fbpx
featured

Altın Portakal söyleşilerinde göç ve barınma gündemi

AI 63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde 25 Ekim söyleşileri göç, kadın dayanışması, kentsel dönüşüm ve barınma sorununu gündeme taşıdı.

Google'da Abone Ol service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin 25 Ekim’deki ilk gününde film ekipleri izleyicilerle bir araya geldi. Gösterim sonrası buluşmalarda göçmenlerin yaşadığı ayrımcılık, kentsel dönüşüm, kadın dayanışması, barınma ve toplumsal eşitsizlikler sinemanın merceğinden tartışıldı.

Kadınların sinemadaki görünürlüğü

Açılış gününün özel belgesel gösteriminde Kameranın Arkasındaki Kadınlar izleyiciyle buluştu. Yönetmen Şeyda Canan, ilk filmini küçük bir ekiple çektiğini ve sektörden çok sayıda kadın ile erkeğin projeye destek verdiğini anlattı. Yapımcı, yönetmen ve senaristlerle uzun görüşmeler yaptığını belirten Canan, sinema sektörünün kendisine kapılarını açmasının önemini vurguladı.

Göç, ayrımcılık ve asimilasyon

Uluslararası Yarışma’daki Bir Türk Meselesi (A Turkish Case) filminin yönetmeni Hüseyin Aydın Gürsoy, yapımın kendi hayatından izler taşıdığını söyledi. Üç yaşında gittiği Fransa’da yaşamını kolaylaştırmak için adını değiştirdiğini aktaran Gürsoy, Türkiye ile Fransa arasında kalan bir karakter üzerinden göçmenlerin maruz kaldığı ayrımcılığı işlediğini belirtti.

Filmin yalnızca Türk diasporasını değil, göçmenlik deneyimini anlattığını ifade eden Gürsoy, “Sistem bizi asimilasyona doğru çekiyor aslında. Yani Fransa sisteminin, sadece hükümet değil iş dünyasında da, sizden bir asimilasyon beklentisi var” dedi.

Yönetmen, başkarakterin sahip olduğu ayrıcalıkları yitirmemek için giderek daha fazla ödün verdiğini, buna rağmen sonunda göçmen kimliği nedeniyle ayrımcılığa uğradığını anlattı. Gürsoy, izleyicinin filmden ayrılırken “Göçmenlerin Fransa’da kendilerini evinde hissetmeleri için ne yapabilirim?” sorusunu düşünmesini istedi.

Kentsel dönüşümün hafıza ve aidiyetle ilişkisi

Ufuk Emiroğlu’nun yönettiği Sevda filminin söyleşisinde kentsel dönüşüm ile kişisel hafıza arasındaki bağ ele alındı. Oyuncular Tülin Özen, Mert Fırat ve Ercan Kesal’ın da katıldığı buluşmada Emiroğlu, senaryoyu ailesinin geçmişi ve İstanbul’un değişen mahallelerinden hareketle yazdığını, Fikirtepe’deki dönüşümü yıllarca izlediğini anlattı.

Senaryo sürecinde de yer alan Ercan Kesal, filmin merkezinde sürgün, tutunamama ve aidiyet arayışı bulunduğunu söyledi. Türkiye’de iç göçün devam ettiğine dikkat çeken Kesal, “Sevda da böyle bir hikâye; dönüşüme, değişime direnemeyen bir kadın hikâyesi, bir taraftan da bir baba-kız hikâyesi” dedi.

Tatlı Maya’da kadın dayanışması

Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda gösterilen, Biket İlhan imzalı Tatlı Maya, farklı kültürlerden gelen üç kadının mücadelesini anlatıyor. Gösterim sonrasındaki söyleşiye Ayça Bingöl, Cansu Tosun, Emre Altuğ ve Suna Yıldızoğlu katıldı.

Biket İlhan, filmi geçmişteki mahalle ilişkilerinden yola çıkarak çektiğini belirterek, “Farklı kültürlerden, tarihlerden, dillerden, dinlerden gelen üç kadın var filmde. Ve üçü ne kadar güzel mücadele veriyor; buna çok ihtiyacımız var” dedi.

Ayça Bingöl, ayrımcılık ve nefretin güçlendiği bir dönemde kadın dayanışmasını anlatan bir yapımda bulunmaktan memnuniyet duyduğunu söyledi. Cansu Tosun ise ötekileştirilme ve dışlanmanın filmde güçlü biçimde işlendiğini, dayanışmanın hem destek alanı hem de destek vereni dönüştürdüğünü ifade etti.

Barınma güvencesizliği ve sistem eleştirisi

Ulusal Yarışma’daki Taş ve Tüy, hapisten çıktıktan sonra oğlunu sosyal hizmetlerden geri almaya çalışan Nazire’nin mücadelesini konu alıyor. Yönetmen Ragıp Türk, gösterim sonrası konuşmasında barınma sorununa ve toplumsal güvencesizliğe dikkat çekti.

Türk, “Temelde barınma sorunu var, tekinsiz bir atmosfer var ve doğruyu yapmak için sistem tarafından suç işlemeye sürüklenen insanlar var” dedi.

Oyuncu Tuğba Kürükoğlu, filmin sığınma, sahip olma ve ait olma gibi temel insani ihtiyaçları odağına aldığını belirtti. Özgür Meriç de karakterlerin çaresizliği üzerinden devletin sorumluluğunu sorgulayarak, “Hayat sana bir şans vermemiş, kızım biz sana bir şans verelim, diyemiyor mu?” ifadelerini kullandı.

Çekmeceler’de eril düzenin baskısı

Ulusal Özel Gösterim kapsamında sunulan Çekmeceler filminin söyleşisinde yönetmenler Mehmet Binay ve Caner Alper ile oyuncu Tilbe Saran yer aldı.

Mehmet Binay, filmin yakın bir arkadaşlarının yaşamından esinlenilerek kaleme alındığını ve senaryonun 13 farklı versiyonunun hazırlandığını anlattı. Caner Alper, baba karakterini oynayan Taner Birsel’in performansına değinerek çok sayıda erkek oyuncunun rolü kabul etmediğini söyledi.

Tilbe Saran, filmi yeniden izlediğinde erkek egemen düzenin oluşturduğu baskıyı daha yoğun hissettiğini belirterek, “Bugün bu filmi tekrar izlediğimde eril bir dünyanın bir erkeğin üzerindeki baskısı ve onun, tüm dünyaya olan baskısı ve çok ağır bedeller hissettim” dedi.

Kaynak: birgun.net

Altın Portakal söyleşilerinde göç ve barınma gündemi
0
Haber Bülteni
Bültenimize Katılın

Tamamen Ücretsiz Olarak MaxiMag Bültenine Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

Spam göndermiyoruz. İstediğiniz zaman abonelikten çıkabilirsiniz.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Akşam Kapanışı 26 Ekim 2026 akşam Haber Bülteni
Giriş Yap

Maxi Magazin ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

MaxiAI ile Sohbet Et

MaxiAI ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka asistanı

Merhaba, Ziyaretçi 👋

Bugün nasıl yardımcı olabilirim?

Sinema Altın Portakal söyleşilerinde göç ve barınma gündemi

Yapay zeka yanlış bilgi üretebilir