fbpx
featured
  1. Haberler
  2. Kültür & Sanat
  3. Gizil Nekropolitika: Salgınlar ve Sömürgeciliğin Karanlık Yüzü

Gizil Nekropolitika: Salgınlar ve Sömürgeciliğin Karanlık Yüzü

Prof. Dr. Feride Aksu Tanık tarafından kaleme alınan ve Ayrıntı Yayınları etiketiyle okurlarla buluşan “Gizil Nekropolitika: Sömürgecilik, Pandemiler ve Aşı Emperyalizmi” adlı eser, sağlık sisteminin perde arkasındaki gerçeklere odaklanıyor. BirGün’ün...

service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Prof. Dr. Feride Aksu Tanık tarafından kaleme alınan ve Ayrıntı Yayınları etiketiyle okurlarla buluşan “Gizil Nekropolitika: Sömürgecilik, Pandemiler ve Aşı Emperyalizmi” adlı eser, sağlık sisteminin perde arkasındaki gerçeklere odaklanıyor. BirGün’ün güncel gelişmelerini ve özel dosyalarını kaçırmamak adına platformun WhatsApp kanalını takip listenize ekleyebilirsiniz. Feride Hoca, bu önemli çalışmasını sömürge düzeni ve neoliberal sağlık stratejileri nedeniyle sessizce hayata gözlerini yuman, en iyi ihtimalle ise grafiklerdeki birer nesneye dönüşen insanların anısına ithaf ediyor.

Salgınların Ekonomi Politiği ve İdeolojik Kökenleri

Kitap, AIDS/HIV ve yakın zamanda deneyimlediğimiz COVID-19 pandemisi üzerinden, hastalıkların ortaya çıkışından tedaviye erişim süreçlerine kadar anlatılanların ötesindeki hakikatleri irdeliyor. Bu gerçeklerin ancak toplumcu bir vizyon ve bilimsel ahlaka sahip hekimler tarafından gün yüzüne çıkarılabileceğini belirten Feride Hoca, eserinde şu çarpıcı tespitte bulunuyor: “Bulaşıcı hastalık salgınlarının yolu sömürgecilik ve ırkçılıkla kesişmiyor, aslında bu salgınlar bizatihi sömürgecilik, ırkçılık ve kapitalizmden köken alıyor.”

Salgınları sadece biyolojik etmenler olan virüs, bakteri veya parazitler üzerinden değerlendirmek, resmi eksik bırakır. Bu krizlerin temelinde emperyalist kapitalist sistemin, ırkçılığın ve sömürgeciliğin belirlediği siyasal ve ekonomik süreçler ile bunların doğurduğu eşitsizlikler yer almaktadır. Bu acımasız düzen, özünde kimin yaşayıp kimin öleceğine karar veren bir nekropolitika, yani ölüm politikası yürütmektedir.

İlaç ve Aşıda Fikri Mülkiyet Bariyeri

Feride Aksu Tanık, AIDS ve COVID-19 hastalıklarını seçme nedenini; kamusal kaynaklarla üretilen ilaç ve aşılara erişimin Dünya Ticaret Örgütü’nün TRIPS (Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Hakları) anlaşmasıyla nasıl baltalandığını göstermek olarak açıklıyor. Bu süreç, kapitalizmin ve emperyalizmin en temel insan hakkı olan sağlıklı yaşam ve sağlık hizmetlerine erişim hakkını ne denli pervasızca gasp ettiğini kanıtlıyor.

AIDS: Afrika’nın Sömürgeleştirilme Hikayesi

Resmi kayıtlara göre 1980’lerin başında Kaliforniya’daki eşcinsel bireylerde görüldüğü söylenen AIDS’in kökeninde, aslında Afrika’da başlayan derin bir dram yatmaktadır. Virüsün türler arası geçişinden pandemiye evrilmesine kadar geçen süreçte; kıtanın sömürgeleştirilmesi, doğanın tahrip edilmesi ve yapısal şiddet belirleyici olmuştur. Milyonlarca insanın patent korumaları ve fahiş ilaç fiyatları nedeniyle ölüme terk edildiği bu süreçte, 11 yıl önce anneden bebeğe HIV geçişini durdurmayı başaran ülke ise Sosyalist Küba olmuştur.

