63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, “Cinlerin Düğünü”, “Selma” ve “Son Yemek” filmlerinin gösterimleriyle aile içi çatışmalardan sosyal medyanın etkisine uzanan tartışmalara sahne oldu.
“Cinlerin Düğünü” geçmişle yüzleştiriyor
Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda gösterilen Ferit Karahan imzalı “Cinlerin Düğünü”, dünya prömiyerini yaptığı Toronto Film Festivali’nin ardından festival seyircisiyle buluştu. Film, uzak bir Anadolu köyünde yıllar sonra bir araya gelen dört kardeşin geçmişleriyle hesaplaşmasını anlatıyor.
Karahan, filmin çıkış noktasını “Kendi karanlığıyla yüzleşemeyen insan, kendi kaderini aşabilir mi?” sorusuyla açıkladı. Önceki filmleri gibi yapımın da kişisel hafızasından beslendiğini söyleyen yönetmen, “Hafızaya benzer çalışan bir kaos yaratmak istedim. Bütün film, insanı bir kâbus olarak yakalasın istedim” dedi.
Gerçeküstü anlatım tercihinin nedenini ise Karahan, “Yaşadığımız coğrafyada gerçeklik o kadar sert ki gerçeküstü öğeler katmadan anlatamıyoruz gerçekliği” sözleriyle ifade etti.
Filmde Ceren’i canlandıran Demet Özdemir, kadınların aile içinde üstlenmeye zorlandığı sorumluluklara dikkat çekti. Annesinin ölümünden sonra henüz çocukken ailenin bakım yükünü taşıyan Ceren’in hikâyesini anlatan Özdemir, “Kadınların yaşadığı sıkıntılar, verdikleri var olma mücadelesi bir coğrafyayla ilgili değil” dedi. Oyuncu, karakterin zamanla kabullenişten direnişe yöneldiğini belirterek “Benim için Ceren müthiş bir direniş örneği” ifadelerini kullandı.
“Selma” sosyal medyanın suç ortaklığını sorguluyor
Emre Kavuk’un yönettiği “Selma” da yarışma kapsamında seyirci karşısına çıktı. Film, oyunculuk kariyerinde aradığı başarıyı yakalayamayan Neslihan’ın, internet fenomeni arkadaşlarıyla para kazanmak için Alzheimer hastası Selma’nın hayatını gizlice yayımlamasını konu alıyor.
Senarist Mehmet Kavuk, karakterleri yalnızca suçlu olarak sunmadıklarını belirterek sosyal medyanın tanınma arzusunu ve linç kültürünü güçlendiren yönüne işaret etti. Ferat Emen ise filmin temel sorusunu “Ben izlediğim suçun ne kadar ortağıyım?” sözleriyle dile getirdi; sosyal medyanın suç, ahlak ve hukuk kavramlarının sınırlarını değiştirdiğini savundu.
Nilsu Yılmaz, insanların görünür olma arzusunu sorguladıklarını söyledi. Öykü Güven ise “Herkes, hayatının yaşandığını onaylattırmak istiyor. Ama sosyal medya aynı zamanda yalnızlaştıran bir şey” dedi.
Özcan Deniz: “Sinema daha özgür bir alan”
Özcan Deniz’in yönettiği ve Öykü Karayel ile başrolünü paylaştığı “Son Yemek” filminin galası da festival programında yer aldı. Gösterimin ardından Deniz, Karayel, Helin Kandemir ve Esra Ruşan izleyicilerle bir araya geldi.
Yönetmenlik ve oyunculuğu birlikte yürütmenin zorluklarını anlatan Deniz, televizyon projelerinde artık yer almak istemediğini açıkladı. “Hayatımdan artık televizyonu çıkarttım, diyebilirim; televizyon olmayacak” diyen Deniz, televizyon için istenen içerikleri üretmenin giderek güçleştiğini belirtti ve “Sinema daha özgür bir alan” dedi. Deniz, televizyon üretiminde ticari koşullar ile seyirci beklentilerinin de belirleyici olduğunu ifade etti.

