. Dr. G. Dilek Arman, “Hepatit, karaciğer dokusunun herhangi bir nedenle oluşan yangısıdır. Çoğunlukla A, B, C, D ve E olarak adlandırılan bulaşıcı virüslerin vücuda girmesiyle tetiklenen bu durum; aşırı alkol tüketimi, bazı ilaçların yan etkileri, kimyasal maddeler (toksik hepatit) veya otoimmün bozukluklar nedeniyle gelişebilir.” ifadelerini kullandı. Arman, özellikle B ve C varyantlarının kronikleşme eğiliminde olduğunu belirterek, “Primer karaciğer kanserlerinin en önde gelen nedeni tedavi edilmeyen kronik hepatit B (HBV) ve hepatit C (HCV) enfeksiyonlarıdır. Global ölçekte karaciğer kanseri vakalarının yaklaşık yüzde 70- 80’inden doğrudan bu iki virüs sorumludur.” bilgisini paylaştı.
Hastalığın küresel ve yerel boyutlarına değinen Dr. Seda Akkaya ise Dünya Sağlık Örgütü verilerine dayanarak şunları söyledi: “Dünya Sağlık Örgütü’ne göre dünyada yaklaşık 287 milyon kişi kronik viral hepatit B veya C’yle yaşıyor. Türkiye’deyse yaklaşık 2-3 milyon kişinin Hepatit B virüsü, yaklaşık 300 bin kişinin de Hepatit C enfeksiyonuyla yaşadığı tahmin ediliyor. En önemli sorunlardan biri bu kişilerin önemli bölümünün enfeksiyonundan haberdar olmamasıdır.”
Korunmada Aşının Kritik Rolü
Kanser riskini minimize etmek için aşılama büyük bir önem taşıyor. Dr. Seda Akkaya bu konuda, “Karaciğer kanserini önlemeye katkı sağlayan en etkili koruyucu sağlık uygulamalarından biri hepatit B aşısıdır. Hepatit C için henüz koruyucu bir aşı yoktur. Ancak günümüzde kullanılan yeni antiviral ilaçlarla hepatit C hastalarının yüzde 95’ten fazlası tamamen tedavi edilebilmektedir.” değerlendirmesinde bulundu.
Aşı takvimi hakkında ayrıntılı bilgi veren Prof. Dr. G. Dilek Arman, uygulamaları şöyle özetledi: “Hepatit B aşısı bebeklerde ilk doz doğumda (ilk 24 saat içinde), ikinci doz birinci ayın sonunda, üçüncü doz 6’ncı ayın sonunda uygulanır. Çocukluğunda aşılanmamış olanlarla sağlık çalışanları, diyaliz hastaları ve taşıyıcı aile bireyleri gibi yüksek risk grubundaki yetişkinlere yine 3 doz şeklinde yapılır. Hepatit A aşısı bebeklerde rutin takvimde 18’inci ayın sonunda ve 24’üncü ayın sonunda olmak üzere 6 ay arayla 2 doz olarak uygulanır. Çin gibi bazı ülkelerde hepatit E için geliştirilmiş bir aşı bulunsa da küresel ölçekte henüz rutin takvimde değildir.”
Tedavi Süreci ve Yaşam Biçimi Önerileri
Hastalığın yönetiminde dikkat edilmesi gereken hususları sıralayan Prof. Dr. G. Dilek Arman, ilaç disiplininin altını çizdi: “Özellikle kronik hepatit B ve C ilaçlarının her gün aynı saatte, aksatılmadan alınması kritik önem taşır. Hepatit B ilaçlarının aniden bırakılması karaciğerde ağır hasar alevlenmelerine; hepatit C tabletlerinin düzensiz kullanımıysa virüsün direnç geliştirmesine yol açar.”
Beslenme ve hijyen kurallarının da hayati olduğunu vurgulayan Arman, “Karaciğer yağlanması virüsle birleştiğinde siroz riskini artırdığı için Akdeniz tipi beslenme ve ideal kilonun korunması şarttır. Hepatit C tedavisi başarıyla bitse bile riskli davranışlar (steril olmayan enjektör, dövme vb.) sürerse hastaların yüzde 27’ye yakını yeniden enfekte olabilir. Bulaşmayı önlemek için jilet, tırnak makası gibi kişisel eşya ortak kullanılmamalı ve aile fertleri aşılanmalıdır. Alkol virüsün tahribatını katlayarak siroz ve kansere gidişi ciddi şekilde hızlandırır.” uyarısında bulundu.
Sessiz Seyir ve Karaciğer Yağlanması Riski
Enfeksiyonun başlangıçta hiçbir işaret vermeyebileceğini hatırlatan Prof. Dr. G. Dilek Arman, “Enfeksiyon ilk bulaştığında hepatit C tamamen belirtisiz olabilir. Hepatit B belirtisiz veya akut hepatit dediğimiz bulantı, kusma, yüksek ateş ve sarılık yakınmalarına sebep olabilir. Kronikleşen hepatit B ve C enfeksiyonları uzun yıllar hiçbir belirti vermeden ilerleyebilir. İlerleyen evrede belirti görülen hastalardaysa halsizlik, yorgunluk, iştahsızlık, bulantı, sağ üst karın ağrısı, gözlerde ve ciltte sararma, koyu renkli idrar gibi şikâyetler ortaya çıkabilir.” dedi.
Karaciğer yağlanması ile hepatit arasındaki ilişkiye değinen Arman, “Hepatit C (özellikle Tip 3), karaciğerde yağlanmayı tetikleyerek siroza gidişi hızlandırmaktadır.” derken; Dr. Seda Akkaya ise durumu şöyle açıkladı: “Basit yağlanmanın her zaman ciddi sonuçları olmasa da karaciğerde iltihaplanma gelişebilir. Bu durum ‘steatohepatit’ olarak adlandırılır. Steatohepatit zaman içinde fibrozis, siroz ve hatta karaciğer kanserine ilerleyebilir. Viral hepatitle karaciğer yağlanmasının birlikte olması, karaciğer hasarının hızlı ilerlemesine neden olabilir.” Uzmanlar, geç fark edilen bu hastalıkta erken müdahalenin komplikasyonları önlemek adına birincil öncelik olduğunu hatırlatıyor.