COVID-19 ve Derinleşen Sınıfsal Uçurum

Kapitalizmin yapısal krizlerinin sürdüğü bir dönemde gelen COVID-19 pandemisi, zengin ile yoksul arasındaki makası daha da açmıştır. Topluma “evde kal” çağrıları yapılırken; işçiler, göçmenler ve dezavantajlı kesimler çalışmak zorunda kalarak hastalıkla ve ölümle burun buruna gelmiştir. ABD’den Brezilya’ya, Hindistan’dan Türkiye’ye kadar pek çok ülkede vaka sayıları şeffaf bir şekilde paylaşılmamış, kâr tutkusu etik değerlerin önüne geçmiştir.

Toplumsal fonlarla geliştirilen COVID-19 aşıları, patent engelleri nedeniyle küresel bağışıklığı sağlayamamıştır. Gelişmiş ülkeler kendi nüfuslarının birkaç katı kadar aşı istiflerken, yoksul coğrafyalar çaresiz bırakılmıştır. Uluslararası COVAX girişimi, 2021 yılının sonuna dek 92 düşük ve orta gelirli ülke nüfusunun beşte birini aşılamayı planlamış olsa da, bu hedefin yalnızca dörtte birine ulaşabilmiştir.

Güvenlikçi Politikalar ve Karar Mekanizmaları

Pandemi süreci, temel hakların kısıtlanması ve güvenlikçi politikaların hayata geçirilmesi için bir zemin oluşturmuştur. Karantina gibi tıbbi kavramların yerini sokağa çıkma yasakları almış, yönetimin direksiyonuna İçişleri Bakanlığı geçmiştir. Bu durum, özellikle emekçi kesimin aleyhine olan kararların uygulanmasını kolaylaştıran bir araç haline gelmiştir.

Sömürgeci Tıp ve Eğitim Modelleri

Kitabın “Karanlık Arka Plan” bölümü, tropikal tıp okullarının ve sömürgelerdeki sağlık hizmetlerinin tarihsel kökenine ışık tutuyor. 1955 tarihli British Medical Journal Dergisi’nde yer alan şu alıntı, dönemin zihniyetini özetliyor: “Afrika’da medeniyetin ve sömürgeciliğin düşmanı Mehdilik değil sıtmadır. Emperyalizm karşıtı direniş hareketleri neyse tropikal hastalıklar da odur!”

Bu bağlamda kurulan Londra Tropikal Tıp ve Hijyen Okulu (LTTHO), Koloni Ofisi tarafından tamamen sömürge kaynaklarıyla finanse edilen bir kurum olarak hayata geçirilmiştir. Benzer şekilde; Madagaskar, Güney Afrika, Uganda, Sudan, Nijerya, Kongo Demokratik Cumhuriyeti ve Zimbabve gibi ülkelerde kurulan tıp fakülteleri de Avrupa modelini kopyalayan, ırkçı ve sömürgeci bir mantıkla inşa edilen eğitim yuvaları olmuştur.

Eser, büyük hekim Rudolph Virchow’un “Tıp bir sosyal bilimdir ve siyaset, tıbbın daha geniş ölçekte uygulanmasından başka bir şey değildir” sözünü hatırlatarak, tıbbın sadece biyolojik bir alan olmadığını, ekonomi politiğin bir parçası olduğunu vurguluyor.

Gizil Nekropolitika: Salgınlar ve Sömürgeciliğin Karanlık Yüzü
+ - 0

Tamamen Ücretsiz Olarak MaxiMag Bültenine Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Maxi Magazin ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

MaxiAI ile Haber Hakkında Sohbet

MaxiAI ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka yanlış bilgi üretebilir