İngilizce ve Maltaca dillerini harmanladığı eserleriyle son dönemde global müzik arenasındaki yerini sağlamlaştıran Stefan Galea, 18 Temmuz tarihinde Ankaralı müzikseverlerle bir araya gelmeye hazırlanıyor. BirGün’ün güncel gelişmelerini ve özel içeriklerini paylaştığı WhatsApp kanalına ilgili bağlantı üzerinden ulaşarak takibe geçebilirsiniz.
Sound of Europe Festivali’nin beşinci buluşması kapsamında Çankaya Belediyesi Kuğulu Park’ta dinleyicilerin karşısına çıkacak olan Galea ile bu önemli performans öncesinde coğrafi sınırları aşan dijital bir söyleşi gerçekleştirdik. Sanatçıyla uluslararası kariyer yolculuğundan Eurovision tecrübesine, sosyal medyanın yaratım süreci üzerindeki etkilerinden iki dilli müzik üretimine kadar pek çok konuyu ele aldık.
Stefan Galea Ankara’da Ne Zaman ve Nerede Sahne Alacak?
Müzikseverlerin heyecanla beklediği konser, 18 Temmuz’da Çankaya Belediyesi Kuğulu Park ev sahipliğinde gerçekleşecek. “Pose” adlı son çalışmasıyla sanatsal ifadesinde daha özgür ve kalıpların dışına çıkan bir yol izleyen Galea, başarısının temelinde sahiciliğin yattığını ifade ediyor. “Bir sanatçının en büyük gücü kusursuz görünmek değil, kendisi olabilmek” diyen sanatçı, müziğini tamamen dürüstlük üzerine inşa ettiğini vurguluyor.
Sanatçının Sahne Felsefesi ve Yaklaşımı Nedir?
Galea’ya göre bir müzisyen için sahnede olmanın en önemli unsuru mükemmellik değil, samimi bir kırılganlık gösterebilmektir. Sanatçı bu konudaki görüşlerini şu sözlerle açıklıyor: “Sahnede gerçekten kendiniz olabilmek ve bunu özgürce ifade edebilmek büyük cesaret istiyor. Çünkü sahneye çıktığınız anda tüm kırılganlığınızı ortaya koyuyorsunuz. Bir sanatçı olarak yapmak istediğim şey de tam olarak bu. Kendimi dürüstçe ifade edemezsem yaptığım işin de bir anlamı kalmaz”.
Küçük Bir Ülkeden Uluslararası Başarıya Nasıl Ulaşıldı?
Malta gibi yüzölçümü küçük bir ülkeden çıkarak global bir kariyer inşa etmenin zorluklarına değinen Galea, bu mücadelenin kendisine büyük bir direnç kazandırdığını belirtiyor: “Müzik sektörü oldukça acımasız ve son derece rekabetçi bir alan. Küçük bir adadan geliyor olmak işleri kolaylaştırmıyor. Ama ben hiçbir zaman doğduğum yeri kendimi sınırlayan bir unsur olarak görmedim. Malta küçük olabilir ama uluslararası alanda önemli başarılara imza atan bir ülke. Bu yüzden bunu bir engel değil, aksine kimliğimin bir parçası olarak görüyorum. Üstelik bugün müzik sayesinde dünyanın her zamankinden daha fazla birbirine bağlı olduğu bir dönemde yaşıyoruz.”
Eurovision Deneyimi Sanatçıya Neler Kattı?
Eurovision ulusal seçmelerine katılımının hem sanatsal hem de kişisel gelişiminde bir dönüm noktası olduğunu ifade eden Galea, süreci şu sözlerle özetliyor: “Bu süreç bana çok büyük bir gelişim kazandırdı. Üstelik bu gelişim herkesin gözleri önünde yaşandı. Sahnede daha güçlü ve dayanıklı olmayı öğrendim. Eurovision benim ülkemde ve Avrupa’nın birçok yerinde çok büyük bir organizasyon. Böyle bir deneyim hem fiziksel hem zihinsel olarak ciddi bir hazırlık gerektiriyor. Karakterimi güçlendirdi, medyayla ilişkilerimi geliştirdi ve bana zorluklarla başa çıkabilecek bir direnç kazandırdı.”
