Oyuncu Emre Dinler ile gerçekleştirdiğimiz bu ilk buluşmada, kendisinin ekrandaki etkileyici duruşunun kanlı canlı haliyle karşılaşıyoruz. 1,92 metrelik boyuyla oldukça dikkat çeken Dinler karşısında, fotoğraf çekimi sırasında takoz desteği almak benim için kaçınılmaz bir zorunluluk oldu. Görüşmenin başlangıcında oldukça heyecanlı görünen genç oyuncu, zaman geçtikçe ortama ısınarak hikâyesini tüm samimiyetiyle paylaştı.
Hatay’dan Gelen Sıcaklık ve Depremin Ağır İzleri
Hatay’ın Kırıkhan ilçesinde, huzurlu bir aile ortamında yetiştiğini belirten Emre Dinler, “Sokak kültüründe büyüdüm” diyerek o günleri yad ediyor. Üç kardeşin ortancası olan oyuncu, kendisini bu sıcak şehirde ve güzel akrabalık bağları içinde büyüdüğü için şanslı hissediyor. Annesinin ev hanımı, babasının ise organizasyon işleriyle uğraştığını anlatan Dinler, 6 Şubat depremiyle birlikte bu düzenin altüst olduğunu söylüyor: “Ama depremden sonra maalesef onlar gitti.”
Yaşanan büyük felakette pek çok yakınını kaybettiğini ifade eden Dinler, çocukluk arkadaşlarını, akrabalarını ve komşularını toprağa vermiş. Ailesinin sağ olmasıyla teselli bulsa da yaşadıkları acının derinliğini şu sözlerle ifade ediyor: “Bayağı oldu. Beraber büyüdüğüm birçok arkadaşımı, akrabalarımı, mahalledeki komşularımızı kaybettik. Onun dışında evimiz, babamın işyeri gitti. Çok şükür bizimkiler sağ. Ama çok büyük acılar yaşadık. Orada hızlı bir toparlanma süreci var ama yine de etkileri devam ediyor.” Bu büyük yıkımın kendisini daha dirençli kıldığını belirten oyuncu, “Olgunlaşma süreci yaşıyorsun” diyerek yaşadığı içsel değişimi vurguluyor.
Sosyolojiden Setlere Uzanan Bir Kariyer
Ailesinde sanatla profesyonel olarak ilgilenen kimse olmamasına rağmen, çocukluk yıllarından itibaren oyunculuk hayali kuran Dinler, evde kendi başına sahneler canlandırırmış. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Sosyoloji bölümünü bitiren ve ardından formasyon alan oyuncu, o dönemde sektöre giriş yolunun modellikten geçtiğini fark etmiş. Katıldığı modellik yarışmasında derece elde etmesiyle birlikte İstanbul serüveni başlamış.
İstanbul’a ilk gelişini “Hiçbir şeyim ve ne yapacağıma dair hiçbir fikrim yoktu” sözleriyle anlatan Emre Dinler, kuzeninin yanında kalarak eğitimler almaya başlamış. Kariyer basamaklarını hızla tırmanan oyuncu; ‘Söz’, ‘Gülperi’, ‘Sol Yanım’, ‘Alsancak’, ‘Kuruluş Osman’, ‘Yasak Elma’, ‘Zembilli’ ve son olarak ‘Kızılcık Şerbeti’ gibi önemli yapımlarda rol aldı.
İstanbul ve Oyunculuk Sektöründeki Varlık Savaşı
Büyükşehrin ve sektörün acımasızlığına da değinen Dinler, İstanbul’daki ilk günlerinde metrobüste insanların koltuk kapma mücadelesine şaşırıp kaldığını anlatıyor. Sektörü bir hayatta kalma mücadelesine benzeten oyuncu, bu işe girmek isteyenlere karşı oldukça gerçekçi: “Oyunculuk sektörü bir ‘survivor’, herkesin bir ayakta kalma çabası var. Günümüz ekonomik koşullarında artık daha da zor.” Hatta bu yola çıkmak isteyen gençlere, “Bence hiç başlama” diyecek kadar dürüst bir yaklaşım sergiliyor.
Kendi geçmişinde de maddi zorluklar çektiğini, kirasını ödemekte zorlandığı dönemler olduğunu belirten oyuncu, başarısını sabır ve sürekli mücadeleye bağlıyor. Bir noktaya gelmenin yetmediğini, orayı korumanın da ayrı bir çaba gerektirdiğini şu sözlerle ifade ediyor: “Çünkü bu meslekte kimsenin, hiçbir şeyin garantisi yok.”
‘Kızılcık Şerbeti’ ve Fatih Rolü Üzerine
Şimdilerde ‘Kızılcık Şerbeti’ dizisindeki Fatih karakteriyle dikkat çeken Emre Dinler, kadroya üçüncü sezonun ortasında dahil olmanın zorluklarını yaşamış. 1,5-2 aylık alışılmış hazırlık süreci yerine, anlaştıktan sadece iki gün sonra sete çıktığını söyleyen oyuncu, izleyicinin Doğukan Güngör’e olan alışkanlığı nedeniyle ilk başlarda yadırgandığını itiraf ediyor.
Gelen eleştirilerin kendisini üzdüğünü belirten Dinler, “Bu çocuğun boyu neden bu kadar uzun” gibi fiziksel özelliklerine yönelik yorumlar bile okumuş. Ancak zamanla izleyicinin kendisini benimsediğini ve sokaktaki tepkilerin olumluya döndüğünü ekliyor. Kendi karakterinin Fatih’ten tamamen farklı olduğunu, kendisinin çok daha sakin ve net bir yapıda olduğunu vurguluyor.
Aşk, İlişkiler ve Hayata Bakış
Hayatın planlanamaz oluşunu babasının yıllarca süren emeğinin 67 saniye içinde yok olmasına bağlayan Dinler, bazen çok plan yapmamak gerektiğini düşünse de oyunculuğu uzun bir maraton olarak görüyor. Özel hayatı ve aşk konusundaki görüşleri ise oldukça net: “Aşk gelip geçici bir şey, önemli olan sevgi.”
Aşkın başlangıcındaki o kalp çarpıntısının yerini zamanla sevgiye bırakması gerektiğini savunan oyuncu, geçmişte uzun süreli ilişkiler yaşadığını ancak şu an kalbinin boş olduğunu belirtiyor. Kadın zekâsına olan hayranlığını dile getiren Emre Dinler, insanların dışarıdan gördüğü “soğuk ve egolu” imajının aksine, aslında hiç de öyle biri olmadığını sözlerine ekliyor.




