Gülay ve Gizem, çocukların erken yaşta kazandığı bağımsızlık üzerine derin bir sohbete daldı. Gülay’ın kızı Bilge’nin Almanya’daki Erasmus macerasından dönüşü, ebeveynlerin çocuklarını hayata nasıl hazırladığına dair önemli ipuçları veriyor. Bilge, bir haftalık yurt dışı programından “Keşke bir hafta daha kalabilseydik” diyerek, yeni tecrübelerle döndü.
Ebeveynlerin Perspektifinden Değişim Programları
Lise 2’nci sınıf öğrencisi olan ve dolu dolu 15 yaşını dolduran Bilge, okulunun düzenlediği organizasyonla Almanya’ya gitti. Toplamda 15 arkadaşı ve 2 öğretmeniyle katıldığı bu kısa süreli değişim programı, sadece bir gezi değil, karşılıklı bir kültür alışverişiydi. Programın işleyişini anlatan Gülay, 2 ay önce Almanya’daki okuldan gelen öğrencileri ağırladıklarını ve Bilge ile eşleşen Alman öğrencinin kendi evlerinde konakladığını belirtti. Gülay, kızını bu yolculuğa gönderirken içini rahat tutan unsuru, Bilge’nin geçmişteki bireysel deneyimlerine bağladı.
Gizem’in kaygı dolu sorularına yanıt veren Gülay, özgüvenin küçük yaşlardan itibaren inşa edildiğini vurguladı. Bilge, daha önceki yıllarda babasıyla birlikte Avrupa’da sırt çantalı bir tura çıkmış, metroları ve trenleri kullanarak müzeleri tek başına gezmişti. Bu tecrübe, onun Almanya’daki bağımsızlığına zemin hazırladı.
Küçük Yaşta Sorumluluk Kazandırmak: Lorin Örneği
Sohbet, Gizem’in 7 yaşındaki kızı Lorin’in gelişimine odaklanarak devam etti. Gizem, Lorin’in kendi ayakları üzerinde durabilmesi için şunları paylaştı: “Lorin artık 7 yaşında. Bu sene bakkala tek başına göndermeye başladım. Tabii bakkal sitenin içinde, dolayısıyla güvenlik endişem sokak kadar değil. Parayı kullanmayı öğrendi bu sayede. Etiket okuyabiliyor, cüzdanından gereken tutarı çıkarıp parasının üstünü almayı biliyor. Bu vesileyle benim kredi kartımı kullanmayı da öğrendi. Kartla alışveriş yaptığında da fişteki çekilen tutara dikkat ediyor.”
Lorin’in okul hayatındaki kermeslerin ve pazar gezilerinin de alışveriş becerilerine katkı sağladığını belirten Gizem, kızının restoranlarda rezervasyon yapabildiğini ve mutfakta tost hazırlayabildiğini ekledi. Ancak Lorin’in her şeyi kendi yapabilmesine rağmen hala “bir bardak suyunu oturduğu yerden, illa da benden istiyor” diyerek gülümsemesi, çocukların ev içindeki hallerinin farklılığını özetledi.
Bilge Altan’ın Kaleminden Almanya İzlenimleri
Erasmus+ projesiyle Almanya’nın Glückstadt şehrinde bir hafta eğitim gören Bilge Altan, deneyimlerini şu sözlerle aktardı:
“Okulumda Erasmus+ duyurulduğunda heyecanlanmıştım. Yurtdışında okumak istediğim için daha hangi ülke olduğu açıklanmadan katılmak istemiştim. Gidilecek yerin Almanya olduğunu öğrenince katılma isteğimi kesinleştirdim ve ailemle paylaştım. Üniversitemi Almanya’da okumak istediğimden kültürünü ve yaşantısını öğrenmek benim için önemliydi.”
Bilge, mülakatları kazanarak Schleswig-Holstein eyaletine gitti. Gitmeden önce eşleştiği partneri Lotta ile iletişim kurduğunu ve önce onu Türkiye’de ağırladığını anlattı. Çanakkale gezisinde Lotta’nın Türk tarihinden ve mutfağından çok etkilendiğini belirten Bilge, dil bariyerini aşma süreci için “Öğrendim ki mükemmel İngilizce kullanmak her zaman mükemmel iletişim sağlamıyor” dedi.
Kültürel Farklar ve Eğitim Sistemi
Kendi başına çıktığı ilk seyahat olan Almanya yolculuğunda Bilge, Glückstadt şehrindeki gözlemlerini şöyle paylaştı:
“Glückstad oldukça küçük bir şehir. İlk gün endişeliydim ancak endişem kısa sürede kayboldu. Partnerim ve ailesi oldukça misafirperverdi. Aile yapıları bizimkinden oldukça farklıydı. Herkes oldukça bireyseldi. Sanki herkes tek yaşıyor gibiydi ama bu tabii ki birbirlerini sevmediklerinden değil.”
Bilge, yaklaşık 35 kilometrelik bir bisiklet turu yaptıklarını ve yöresel selamlaşma olan “moin” (moyn) kelimesini çok sempatik bulduğunu belirtti. Alman eğitim sistemi hakkında ise dikkat çekici bir tespitte bulundu: “Alman öğrencilerin öğretmenlerine yaklaşımı buradakinden çok farklı. Öğretmen bir otorite unsurundan ziyade sevilen bir öğrenim görevlisi hatta arkadaş gibi. Gerçekten çok destekleyici bir eğitim sistemleri var.”
Geleceğe Katılan Değerler
Hamburg seyahatlerinde projeler ve araştırmalar yaparak bireyselliğin değerini anlayan Bilge, programın kendisine kattıklarını şu cümlelerle özetledi: “Erasmus’tan gerçekten çok keyif aldım. Benim için hem kültür farkını azalttı, bana birçok fikir, bakış açısı kattı ve arkadaşlıklar kurmamı sağladı. Bir diğer önemli şey işlerin plana göre gitmemesi, iletişim problemlerini çözme ve inisiyatif alma becerilerimi çok geliştirdi.”




