Türkiye Yayıncılar Birliği, yayıncılık dünyasının güncel durumunu mercek altına alan “2025 Yılı Kitap Pazarı Raporu” verilerini paylaştı. Ekonomik dalgalanmaların ve döviz kurlarındaki artışın gölgesinde kalan sektörde, kişi başına düşen kitap sayısı 8,2 olarak belirlendi. Raporda öne çıkan en kritik bulgu ise, gelişmiş dünya ekonomilerinde pazarın lokomotifi olan akademik yayıncılığın Türkiye’de %1‘in altına gerileyerek ciddi bir kriz sinyali vermesi oldu.
Yayıncılık Sektörü Neden Ekonomik Daralma Yaşıyor?
2025 yılı verileri, kitap pazarının enflasyon ve maliyet artışları karşısında kan kaybettiğini kanıtlıyor. Sektör, bir önceki yıla kıyasla %1,5 oranında bir küçülme kaydederek yılı 407.777.284 adet bandrollü kitap üretimiyle tamamladı. Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından sunulan ücretsiz kaynaklar ve bandrolsüz üretimler de hesaba katıldığında, toplam kitap adedi yaklaşık 707 milyon seviyesine ulaştı.
Finansal tabloya bakıldığında, perakende kitap pazarı 2025’te TL bazında %23,91 büyüyerek 59,2 milyar TL‘lik bir hacme ulaştı. Ancak bu büyüme, TÜİK tarafından %30,89 olarak açıklanan 2025 yılı enflasyon oranıyla karşılaştırıldığında, pazarın reel anlamda %6,98 oranında daraldığı görülüyor. Yayıncılar, döviz bazlı maliyetlerin %84 artmasına rağmen, önerilen perakende satış fiyatlarında %15‘lik bir geri çekilme yaşandığını belirtiyor.
Akademik Yayıncılıkta Çöküş Ne Zaman ve Nasıl Başladı?
Rapordaki en sarsıcı veriler, akademik yayıncılık kategorisinde gözlemlendi. Gelişmiş ülkelerde toplam pazarın %20 ile %30‘unu kapsayan bu alan, Türkiye tarihinde ilk kez %1 eşiğinin altına düştü. Bu dramatik düşüşün arkasındaki temel faktörler ise şu şekilde sıralandı:
- Yasal olmayan fotokopi işlemleri ve dijital platformlardaki korsan paylaşımlar.
- CİMER’e iletilen şikayetler sonucunda üniversitelerdeki öğretim üyelerinin öğrencilerine kitap önermesinin engellenmesi.
Bu baskılar neticesinde, geçmişte ortalama 2.000 adet olan akademik eser tirajları, ilk baskılarda 542‘ye, genel ortalamada ise 681‘e kadar gerilemiş durumda.
Okur Tercihleri ve Kategoriler Arasındaki Farklılıklar Nelerdir?
Ekonomik kriz ve değişen okuma alışkanlıkları, farklı türlerdeki baskı sayılarını doğrudan etkiledi. Yetişkin kurgu ve edebiyat eserlerinde daha önce 2.000-3.000 bandında olan ilk baskı adetleri, güncel verilerle 1.152 seviyesine düştü. Kültür yayınları kategorisi ise krizden en ağır darbeyi alan alan oldu; bu kategorideki üretimde %8‘lik bir azalış kaydedildi.
Hangi Alanda Yükseliş Yaşanıyor ve Satışlar Nereden Yapılıyor?
Sektörün umut verici tek noktası çocuk kitapları oldu. Bu kategoride ilk baskı tirajları ortalama 4.591, yeniden basımlarda ise 6.194 adetle sektör genelinin üzerinde bir performans sergilendi. Satış kanallarında ise dijitalleşme etkisini artırmaya devam ediyor. 2025 yılında toplam çevrimiçi kitap satışlarının sektördeki payı %42 olarak kaydedilirken, kültür yayınları özelinde bu oran %66,42‘ye kadar yükseldi.
Türkiye Yayıncılar Birliği’nin sunduğu bu veriler, sektörün toplamda yüzde 1,5 daraldığını ve kişi başına düşen kitap sayısının 8,2’ye gerilediğini tescilledi. Akademik yayıncılığın durma noktasına geldiği bu dönemde, çocuk kitapları sektörü ayakta tutan ana unsur olarak dikkat çekiyor.




