fbpx
featured
  1. Haberler
  2. Kültür & Sanat
  3. Sönmez Bu Şafaklarda Fikri Sönmez: Can Yücel’in Saklı Dizeleri

Sönmez Bu Şafaklarda Fikri Sönmez: Can Yücel’in Saklı Dizeleri

Anlatılanların doğru kavranması ile yanlış yorumlanması arasındaki o keskin ayrım, bazen sadece tek bir kelimeyle belirlenir. Toplumsal linç kültürünün yaygınlaştığı şu günlerde, hakikatlerin ve yaşanmışlıkların üzerindeki örtüyü kaldırmak büyük bir...

service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Anlatılanların doğru kavranması ile yanlış yorumlanması arasındaki o keskin ayrım, bazen sadece tek bir kelimeyle belirlenir. Toplumsal linç kültürünün yaygınlaştığı şu günlerde, hakikatlerin ve yaşanmışlıkların üzerindeki örtüyü kaldırmak büyük bir hassasiyet gerektiriyor. Güncel gelişmeleri ve özel içerikleri takip etmek isteyen okurlar, BirGün’ün WhatsApp kanalına katılarak haberlere ulaşabilirler. Bu anlatı, bir düzeltmeden ziyade, tarihe düşülmüş bir not ve içten bir bilgilendirmedir.

Kimlerin hikâyesi bu?

Tanışıklığımız günümüzden çok farklı bir iklimde gerçekleşmişti. Gür sakalları, içkisiyle paylaştığı bıyıkları ve her daim dumanlı ciğerleriyle nev-i şahsına münhasır bir Can Yücel vardı karşımızda. Küfürü bir sanat gibi icra eder, laf atmalarının zekice karşılık bulmasını beklerdi. Onun bu tavrı bana her zaman Orhan Veli ve Oktay Rifat’ın ağaca taş atılan o meşhur dizelerini anımsatırdı. Attığı her taşın bir yankısı olsun, zekâ pırıltısı taşıyan bir cevap gelsin isterdi.

Datça’da neler yaşandı?

Sevgili Reşat’ın mekânında, “Sarı Kız” adını verdiği limonlu votkalar eşliğinde bir aradaydık. Can Yücel Hoca ile Datça’da kurduğumuz dostluk paha biçilemezdi. Ondan doğrudan bir küfür işitmesek de, o meşhur fırçalarından nasibini alanlara gıpta ile baktığımız çok olmuştur. Bir keresinde bana “Hekimoğlu türküsünü okusana.” dedi. Defalarca denememe rağmen tam 6 kez “Olmadı, tekrar.” diyerek beni durdurdu. Türkünün doğrusunun şu şekilde olduğunu vurguladı: “-Çiftlice muhtarı puşttur pezevenk, Hekimoğlu geliyor narinim uçkur çözerek. Doğrusu budur. Böyle söyleyeceksin.”

Neden bu şiir bu kadar önemli?

O günden sonra bu türküyü hep Can Hoca’nın öğrettiği gibi seslendirdim. Anneannemin Hekimoğlu sülalesinden gelmesi ve kızlık soyadının Hekim olması sebebiyle bu eser bizim için bir aile marşı gibidir. Bir gün Can Hoca, Datça baskılı bez çantasından bir A4 kâğıdı çıkarıp bana uzattı. Kâğıtta şu dizeler yazılıydı:

“SÖNMEZ BU ŞAFAKLARDA FİKRİ SÖNMEZ
Terzi Fikri öyle bir giysi dikti ki Fatsa’ya
O Gürcü öyle bir gürledi ki arkadaşlarıyla
Kimse çıkaramaz Fatsa’nın üstünden
Emek hakkının o muhteşem çıplaklığını”

O gür ve davudi sesiyle bana dönerek, “Ahmet, bunu türkü yapın.” talimatını verdi. Hikâye işte böyle başladı.

Nasıl bir değişim fark edildi?

Bu şiir daha sonra Papirüs Yayınları tarafından basılan Maalie kitabında “Terzi Fikri için” başlığıyla yer aldı. Kitabı her okuduğumda, ezberimdeki haliyle okuyup geçerdim. Ancak geçtiğimiz günlerde şiir sever bir dostumla yaptığım sohbette, kitaptaki metnin benim bildiğimden farklı olduğunu öğrendim. Hemen yeni bir Maalie edindim ve gördüklerime inanamadım. Yıllardır zihnimizde İstiklal Marşı’na atıfta bulunan o vurucu giriş dizesi adeta yok olmuştu. İnternetteki şiir bloglarını ve eski kayıtlarımı kontrol ettiğimde hayretim daha da arttı.

Kitaptaki versiyonda ne yazıyor?

Kitaptaki yeni versiyonda şiir şu şekilde yer alıyordu:
“Terzi Fikri öyle bir giysi dikti ki Fatsa’ya,
O Gürcü öyle bir gürledi ki arkadaşlarıyla,
Noktalar, noktah virgüller, askeri operasyonlar,
Kimseler çıkaramaz Fatsa’nın sırtından!
Emek hakkının sımsıcak çıplaklığını…”

Şairin eserini değiştirme hakkı saklıdır; ancak Can Hoca’nın Fatsa Şenliği’ndeki o coşkulu atmosferi ve 7 ay süren yerel demokrasi deneyimini bizzat yaşamış biri olarak, orijinal dizelerin o ruhu çok daha iyi yansıttığını düşünüyorum. Umarım bu değişim bir editör otosansürü değildir.

Ne zaman veda edildi?

Bu şiirsel sancıların ortasında, acı bir haberle sarsıldık: Ahmet Telli’yi kaybetmiştik. 37 yıllık dostum, mücadele arkadaşım artık yoktu. BİSED (Bilim Sanat Derneği) yöneticisi Cengiz Kaplan’dan gelen “Yaptığımız hazırlıkları kullanacağız” telefonuyla hüzne boğulduk. Ankara’nın Sanat Kurumu, Mülkiye ve Kardelen üçgeninde; Ahmet Erhan, Behçet Aysan, Zerrin Taşpınar, Lütfiye Aydın, İbrahim Karaoğlu ve Osman Gürel gibi isimlerle paylaştığımız o Sivas’ın ateşiyle yandığımız yıllar gözümün önünden geçti.

Nerede son buldu bu anlatı?

Necatibey Caddesi’ndeki İnşaat Mühendisleri Odası’ndaki veda töreni mahşeri bir kalabalığa sahne oldu. Ahmet Telli, resminden bize o tanıdık “arkadaşlık günleri” bakışıyla gülümsüyordu. Orada durumu anlattığım kadim dostum, sanat eleştirmeni İbrahim Karaoğlu bana, “Bunu yazmalısın. İnsanların bilmesini sağla.” dedi. Sonuç olarak, hafızamdaki o orijinal mısralar benim için her zaman baki kalacak. Can Yücel’in ve bizlerin dilinde o dize hep yaşayacak:

“Sönmez bu şafaklarda Fikri Sönmez / Terzi Fikri öyle bir giysi dikti ki Fatsa’ya / O Gürcü öyle bir gürledi ki arkadaşlarıyla / Kimse çıkaramaz Fatsa’nın üstünden / Emek hakkının o muhteşem çıplaklığını”

Sönmez Bu Şafaklarda Fikri Sönmez: Can Yücel’in Saklı Dizeleri
+ - 0

Tamamen Ücretsiz Olarak MaxiMag Bültenine Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Maxi Magazin ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

MaxiAI ile Haber Hakkında Sohbet

MaxiAI ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka yanlış bilgi üretebilir