fbpx
featured
  1. Haberler
  2. Kültür & Sanat
  3. Gözün Aydın: Haset, Kıskançlık ve Sevinci Paylaşma Çıkmazı

Gözün Aydın: Haset, Kıskançlık ve Sevinci Paylaşma Çıkmazı

BirGün’ün güncel gelişmelerini ve özel haberlerini kaçırmamak adına WhatsApp kanalını buraya tıklayarak takip edebilirsiniz. Tatilin sakinliğinde yazma eylemi üzerine derin düşüncelere dalmışken, Marguerite Duras’ın zihnimdeki yankıları kumsaldaki gerçek bir diyalogla...

service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

BirGün’ün güncel gelişmelerini ve özel haberlerini kaçırmamak adına WhatsApp kanalını buraya tıklayarak takip edebilirsiniz.

Tatilin sakinliğinde yazma eylemi üzerine derin düşüncelere dalmışken, Marguerite Duras’ın zihnimdeki yankıları kumsaldaki gerçek bir diyalogla birleşti. Bir anne ve ergenlik çağındaki kızının arasında geçen tartışma, aslında kuşaklar arası bir çatışmadan çok daha derin duygusal katmanları barındırıyordu. Annesinin matematik çalışması yönündeki baskısına “Müzisyen olacağım, sizin gibi sıkıcı bir hayat yaşamayacağım” diyerek sert bir karşılık veren genç kızın bu çıkışı, Duras’ın meşhur ‘Sevgili’ romanındaki o unutulmaz sahneyi anımsattı.

Kuşaklar Arası Haset Neden ve Nasıl Ortaya Çıkar?

Marguerite Duras, romanında genç bir kızın yazar olma arzusuna annesinin verdiği omuz silkme tepkisini “unutulmaz” olarak niteler ve bu durumu tek bir sözcükle teşhis eder: “Kıskanç.” Bu duygunun yarası, basit bir çekememezlikten çok daha derindir; çocuk, en büyük sevincini götürdüğü yerde onu karşılayacak bir muhatap bulamaz. Benzer bir durumu Franz Kafka da yaşamış, babasına söyleyemediklerini bir mektuba dökmüş ve iletmesi için annesine vermişti; ancak o mektup babasına hiç ulaşmadı. Ebeveynler, çocuklarının arzuları karşısında her zaman samimi bir mutluluk duyamayabilir; çünkü o arzu bazen onlara kendi vazgeçişlerini, yaşayamadıkları hayatları ve olamadıkları kişileri hatırlatır. Sessizlik veya küçümseme tam da bu noktadan doğar. Haset, sadece akranlar arasında yatay değil, bazen yukarıdan aşağıya doğru da akabilir.

Haset ve Kıskançlık Arasındaki Temel Farklar Nelerdir?

Günlük yaşantımızda herkesin başarılarını tam anlamıyla paylaşamadığı bir yakını mutlaka vardır; terfisinden bahsedemediği bir dostu ya da mutluluğunu küçülterek anlattığı bir akrabası… Genellikle birbiriyle karıştırılan haset ve kıskançlık kavramları aslında farklıdır. Sevgilisinin telefonunu gizlice kontrol eden kişi elindekini koruma içgüdüsüyle hareket eder; burada üçüncü bir kişi vardır ve korkunun temelinde sevgi yatar. Ancak içi ekşiyen, yani haset eden kişi bir şeyi korumaz; sadece bakar. Ortada üçüncü bir kişi yoktur; sadece bakan ve bakılan vardır. Ve bu bakış sadece istemekle kalmaz, o şeyin bozulmasını diler. Başkasının elindeki iyi, haset edene kendi eksikliğini gösteren bir aynadır ve o kişi aslında o aynayı kırmak ister.

Sevinci Söylemek ile Göstermek Arasında Ne Fark Var?

Peki, iyi haberler paylaşılamadığında nereye gider? Cevap: Vitrine. Çağımızın en büyük sırrı, göstermek ile söylemek arasındaki bu ince ayrımda gizlidir. Göstermek kalabalığa ve seyirciye yöneliktir; oysa söylemek, tepkisi beklenen, yüzüne güvenle bakılan ve gölgesinden korkulmayan bir muhatap gerektirir. Sevinç söylenemediği noktada gösterilir: tatil kareleri, terfi duyuruları ve kutlama sofraları bu şekilde sergilenir. Ancak gösterilen sevinç, söylenmiş sevincin verdiği tatmini sağlamaz; seyirci alkışlasa da o duyguyu tam olarak karşılayamaz.

‘Haset Sarmalı’ Modern Hayatı Nasıl Etkiliyor?

Araştırmacıların ‘haset sarmalı’ olarak tanımladığı bu döngü, bireyi sürekli kendi vitrinini parlatmaya zorlarken, o ışıltılı vitrin başkalarının hasedini üretir. John Berger’in reklam dünyası için yazdığı — “sana nesneyi değil, imrenilen halini satar” — ilkesi, artık herkesin kendi hayatına uyguladığı bir teknik haline gelmiş durumda. Herkes birbirine vitrinini sergiliyor ama kimse gerçek sevincini söyleyemiyor. Üstelik hasetlenmek toplumsal bir ayıp olarak görüldüğü için bu duygu yok olmuyor; yeraltına inip ‘Zaten mutlu değillerdir’ veya ‘Kim bilir nasıl kazandı’ gibi rasyonalize edilmiş cümlelerle yaşamaya devam ediyor. Bu cümleleri kuran kişi içindeki hasedi değil, kendi haklılığını duyar.

Yaratıcılık ve Kıskançlık Hangi Noktada Kesişiyor?

Görüşme odalarında haset bir kusur değil, bir harita olarak dinlenir; çünkü kimse kayıtsız kaldığı bir şeye haset etmez. İçiniz neye ekşiyorsa, arzunuz tam orayı işaret ediyordur. Psikanalist Michèle Montrelay, yazmaya başlamadan önceki o boş sayfa karşısındaki terk edilmişlik hissini, âşıkken hissedilen kıskançlıkla özdeşleştirir. Yaratıcılık ve kıskançlık aynı eşikte beklerken, Marguerite Duras bu duyguyu yıkımdan bir sanat eserine dönüştürmeyi başarmıştır. Annesinin omuz silkişinin üzerine onlarca kitap yazarak dünya edebiyatının devleri arasına giren Duras’ın ‘Sevgili’ eseri, aslında söylenememiş bir sevincin başka bir muhatap bulmuş hali değil midir?

Kültürümüz, bakışın bu iki yüzünü psikanalizden çok daha önce keşfetmiş. Kem göze karşı boncuklarla önlem alan dilimiz, sevinci kutlarken de aynı organı seçerek “Gözün aydın” demiştir. Dil, iyiliğin ve tehlikenin aynı kapıdan, yani bakıştan girdiğini bilir. Bakışa bu kadar anlam yüklenen bir toplumda, kişinin kendi bakışını tanımasından daha koruyucu bir nazarlık yoktur.

Gözün Aydın: Haset, Kıskançlık ve Sevinci Paylaşma Çıkmazı
+ - 0

Tamamen Ücretsiz Olarak MaxiMag Bültenine Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Maxi Magazin ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

MaxiAI ile Haber Hakkında Sohbet

MaxiAI ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka yanlış bilgi üretebilir