fbpx
featured
  1. Haberler
  2. Kültür & Sanat
  3. Tahir Yüksel ve Yılmaz Güney’in Emaneti: Karanlıktaki Işık

Tahir Yüksel ve Yılmaz Güney’in Emaneti: Karanlıktaki Işık

Tahir Yüksel, Yılmaz Güney’in 1980 darbesinde yok edilen mirasını Kütahya’daki on yıllık çalışmasıyla onararak kapsamlı bir arşive dönüştürdü.

service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Geçtiğimiz hafta yayımlanan “I. Bölüm – Bir tutkunun başlangıcı” dosyasının devamı niteliğindeki bu yazıda, Tahir Yüksel’in Yılmaz Güney’in mirasını korumak için verdiği uzun soluklu mücadele anlatılıyor. Tahir, Kütahya Simav’ın Kiçir köyünde geçen o yoğun çalışma dönemlerinde, orman işlerinin köylüleri nasıl bir araya getirdiğini ve her hanede çevre köylerden gelen işçilerin çalıştığını aktarıyor. Amacının bu insanlara Yılmaz Güney’i tanıtmak olduğunu belirten Tahir, bahçelerinde düzenlediği gösterileri şu sözlerle anlatıyor: “Her köylünün en az bir kamyonu vardı. Her hanede, çevre köylerden çalışmaya gelmiş üç-dört kişi olurdu. Köyümüzün nüfusu yaz aylarında neredeyse iki katına çıkıyordu. Bu insanlara Yılmaz abimi tanıtmak istiyordum. Bahçemizde gösteri düzenlemeye karar verdim. Babam bana yine çok kızıyor, ancak çok çalıştığım için beni kırmak da istemiyor. Yine de memnuniyetsizliği yüzünden okunuyor. Gündüzleri ormanda çalışıyoruz, akşam iş dönüşü makineyi kuruyorum. Evimizin yan tarafında hayat dediğimiz üç tarafı kapalı yerimiz var. Gösterileri burada yapıyorum. Bu ‘hayat’ta yaptığım gösteriler bana da hayat veriyor.”

YILMAZ GÜNEY’İN MİRASI NE ZAMAN VE NASIL KORUMA ALTINA ALINDI?

Takvimler 1980 Temmuz’unu gösterdiğinde, Tahir o sırada İmralı Cezaevinde bulunan Yılmaz Güney ile görüşmek üzere İstanbul’a gider. İmralı’dan izinli çıkan usta sanatçı ile Kadıköy, Moda’da gerçekleşen bu buluşma öncesinde Nihat Behram, Yılmaz Güney’e, “Bu çocuk bir yıl çalışıyor, bütün parasını afişe, fotoğrafa yatırıyor.” diyerek Tahir’i takdim eder. Görüşme esnasında sanatçı, Tahir’in elindeki materyalleri sorar. Tahir o anları, “Ben de neler olduğunu anlattım. Yılmaz abi de ‘Şimdi buradan çıkıyorsun, Güney Film’e gidiyorsun, orada ne bulursan alıp götürüyorsun. Ben ileride onları senden alıp fotoğraflarını çekip sana geri veririm. Adada bazı broşürler var, onları da sana göndereceğim,” dedi.” ifadeleriyle dile getiriyor.

Bu talimat üzerine Güney Film’e giden Tahir, orada hummalı bir çalışmaya tanıklık eder. Nihat Behram, önündeki “Arkadaş” filmi slaytlarından seçim yapmasını ister: “İçimizde onu en iyi sen tanıyorsun. Güzel olanları seç, yurt dışına göndereceğiz,’ dedi. Ben de slaytlara lamba ışığında bakarak, güzel olanları ayırıp bir kutuya koydum. Slaytlar arasından yaklaşık 25 tanesini de kendime aldım. Yönetmen Canan Gerede de fotoğraflara bakıyordu. Yılmaz abimin İmralı’da yemek yaparken çekilmiş bir fotoğrafı vardı. Canan abladan onu istedim. Biraz düşündü, sonra verdi. Filmlerin ve fotoğrafların İngiltere’deki bir adrese gönderileceği konuşuluyordu. Fotoğrafların benden daha iyi saklanacağı bir yere gidecek olması, benim geri durmama neden oldu. O yıllarda saklamanın haricinde başka bir becerim yoktu. Geçtiğimiz yıllarda Canan Gerede’nin kendisiyle yapılan bir söyleşide, Güney Film’den aldığı belge ve fotoğrafları korktuğu için banyoda yaktığını söylemesi, içimi yaktı.” Tahir, o gün sessiz kalmanın kendisi için en büyük pişmanlıklardan biri olduğunu vurguluyor.

