İş Sanat, Kibele Sanat Galerisi’nde açtığı “Bir Neslin Yükselişi: Erken Cumhuriyet’te Yurtdışı Eğitim Seferberliği” sergisiyle 1924-1954 arasındaki eğitim hamlesini mercek altına alıyor. Sergi, yurtdışına gönderilen gençlerin Türkiye’nin sanayi, bilim, tarım, madencilik ve kültür hayatına katkılarını belgelerle anlatıyor.
Bir neslin eğitim yolculuğu
Küratörlüğünü İzzeddin Çalışlar ve Hülya Öz’ün üstlendiği sergi, Cumhuriyet’in insan kaynağına yaptığı yatırımı ve eğitim vizyonunun en kapsamlı adımlarından birini görünür kılıyor. Serginin tasarımını Tetrazon’dan Burçak Madran hazırladı.
Babalarının mirasına tanıklık eden ikinci neslin temsilcileri olarak projeyi hazırlayan küratörlerden Hülya Öz, serginin amacını şöyle anlatıyor: “Fakir bir ülkenin çocuklarına devlet imkan sağlıyor ve onlar liyakat, cesaret, güven ve en önemlisi vatan sevgisiyle canla başla çalışıyor. Sakladığımız anı, belge ve fotoğraflarla 30 yıllık bir eğitim ve gelişim sürecini aydınlatmaya gayret ettik.”
Yurda dönen gençler fabrikalar kurdu
Serginin ikinci bölümü, yurtdışında eğitim alan gençlerin Türkiye’ye döndükten sonra üstlendiği görevleri ele alıyor. Bu isimler, öğrendiklerini ülkeye taşıyarak devlet kadrolarının oluşmasına katkı sağladı; sanayi, tarım ve madencilikteki ilk milli yatırımlara öncülük etti.
Maden Tetkik ve Arama, Etibank, Karabük Demir Çelik ve Sümerbank gibi kurumların yönetiminde görev alan bu kuşak, üniversite reformuyla çağdaş bilim dallarının Türkiye’ye gelmesine ve yeni kürsülerin kurulmasına da öncülük etti. Galeri boyunca yer alan özgeçmiş kutuları, bu kişilerin hikâyelerini tek tek aktarıyor. Cumhuriyet tarafından sanat eğitimi için yurtdışına gönderilen ve daha sonra Türk resminin ustaları arasında anılan isimlerin tabloları da seferberliğin kültür alanındaki etkisini gösteriyor.
Sandıklardan çıkan mektuplar ve fotoğraflar
Vitrinlerde, ailelerin yıllarca sakladığı mektuplar, fotoğraflar ve hatıralar yer alıyor. Belgeler, Anadolu’nun farklı bölgelerinden seçilen gençlerin nasıl planlı biçimde yurtdışına gönderildiğini, maddi ve manevi olarak desteklendiğini ve eğitim süreçlerinin nasıl takip edildiğini ortaya koyuyor.
Mektuplarda yabancı bir ülkede eğitim görmenin güçlükleriyle birlikte İkinci Dünya Savaşı’nın ağır şartları da anlatılıyor. Belgelerde öne çıkan ortak duygu ise yurda dönme kararlılığı. İzzeddin Çalışlar, bu hikâyenin şimdiye kadar birkaç tanınmış ismin gölgesinde kaldığını belirterek serginin liyakat, fırsat eşitliği ve denetim esaslarına dayanan projenin bilinen ve bilinmeyen kahramanlarını bir araya getirdiğini söylüyor. Çalışlar ayrıca “Sergilediklerimizin kaynağının ise ikinci neslin mensupları olması ayrıca anlamlı” diyor.
Serginin merkezinde Atatürk’ün sözü var
Hikâye, Kurtuluş Savaşı’nın ortasında düzenlenen 1921 tarihli Maarif Kongresi’yle başlıyor. Genç Cumhuriyetin tarım, eğitim, savunma, madencilik, enerji, kültür ve sanat alanlarında ülkeyi yeniden kuracak insanlara duyduğu ihtiyaç, 1929 tarihli 1416 Sayılı Kanun ile karşılık buluyor. Anadolu’nun dört bir yanından sınavla seçilen zeki ve çalışkan gençler, devlet bursuyla yurtdışına gönderiliyor.
Bu eğitim seferberliğinin ruhunu ise Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün gençlere söylediği şu söz oluşturuyor: “Sizleri birer kıvılcım olarak gönderiyorum; alevler olarak dönmelisiniz.”