Sosyal Medya Müzisyenleri Nasıl Etkiliyor?
Dijital platformların günümüz müzisyenleri için kaçınılmaz bir araç olduğunu, ancak bazen üretkenliği zorladığını belirten Galea, şunları ekliyor: “Günümüz müzisyenleri için en zor konulardan biri bu. Artık yalnızca müzik yapmak yetmiyor; aynı zamanda içerik üreticisi olmanız da bekleniyor. Açıkçası bu bazen oldukça yorucu olabiliyor. Çünkü benim asıl yapmak istediğim şey stüdyoda üretmek, şarkılar yazmak ve onları sahnede dinleyiciyle buluşturmak. Ama bugün sosyal medya olmadan ilerlemek ciddi bir dezavantaj. Bu yüzden sevsem de sevmesem de sosyal medya artık işimizin ayrılmaz bir parçası.”
Kalıcı Bir Şarkı Yapmanın Sırrı Nedir?
Galea’ya göre bir eseri yıllar sonra bile değerli kılan şey teknik başarıdan ziyade sanatçının içtenliğidir. Sanatçı bu durumu şöyle izah ediyor: “Bunun en önemli şartı kendinize karşı dürüst olmanız. Şarkıya gerçekten inanmanız gerekiyor. İşimiz dinleyiciye bir şey hissettirmek. Eğer bunu başaramıyorsak, yeniden başa dönüp çalışmamız gerekir.” Sanatçının ortak yapımcısı da müziğin dinleyiciyle kurduğu bağın içgüdüsel olduğuna dikkat çekerek şunları söylüyor: “Dinleyiciye hissedebileceği ve inanabileceği bir şey sunmanız gerekir. Bunun tek yolu da kendinize karşı dürüst olmak ve şarkıyı söylerken tamamen açık olabilmektir. İnsanlar bunu kelimelere ihtiyaç duymadan hisseder. Bir şarkının onlarda karşılık bulup bulmadığı ilk anda belli olur.”
İki Dilli Müzik Üretimi Nasıl Gerçekleşiyor?
Eserlerinde İngilizce ve Maltacayı bir arada kullanmasının kültürel bir yansıma olduğunu dile getiren sanatçı, “Biz iki dilli bir ülkeyiz; bu kültürümüzün ve kimliğimizin doğal bir parçası. Son yıllarda Malta’da Maltaca yazılmış ya da iki dili birlikte kullanan şarkılara ilgi giderek artıyor. Elbette dilin fonetik yapısı nedeniyle bunun bazı zorlukları var. Ama şarkı doğru yazıldığında bunun üstesinden gelmek kesinlikle mümkün.” açıklamasında bulunuyor.
Ankara Konserinde Dinleyicileri Neler Bekliyor?
Kendi repertuvarının yanı sıra popüler parçalara da yer verecekleri Ankara konserinde dinleyicilerle güçlü bir etkileşim yakalamayı hedefleyen Galea, “Sahneye bol enerjiyle çıkacağız ve seyircinin bizimle birlikte eğlenmesini istiyoruz. Herkesin bildiği popüler şarkıların yanı sıra kendi repertuvarımdan parçalar ve Malta’da çok sevilen Maltaca şarkılar da seslendireceğiz. Dilimiz Sami dillerinden izler taşıyor. Özellikle “Pose” gibi şarkılarımda kullandığım bazı tınıların Türk dinleyicisinde de güçlü bir karşılık bulacağına inanıyorum.” dedi. Sanatçı son olarak Türk dinleyicisine, “Müziğimi dinlediğiniz, beni takip ettiğiniz ve verdiğiniz destek için hepinize çok teşekkür ederim. Umarım farklı kentlerde de müziğim aracılığıyla buluşma fırsatı yakalarız.” sözleriyle seslendi.
Tüm etkinliklerin ücretsiz olarak düzenlendiği Sound of Europe Festivali’nin tam programına organizasyonun resmi web sitesinden ulaşmak mümkün.