KAYIP ARŞİVLER NEREDE VE NASIL YENİDEN CANLANDIRILDI?

1980 Darbesi döneminde Yılmaz Güney’in filmleri toplatılmış ve iddiaya göre Selimiye’deki kazanlarda yakılmıştır. Bu yıkım, Tahir’in elindekileri bir kitapta toplama fikrini tetikler: “İşte o zaman kitap yapıp insanlarla elimdekileri buluşturma fikri oluşmaya başladı,” diyen Tahir, “Yılmaz Güney hakkında yapılan kitaplarda yeterince fotoğraf yoktu. Filmler yoksa, en azından afişi, fotoğrafı olmalıydı.” diye ekliyor. 1983 yılında İzmir bitpazarından aldığı bir fotoğraf kurutucuyla işe koyulan Tahir, yağmurdan zarar görmüş, zımba ve raptiye delikleriyle dolu fotoğrafları tek tek yıkayıp kurutur. Arşivini dijital ortama aktaran Tahir, Photoshop kullanarak yaptığı onarım çalışmalarını 10 yılda tamamlar.

Tahir’in 1984’ten itibaren ilmek ilmek işlediği ve 640 sayfaya ulaşan “Karanlıktaki Işık, Yılmaz Güney” kitabı, adeta manevi bir vasiyetin ürünüdür. Arşivindeki bazı parçaların benzersizliğini vurgulayan Tahir, “Bunu zamanında toplamasaydım artık hiçbir yerde olmayacaktı” dediği eserler hakkında şunları söylüyor: “Hiçbir yerde izine rastlanamayan filmlerden sekizi benim arşivimdeki filmlerden çıktı,” diyor, “Yılmaz Atadeniz’in yönettiği bir filmi, İrfan Atasoy’un firmasına ait bazı filmleri ben kendilerine gönderip, telesine sonrası iade aldım. Afişlerden çok sayıda var. Fotoğraflardan yüzlerce var diyebilirim.”

BU ÖZEL ARŞİVDE BAŞKA NELER VAR?

Tahir için bu koleksiyon, sadece belgelerden değil, aynı zamanda anılardan oluşuyor: “Film şirketlerinde beni samimiyetle karşılayan ağabeylerimi, azarlayıp kovalayanları, yirmi defa kapısına gittiğim, sonunda direncini kırdığım Dadaş Film’in sahibini gülümseyerek anıyorum. Bana çok yardımcı olan Dar Film çalışanı Pehlivan ağabeyimi hiç unutmuyorum. Her film, afiş, lobi, fotoğraf beni çocukluğuma, gençliğime, filmi ilk izlediğim anlara, afiş ve fotoğrafları bulduğum günlere götürüyor.”

Koleksiyonun en dikkat çekici parçalarından biri ise Yılmaz Güney’in “Duvar” filminde giydiği gömlektir. Ressam İsmail Yıldırım, 26 Ekim-21 Kasım 2019 tarihleri arasında İstanbul’daki Kuytu Artline’da düzenlenen “İsmail Yıldırım Özdemir Asaf Karşılaşması” sergisinde bu gömleği Tahir’e armağan etmiştir. (Not: Tahir Yüksel‘in 10 Ağustos 2014 tarihinde Simav’da çekilen fotoğrafları Mahir Yüksel imzası taşımaktadır.)

GÜLLÜ ANNE VE TAHİR YÜKSEL NE ZAMAN BULUŞTU?

Tahir, usta sanatçının annesi Güllü Anne’yi, kardeşi Leyla Demirezen’i ve çocuklarını kendi köy evinde ağırlama şansına sahip olmuştur. Evine kurduğu 16 mm sinema makinesiyle birlikte film izledikleri o duygusal anları Tahir şöyle özetliyor: “Filmde Yılmaz ağabeyimin düşmanları karşısında pes etmeyen, direnen görüntüleri perdede göründüğünde Güllü Anne başını iki yana sallardı. Filmden sonra bana sarılır öperdi. Anılarını anlatırdı.”

Tahir Yüksel ve Yılmaz Güney’in Emaneti: Karanlıktaki Işık
+ - 0

Tamamen Ücretsiz Olarak MaxiMag Bültenine Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Maxi Magazin ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

MaxiAI ile Haber Hakkında Sohbet

MaxiAI ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka yanlış bilgi üretebilir