Sanatçı Burcu Ünlü, dünya sanat çevrelerinin merakla beklediği 61. La Biennale di Venezia kapsamında gerçekleştirilecek olan resmi paralel sergi Personal Structures’ta sanatseverlerle buluşacak. ACT Contemporary ile European Cultural Centre Italy ortaklığında düzenlenen bu prestijli etkinlik, 9 Mayıs – 22 Kasım 2026 tarihleri arasında ziyarete açık olacak. Ünlü’nün eserleri; zaman, mekân ve varoluş düzleminde, şehri hafıza, algı ve içsel süreçler üzerinden şekillenen, dinamik bir alan olarak yeniden yorumluyor.
Sanat Pratiğinde Önemli Bir Eşik
Venedik Bienali ile eş zamanlı düzenlenen Personal Structures sergisine katılımını değerlendiren Burcu Ünlü, bu süreci kariyerinde kritik bir aşama olarak görüyor. Üretimlerini uluslararası bir platformda sergilemenin ötesinde, bu katılımın düşünsel derinliğini de önemsediğini belirten sanatçı şu ifadeleri kullanıyor: “Bu katılımı pratiğimde belirli bir dönüm noktası olarak görüyorum. Uluslararası bir görünürlük sağlamanın ötesinde, üretimimin farklı düşünsel çerçeveler içinde yeniden ele alınmasına imkân tanıması bakımından da önem taşıyor. Hafıza, zaman ve mekânla kurduğum ilişki; katmanlı ve yer yer parçalı bir yapı üzerinden ilerliyor. Bu anlamda Personal Structures sergisinin sunduğu çerçeveyle doğal bir kesişim yakalıyorum.”
Sanatçı, hafıza kavramını üst üste binen ve her defasında yeniden inşa edilen izler bütünü olarak tanımlarken, zamanı ise geri dönüşler barındıran katmanlı bir yapı olarak kurguluyor. Bu iki kavramın mekânla birleşmesi, Ünlü’nün üretiminde anlam yüklü karşılaşma alanları yaratıyor.
Zaman, Mekân ve Varoluşun Sanatsal İzdüşümü
Eserlerindeki düşünce hattının serginin kavramsal temasıyla örtüştüğünü dile getiren Ünlü, zaman ve hafızanın işlerinde yüzeysel değil, derinlikli bir biçimde var olduğunu söylüyor. Sanatçı, yaklaşımını şu sözlerle detaylandırıyor: “Zaman ve hafıza, işlerimde doğrudan görünür olan üzerinden ilerlemiyor; daha çok yüzeyin altında biriken, yoğunlaşan ve zamanla açığa çıkan katmanlar üzerinden hissediliyor. Görüntünün taşıdığı anlam, tek bir ana sabitlenmek yerine, izler ve birikimler üzerinden genişliyor. Bu yaklaşım, bir şehre ya da bir insana bakışımı da şekillendiriyor; dikkatimi çeken şey, sabit bir görüntüden ziyade, içinde biriken ve dönüşen yapı. Bu nedenle sergiyle kurduğum ilişkiyi, ortak bir düşünme zemininin kesişmesi olarak görüyorum. Aynı soruların farklı biçimlerde dolaşıma girdiği bir alan içinde yer almak, üretimimin bağlamını genişleten bir karşılaşma yaratıyor.”
Duygusal Bir Topografya Olarak İstanbul
Ünlü’nün “İstanbul” serisi, şehri coğrafi bir haritadan ziyade zihinsel bir harita gibi ele almasıyla dikkat çekiyor. İstanbul ile kurduğu bağın teknik bir şehir deneyiminden uzak olduğunu vurgulayan sanatçı, “İstanbul’la kurduğum ilişki başından beri ölçülebilir bir şehir deneyimine dayanmadı. Daha çok akış, yoğunluk ve çelişkiler üzerinden hissedilen bir yapı söz konusu. Bu nedenle “İstanbul” serisinde semtler, harita üzerindeki karşılıklarından bağımsız olarak, deneyimle biçimlenen alanlar halinde beliriyor,” diyor.
Sanatçı için Balat, Adalar ve Beyoğlu gibi semtler; sınırlarla çevrili yerler olmaktan çıkıp farklı ruh hallerinin ve geçişlerin biriktiği alanlara dönüşüyor. Bu parçalı algı, kenti içsel bir harita olarak okumasına olanak tanıyor.
Hafızanın ve İçsel Mekânın Derinliği
Kentin katmanlı yapısını incelerken hafızanın kendisi için merkezi bir konumda olduğunu ifade eden Ünlü, dönüşüm ve aidiyetin bu zemin üzerinde şekillendiğini belirtiyor. Şehrin yüzeyindeki değişimin altında bir süreklilik hissi arayan sanatçı, bir mekânın ne zaman “içsel” hale geldiğini şu şekilde açıklıyor: “Bir mekânın içsel bir hal alması, deneyimin yalnızca görsel düzeyde kalmadığı anla ilgili. Algı, mekânla kurulan ilişki içinde derinleşmeye başladığında, orada bulunma durumu yerini hissetmeye ve içselleştirmeye bırakıyor. Bu süreçte mekân dışarıda duran bir yapı olmaktan uzaklaşıp, kişinin algısıyla birlikte şekillenen bir deneyime dönüşüyor.”
Şehrin Hatırlanan ve Görülen Yüzü
Hafıza ile mekân arasındaki bağı kopmaz gören Burcu Ünlü, şehrin çoğunlukla hatırlandığı biçimiyle varlığını sürdürdüğünü savunuyor. Hafızanın görselliği dönüştürerek yeniden kurguladığını söyleyen sanatçı, “Hafıza, görüleni olduğu gibi saklamıyor; dönüştürüyor, yeniden kurguluyor. Geride kalan izler, algıyı her seferinde farklı bir yerden kuruyor,” ifadelerini kullanıyor. Ünlü’ye göre, İstanbul gibi dinamik şehirlerde sanat üretimi, belgeleme yapmaktan öte, kente dair derin izler bırakma işlevi görüyor.




